Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Başucumuzda bir atölye



Toplam oy: 419
Ursula K. Le Guin // Çev. Damla Göl
Hep Kitap
Kurslar, dersler ve atölyeler bir yana, her şeyden önce hepimiz okuyarak öğreniyoruz. Bu kitabı da o yolda harika bir kılavuz olarak değerlendirebiliriz.

Gözünüzdeki o muzip pırıltıyı görür gibiyim. Yaratıcı yazarlık dersleri veren birisi olarak bu kitabı tanıtırken malum konu hakkında en ateşli polemik toplarına çıkacağımı sanıyorsunuz. Yanılıyorsunuz, demeyi çok isterdim ama suya sabuna dokunmadan bu yazıyı tamamlamam imkansız. Yine de elimden geldiği kadar kısa tutmaya ve efendi olmaya çalışacağım.

 


İlk olarak, evet haklısınız, "yaratıcı yazarlık" tabiri hem anlamsız hem de sevimsiz. Onun yerine "öykü/roman atölyesi" gibi tabirleri kullanmayı tercih ediyorum. İkincisi, evet yine haklısınız, boş vaatlerle insanları “kazıklamaya” yönelik birtakım kurslar açılıyor. Akıllı olmak ve onlardan uzak durmak lazım. Lütfen sizi kandırmaya hevesli insanlara paranızı, zamanınızı ve hayallerinizi kaptırmayın. Öte yandan her ay sırf ticari kaygılarla yazılmış onlarca berbat roman basılıyor ama sırf bu sebeple tüm edebiyata sırt çevirmiyoruz, değil mi? Üçüncüsü ise çok daha temel ve felsefi bir tartışma: Yazarlık öğretilebilir mi? Buna cevabım, hem evet hem de hayır. Kaçamak bir cevap değil bu. Yazarlığı –tıpkı resim, heykel ya da dans gibi– bilgiyi, tecrübeyi ve çok çalışmayı temel alan bir altyapı üzerinde yükselen sanat dalları arasında sayıyorum. Güzel sanatlar akademisine gidip resim sanatının teknik yönü üzerine eğitim almak mümkünse, yazı sanatı için de mümkün olmalı.

 

 

Şart mı? Elbette değil. Sizinle aynı yolda yürüyen insanların tecrübelerinden faydalanmak, bunu eğitim olarak kabul etmek ya da etmemek tamamen kişisel bir tercihtir. Kaldı ki bazıları grup çalışmasını verimli bulur, bazıları ise kanal tedavisi için dişçiye gitmek kadar dehşet verici. Nasıl çoğu ressam okullu değilse, çoğu yazar da kendi kendini yetiştiriyor. Kendi adıma konuşayım, ben hiçbir kursa gitmedim. Gitmediğim için de eksiklik duymuyorum. Öte yandan, gidenlere de burun kıvırmıyorum. Aksine, çok değer verdiğim yabancı yazarların bazıları bu yoldan geçtiği için konuya son derece ilgi duyuyorum.

 

 

Yeterli mi? Elbette değil. Yine resim örneğini vereyim. Yazma sürecinin bir kısmı zanaatsa bu öğrenilebilir becerilere dayalıdır. Fakat büyük bir kısmı da insanın içinde olan (ya da olmayan) hayal gücü, dünyayı algılama seviyesi, estetik anlayışı, yetenek vs gibi hem adlandırılması hem de ölçülmesi zor şeylere dayalıdır. Bir yazarı sanatçı yapan da işte bunlardır. Kendi içimizde bulup çıkaracağımız, geliştireceğimiz bu tarz şeylerin herhangi bir kursta hap halinde önümüze konmasını beklemek, en kibar tabirle, şapşallık olur. Uzun lafın kısası, evet, bence resim yapmak nasıl öğrenilebilirse yazı yazmak da öğrenilebilir. Ancak unutmayalım ki, sadece resim kursuna gitmek insanı ne sanatçı yapabilir ne de ressam.

 


Bu tartışmada kendimden şüpheye düştüğümde dönüp baktığım isimlerin başında hep Ursula K. Le Guin gelmiştir. "Yaratıcı yazarlık" olayına hoş bakmayanların bile saygıda kusur etmediği Le Guin, yıllardır yazı atölyelerinde eğitim vermekte. Derslerinde anlattıklarını topladığı Dümeni Yaratıcılığa Kırmak isimli kitabı, çoğu yazar için en kıymetli başucu kitaplarından birisidir. (Henüz Ursula K. Le Guin ile tanışmadıysanız, lütfen hemen bu yazıyı bırakın ve Mülksüzler romanını okuyun. Ardından, Zihinde Bir Dalga ismiyle çıkan denemelerini, sonra da meşhur Yerdeniz serisini okursanız, hayatınızda ilk kez perdeleri açmış ve pırıl pırıl aydınlık gökyüzüne bakmış gibi hissedeceksiniz kendinizi. Le Guin sadece müthiş bir yazar değildir; ondan önce, çağımızın en önemli "bilge kadın"larından birisidir.)

 

 

 

Yazının içindeki müzik

 

 

"Dümeni Yaratıcılığa Kırmak 1998 senesinde basıldı," diyor kitabın önsözünde. "O zamandan bu yana hem yazı hem yayın dünyası o kadar hızlı değişti ki kitabı güncellemeyi düşünmeye başladım." Elimizdeki kitap da yazarın geçen sene üzerinden geçip adeta baştan yazdığı ikinci edisyonun çevirisi.

 

Altını çizmemiz gereken en önemli husus, yazarın daha ilk satırlarında belirttiği üzere, bu kitabın yeni başlayanlara uygun olmadığı. "Zaten yazdıkları üstünde yoğun şekilde çalışanlar"ı hedeflemiş Le Guin. Karakteri, kurguyu filan bırakıp daha birinci bölümde yazının içindeki müzikten bahsetmeye başlıyor. Sözdizimi ve noktalama işaretlerinin önemiyle devam ediyor. Değindiği diğer konuların arasında anlatıcın sesi ve bakış açısı, dolaylı ve dolaysız anlatım, nelerin tutulup nelerin metnin dışarıda bırakılacağı gibi başlıklar yer almakta. Noktalı virgülden nefret edenlere de bir çift sözü var ancak şimdi o konuya hiç girmeyeyim. Bir yazı için iki polemik fazla kaçar!

 

Gerçek bir atölye çalışması gibi her konuyla ilgili örneklere, tartışmalara ve alıştırmalara da yer veriyor Le Guin. Bu noktada çeviri okumanın getirdiği bir sorun dikkatimizi çekiyor, o da kullandığı bazı örneklerin Türkçede işlevini büyük ölçüde kaybetmesi. Sanırım bu sebeple çevirisi tamamen anlamsız olacak birtakım pasajlar bu baskıya dahil edilmemiş. Şüphesiz bir eksiklik, ancak Dümeni Yaratıcılığa Kırmak o kadar değerli bir kitap ki Türkçeye uyarlanabilen kısımların bile çok faydalı olduğunu düşünüyorum.

 

Kurslar, dersler ve atölyeler bir yana, her şeyden önce hepimiz okuyarak öğreniyoruz. Ustaların yazdıklarını okuyarak, ne yaptıklarını ve nasıl yaptıklarını kavramaya çalışarak. Bu kitabı da o yolda harika bir kılavuz olarak değerlendirebiliriz. Hem iyi bir yazar, hem de daha dikkatli bir okur olmak için önümüzde çok uzun bir yol olduğunu aklımızdan hiç çıkarmayalım.

 

 

 


 

 

 

Görsel: Fatih Öztürk

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Asimetri Lisa Halliday’in ilk kitabı. Kitap, Time ve New York Times tarafından 2018’in en iyi on kitabı arasında gösterilirken Elle, Oprah Magazine, Kirkus Review gibi birçok mecra da 2018’in en dikkat çeken eserlerinden biri olarak niteliyor kitabı.

 

Ağaçlar’ın dilinden anlıyor muyuz? Yazıldığı dil Almancayı kastetmiyorum elbette, bu yazıda üzerinde duracağım dil evrensel, doğanın dili. Peki ağaçların sesine kulak vermemize vesile olan şey ne? Bir kitap. Hermann Hesse’nin bütün eserlerinin bulunduğu 20 ciltlik baskıdan Volker Michels tarafından derlenmiş Ağaçlar dilimize çevrilerek Kolektif Kitap etiketiyle okura sunuldu.

Aynur Dilber’in ilk öykü kitabı Az Hüzünlü Bir Yer (İz Yay. 2018), gerçekçi ve gerçeküstü tarzda öyküler içeriyor. Ben kendi payıma, kitaptaki gerçeküstü öyküleri daha çok beğendim. Bu beğeninin elbette öznel bir tarafı var ama gerçeküstü öyküleri neden daha çok beğendiğimi kendime sorduğumda, bunun tek sebebinin benim edebiyat zevkim olmadığını itiraf edeyim. Ne demeye çalışıyorum?

Adalet Ağaoğlu’nun eylülde Everest’ten çıkan kitabı Düşme Korkusu adını taşıyor. Bir kitabın ismi içeriğinden bağımsız olabilir, Gülün Adı buna güzel bir örnektir; bazı isimler içeriğe dair ipucu verebilir, bazıları ise tamamen o isim üzerine inşa edilebilir. Düşme Korkusu son gruptan.

I. Dünya Savaşı’nı takip eden günlerde, İrlandalı genç bir meteoroloji uzmanı, Antartika’daki kuş uçmaz kervan geçmez bir adaya bir yıllığına tayin edilir. Onu bırakacak olan gemi, bir önceki meteoroloji uzmanını alıp dönecektir ancak adada karşılaştıkları tek insan, tuhaf ve yabani deniz feneri bekçisi olur.

Söyleşi

Sanat eleştirmeni Samed Karagöz, gazete ve dergilerde çağdaş sanat hakkında kaleme aldığı yazılarını Kamçatka (Profil Yayınları) adlı kitabında bir araya topladı. Karagöz, sanat üzerine yazarken, eleştirirken sanata karşı gösterdiği tutkulu bağlılığı ve sevgiyi hiç kaybetmeden, okuru için özel bir yol haritası da çiziyor.

ŞahaneBirKitap

Edebiyat eleştirmeni Adam Kirsch, Küresel Roman - 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak kitabında bir romanı küreselleştiren şey nedir sorusunun yanıtını arıyor.

Editörden

Kitaplarla ilgili internet sitelerini, dergileri karıştırdığınızda karşınıza çıkan en ilgi çekici içerik, “Hangi kitabı okumalıyım?” sorusuna verilen cevaplardır. Bu cevaplar genelde ortalama bir anlayışın yansımasıdır. Kitap okumak seçkin bir eylemdir ve kitap okuyacak kişi de, bu özel eylemi gerçekleştirmek için en “seçkin” kitabı bulmalıdır.