Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

“Kadının ebedi zavallılığına” karşı, bir zarif Kalp Ağrısı



Toplam oy: 25
Halide Edip Adıvar
Can Yayınları

Ne “Handan” ne “Ateşten Gömlek”, ne “Vurun Kahpeye” ne de Sinekli Bakkal... Televizyon yapımcıları Halide Edip Adıvar’ın dizi film yapmak için en uygun romanını seçmişler, yani Kalp Ağrısı’nı. Zira literatürde yazarın son tutkulu aşk romanı olarak geçer Kalp Ağrısı. Ve dizinin tanıtımları yavaş yavaş dönerken ekranlarda, romanın kendisi de yeniden basılarak okuruyla buluşur...

Halide Edip’in milliyetçi görüşlerinin izlerini hiç mi hiç taşımayan, sade bireysel aşk hikayelerine odaklanan ilk dönem romanlarıyla, kendi dünya görüşüne, kadın üzerinden geliştirilen modernizm projesi ekseninde kaleme aldığı olgunluk dönemi eserlerinin tam ortasında durur Kalp Ağrısı. Bu anlamda yazarın külliyatı içinde ayrıcalıklı bir yeri vardır bu olgunluk dönemi romanının. Romanlarında otobiyografik özelliklerin çok yoğun olduğunu bildiğimiz Halide Edip, Kalp Ağrısı yayımlandığında tam kırk yaşındadır. Savaşın, hayatın ve aşkın içinden yana yana geçmiş, her şey bir yana insan hayatını belirleyen, kaderini çizen şeyin en derinindeki kalp ağrısı olduğunu tüm varlığıyla kavramıştır. En mühimi de kalp ağrısı denen şeyin öyle çok fazla dillendirilip ortaya saçılmaması gerektiğini düşünüp daha sonraki eserlerinde böylesi bir aşk hikayesine yer vermeyecek olmasıdır; Selim İleri’nin de dediği gibi “aşk üzerine söyleyeceklerinin tümünü, sanki bu sızılı eserde söylemiş; sonra bir aşk kırgını gibi susmayı tercih etmiştir”. Kim bilir, Kalp Ağrısı’nın tüm yoğunluğu, hazinliği, ağırlığı belki de onun bu tercihinden ileri gelir.  

Mudanya Konferansı sırasında yeni mutlu günlerini yaşayan İstanbul’da, İzmir’in alınışını kutlayan bir Boğaziçi yalısındayız; “en yeni, en özenilmiş, en frenkvari bir ziyafet”te... Erkekler frak giyiyor, kadınlar dekolte, ve şampanya içiliyor. Kendisini de içine alan bu tablonun yapmacıklığından bunalan genç bir kız, Zeyno ve ziyafetin sahibi, çocukluk arkadaşı güzel mi güzel Azize gecenin sonunda Boğaz’ın suları eşliğinde baş başa kalıyorlar, ta ki Azize’nin müstakbel nişanlısı Hasan Bey ortaya çıkana dek...

Zeyno ve Hasan, ilk görüşte birbirlerine aşık olurlar. Ancak Hasan’ın Azize’yle ilişkisi bir yana Zeyno da nişanlıdır. Birdenbire sosyal çevrelerinin kabul edemeyeceği yasak bir aşkın içine düşen bu iki aydın genç Beyoğlu gecelerinde, o günlerde Ayestafanos adıyla bilinen Yeşilköy sahillerinde her şeye rağmen gizli ve tutkulu bir ilişki yaşamaya başlarlar. Çevrelerindeki herkes bu aşkı açıkça hissetmiştir ancak Azize’nin kıskançlığının neticesinde kendini Boğaz’ın sularına atarak intihar etmeye çalışması, mucize eseri kurtulması ve hemen ardından gelen ölümcül hastalığı aşıkların kaderini kökünden değiştirecektir. “Dünyada en çok sevdiğim sizlerin saadetine zehir damlası bırakıp gidecektim. Ömrünüz oldukça mavi deniz size hıyanetinizi hatırlatacaktı.” 

Zeyno, Azize’nin yaşamını büyük aşkına yeğ tutar ve onu Hasan’la, deyim yerindeyse, kendi elleriyle evlendirir. Yeni evliler hiç vakit kaybetmeden Azize’nin iyileşmesi için Avrupa’ya giderler. Avrupa’da yaşadıklarını ve evliliklerinin ilk günlerini mektuplarla Zeyno’ya aktaran Azize’nin yazdıkları, aşk acısı ve pişmanlıklarla kıvranan Zeyno’nun aşk, evlilik, erkekler ve yaşam üzerinde bir kez daha düşünmesine, hatta yaşamını tamamen değiştirmesine yol açacaktır.

“İdeal kadın”ın modernizmle mücadelesi
Zeyno, Halide Edip’in diğer romanlarında da sıkça işlediği ideal kadındır; iyi eğitim görmüş, erkekler dünyasında onlarla boy ölçüşebilecek bilgiye, zekaya ve cesarete sahiptir. Tanzimat romanlarında görünen batı özentisi, züppe, süs bebeği kadının karşısında, kendi kültürel değerlerine sahip, bir yandan da ilişkileri, erkekleri hatta yaşamı rahatlıkla sorgulayan yeni Türk kadını olarak durmaktadır. Ancak bu “yeni Türk kadını”nın en büyük düşmanlarından biri yine kadınlardır; erkekleri güzellikleri, süsleri püsleri ve karşısındakini yormayan türlü basitlikleriyle “diğer kadınlar”. Tıpkı Kalp Ağrısı’nın “öteki” kadın kahramanı Azize gibi.

Halide Edip, modernleşme yolunda ilerleyen öncü-aydın kadının erkekler tarafından mutsuz edilmeye mahkum olduğunu çok iyi bilir. Onu toplumsal hayata sokan, hayran olduğu babası çok eşlidir, çok sevdiği ilk kocası ise yazarı sık sık aldatmış, onun üzerine ikinci bir eş almak istediği için de evlilikleri bitmiştir.  Ancak Halide Edip toplumsal hayatta ve romanlarında “kadınların ebedi zavallılığı”yla mücadele etmekten hiç vazgeçmez. Ve bu mücadeleyi ironik bir şekilde yarattığı Zeyno gibi “ideal kadın”lar aracılığıyla yapar.

Bir grup genç aydının bireysel hikayelerine odaklansa da arka planda 1900’lerin ilk çeyreğindeki İstanbul, bu yılların halet-i ruhiyesi, toplumsal yaşayışı anlatılır Kalp Ağrısı’nda. Yazar Boğaz’ın suları, Yeşilköy’ün sahili ve Erenköy’deki köşkün bahçesi gibi birkaç istisna dışında hemen hemen hiç dış mekan tasviri vermez; merkezinde yanan bir sobanın bulunduğu odalar, genç kız dertlerinin paylaşıldığı karşılıklı yataklar, roman kişilerinin karşılıklı söyleştiği verandalar ve taraçalar... Yazara göre kalp ağrısının derinliklerinde zamanın ve mekanın ince tortularından başka bir şey yok gibidir.         
 
Kalp Ağrısı, okurunu alabildiğine sürükler, ağrısını incelikle bulaştırmayı başarır. Romanın dizi uyarlaması, diğer edebiyat uyarlamalarının kaderine ortak olmayıp, bu anlamda başarılı olabilir mi, Halide Edip Adıvar’ın incelikli kalp ağrısını, izleyicisine aktarabilir mi, orasını ister istemez hep beraber göreceğiz elbette. Yeter ki  “aşk kırgını” Halide Edip, edebiyatımızın bu büyük kadın yazarı, özgürlük savaşçısı, Türkiye’de kadın modernleşmesinin ufkunu açan kanaat önderi; bireysel aşk hikayelerine saplantı halinde tutunup onların ustalıkla içini dışına çıkaran ve mana yoksunu bir hiçliğe dönüştüren  televizyon dizilerinin yeni malzemesi olmasın, dileklerimle...

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Meksikalı Juan Rulfo, yaşadığı kadar yazan biri değil ne yazık ki. Fakat onun, kaleme aldığı az sayıdaki yapıtıyla pek çok ismi etkilediğini söylemek lazım. Ülkesi Meksika ve Latin Amerika edebiyatının önemli isimlerinden olan Rulfo'nun tek romanı Pedro Paramo.

 

Heinrich Böll’ün Can Yayınları’ndan çıkan öykü kitabı, duyguları alt üst eden, insan elinden çıkma vahşetin sahici korkunçluğuyla bir kere daha yüzleştiren, can yakan bir kefaret öyküleri seçkisi.

 "Biz kendimizi, kendi köyümüz dışındaki her yerde rahat sayan huzursuz insanlarız.” Cesare Pavese.

   

Ben hizmetçilerle büyümedim ama hizmetçilerle büyüyen akrabalarla büyüdüm. Sıklıkla gittiğim bir evin sahiplerinin iki şoförü, bir aşçısı, üç temizlikçisi vardı; daha büyük evler, daha zengin ev sahipleri, daha geniş hizmetçi kadroları gördüm.

Ankara’da Öykü Günleri’nin ilki yapılıyordu. Özcan Karabulut’un öncülüğünde düzenlenen Öykü Günleri, o günlerde önce öykü ve öykücüler, sonra tüm edebiyat dünyamız için bulunmaz nimet olmuştu. Ki, o güne dek edebiyat dergilerinde bile tek tük yayınlanırdı öykü; yazılmadığından, okunmadığından mı? Sanmıyorum. Öykü Günleri, öykücülüğümüze büyük hareket getirmişti.

Auster, tam da böyle yapıyor işte. Demokrasiyle yakından uzaktan alakası olmayan, totaliter rejimlerin varlığıyla beslenen ülkesinden bizlere sesleniyor.

Daha geçen cumartesi Zizek İstanbul’dayken söylemişti, kapitalizmin demokrasiyle bağı kalmadı diye. Kapitalizmin burjuva demokrasisi getirdiği fikrinin/hayalinin artık gözle görülür bir şekilde çöktüğünü, kapitalizmin totaliter rejimlerden beslendiğinin altını çizmişti.

Söyleşi

30 Eylül 1969'da Şili Komünist Parti'den başkan adayı olan Pablo Neruda,  o tarihlerde yaptığı bir konuşmasında “Hayatımı şiir ve politika diye ayırmayı hiç düşünmemiştim,” demişti.

 

 

ŞahaneBirKitap

Latife Tekin bir gün bir sohbetimiz sırasında her kitabın yazarından bağımsız bir kaderi olduğunu söylemişti bana; her kitabın kendi kaderi vardır, demişti… Tayep Salih’in “Kuzeye Göç Mevsimi”ni okurken ister istemez bu sözler geldi aklıma.  1966 yılında yazmıştı Sudanlı Taye

Anket

Paulo Coelho'nun internet üzerinden yayılan korsan yayınları desteklediğini söylemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun