Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

“Bir kuş yolunu nasıl kaybedebilir?”



Toplam oy: 74
Sam Shepard // Ülker İnce
Everest Yayınları
Shepard’ın anlatısını, birbirini takip eden kısa filmler veya hızla yol alan bir arabanın sağından solundan akan manzara diye nitelemek olası.

Sinema meraklıları hatırlayacaktır; 1984’te Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan, yönetmenliğini Wim Wenders’ın üstlendiği Paris, Texas filminin esin kaynağı, Sam Shepard’ın kaleme aldığı Motel Günlükleri’ydi. Oyuncu, yönetmen, öykü ve oyun yazarı Shepard, hayatının büyük bir bölümünü notlar, şiirler, kimi zaman günceye çalan parça parça metinler, anılar ve fotoğraflarla anlatıyor Motel Günlükleri’nde. Kitap bu anlamda, hem kentler ve olaylar hem de türler arasında bir yolculuk. Aynı zamanda Vahşi Batı ve Aç Sınıfın Laneti gibi klasikleşmiş yapıtları başta olmak üzere, Shepard’ın tüm eserlerine ışık tutan bir günce. 

Sam Shepard, kendine özgü anlatımını, doğum yeri Illionis’yla, California’daki çocukluğuyla, çalıştığı çeşitli işlerle, sinemayla, oyun-hayat bağlantısıyla bir arada okura sunarken gerçek ile fantastik arasındaki dengeyi elden bırakmadan, kendisinden bir öykü ve roman karakteri gibi bahsediyor. Shepard, elinde (veya peşinde) bir kamera varmışçasına hayatının her noktasına, kitaptaki kısa öykü ve şiirlerindeki karakterlerin yaşamına girip çıkarken güzellemeler yaptığı Texas’a, kimi zaman “zavallı” deyip çocuksu bir acımayla yaklaşıyor.

 

Paris, Texas filminden

 

Motel Günlükleri’nin bir başka özelliği, zamanlar arasındaki geçişler; kah Shepard’ın çocukluğuyla (ilk kez okuldan kaçışıyla ya da babasından yediği dayakla) kah sinema oyuncularına öykünen genç bir adamla ve profesyonel bir gezginle karşılaşıyoruz. Kısa bir süre dolaşmak için arkadaşıyla araba çalıp yola çıkması ve ardından kendisini Meksika’da bulması da bu profesyonel gezginliğe dahil!

Shepard’ın anlatısını, birbirini takip eden kısa filmler veya hızla yol alan bir arabanın sağından solundan akan manzara diye nitelemek de olası. O manzaraya, Los Angeles’ta yazdığı bir dörtlüğün eşlik edişi de cabası: “İnsanlar burada/ kimmiş numarası yapıyorsa/ o olmuş/ durumda.”

 

Sorular ve isimler

Shepard’ın duraklarından biri de ailesi: Babası, “belinde tabancası”yla betimlediği annesi, büyükbabası, amcaları… Sonra sıra isminin hikayesine geliyor: “Yedi kuşaktır hep aynı adı taşıyan erkeklerinkinden geliyor adım, hepsi de ilk oğullarına babalarının adını vermiş, analarsa oğulları yarı bellerine kadar gelen buğdayların arasında, açık havada babalarıyla birlikte çalışırken kendi isimlerini, babalarınınkiyle karıştırmasınlar diye onlara takma adlar vermiş.”

Motel Günlükleri’nin esprisi hatırlamada, kurgulamada, gerçeği edebi anlamda eğip bükmede ve zihni zorlayan sorularda gizli. California Homestead Vadisi’ndeyken Shepard, “Bir kuş yolunu nasıl kaybedebilir?” diye sorarken anımsamadığı ve yaşamadığı yılları neden özlediğini sorguluyor. Hatırladığı günlerde ise Burt Lancaster, Gary Cooper ve Nina Simone yer alırken, “herhangi bir ışığın karanlıktan iyi olduğu” geceler yaşayıp sabah yüzüne vuran çöl sıcağıyla uyanıyor. Bu sırada zihnine tebelleş olan bir başka soru daha var: “Hangi noktaya kadar gitmeli, ötesine geçmenin tehlikeli olduğu nokta hangisidir?”


Yürümenin, her zaman bir yere varma amacı taşımadığını veya gitmeye kalkışmak için nedenler uydurmayı bırakması gerektiğini düşündüğü bir seyahat halinde Shepard. Pek çok coğrafyanın yanı sıra uçak gördüğünde, ensesinde İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma şarapnel yarasıyla oynayan babasının yanına uğruyor.

Shepard’ın gezginliğinin ve yaşamının önemli bir bölümünün kağıda dökülmüş biçimi olan Motel Günlükleri, aynı zamanda bunların hikayeleştirildiği ve hikayelerle desteklendiği bir metin. Hayaller, gerçekler, imgeler ve fantezilerle örülü kitap, Shepard’ın geçmişiyle bugünü arasında kurduğu edebi ve hakikatlere dayanan bir bağlantı beri yandan.

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

1970’lerde Tutunamayanlar yayımlandığında edebiyat kamuoyunda derin bir sessizlikle karşılanmıştı. Bunun nedenleri epeyce tartışıldı ancak şurasını hatırlatmakta fayda var: Kalbi bu dünya için fazla hassas olanların sayıca artıp toplumda daha görünür olduğu dönemler ile Oğuz Atay’ın kitabının tanınıp bilinirliği arasında doğrudan bir ilişki var.

Silvan Alpoğuz: Postmodern ve politik

 

Bolaño, Şili’nin başkenti Santiago’da dünyaya gelmiş. Çocukluk yılları çeşitli kentler, birbirine karışmış kültürlerin içinde geçmiş. Gençlik yıllarının başında Meksika’ya göçmesi onun edebiyat serüveni için bir kırılma noktası olmuş. Meksika’daki entelektüel ortamlarda Latin Amerika Edebiyatı’nı sulayan birçok yerli akımı araştırma imkânı bulurken, şiir eskizlerine bu yıllarında başlamış.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Nobel en prestijli ödüllerden biri olarak biliniyor. Özellikle “Edebiyat” ödülleri her zaman yeni tartışmalara gebe. Nobel’i alan yazarlar kadar, aday gösterilip alamayan yazarlar da bu tartışmanın konusu. Hakkında bir borsa bile var biliyorsunuz.