Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Bu Yalan Tango



Toplam oy: 32
Selim İleri
Everest Yayınları

Selim İleri’nin son romanı Bu Yalan Tango, Nisan ayında, Everest Yayınları’ndan çıktı.
Roman, ‘genç yazar’ Ufuk Işık’ın doksan yaşına girmek üzere olan Yazar Fatma Asaf’la bir armağan kitap için yaptığı söyleşi ekseninde gelişiyor.

Ekonomik ve siyasi belirsizlikler, toplumsal karışıklıklar, özel hayat, insani zaafiyetler... Fatma Asaf, bunlarla kuşatılmış hayatında bir kadın, yazar-sanatçı, anne... olarak zamanı yakalamaya çalışırken kendi varoluşunu gönlünce gerçekleştirememiş olmanın huzursuzluğuyla yaşlanıyor.

Kahramanlarını gerçek hayattan alan ve kurguları hep otobiyografik olan Fatma Asaf, kurmacayla gerçekliğin arasında, kaygan bir zeminde yürüyor. Fatma Asaf’ın arzularının nesneleri iki dünyada birden hayat buluyor ya da Fatma Asaf, dünyada eksik kalan ‘şey’leri kurmacada tamamlıyor. 

Roman; yazın etiği, ideolojik baskı, ihtiyarlık, tükenen zaman, kendini gerçekleştirme, aşk, saplantı izleklerinin yanı sıra yalan, özellikle de bireyin kendine söylediği yalan üzerinde duruyor; kişilerin, ilişkilerin ve sistemlerin yalan yönlerine dokundurmalarda bulunuyor. 

İleri, insanın içindeki kötücüllüğü de ıskalamıyor. Fatma Asaf’ta bastırılmış olanı uyaran Ufuk Işık ise, söyleşi sırasında bu yaşlı yazara, bireysel serüveninin puslu patikalarında, Vergilius’un Dante’ye yaptığı gibi, düşünceleri dağıldığında küçük müdahalelerde bulunmanın dışında edilgen kalarak eşlik ediyor.

İki yazar, yirminci yüzyılın neredeyse tamamına yayılan bu hayata ve toplumsal art alanına birlikte bakıyorlar (saatler içinde). Her iki yazarın kişisel duyarlılıklarının ve içe dönüş anlarındaki öznel çağrışımlarının peşinden yürüyen söyleşi, şairin dediği gibi ‘yekpare geniş bir anın parçalanmış akışında’* ilerliyor, küçük ve büyük sıçramalarla.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Aliye (Alyoşa) Berger, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu, Esat Mahmut, Adalet Cimcoz, Fikret Mualla, Etem İzzet Benice... Simone de Beauvoir, Thomas Mann, Garcia Lorca, Colette, Oscar Wilde, Dostoyevski, Katherine Mansfield, Virginia Woolf, D.H. Lawrence, André Gide... Fatma Asaf ve Ufuk Işık’ın anılar ve çağrışımlarla ilerleyen söyleşilerinde yer edinen birçok isimden bazıları.  

İleri, romanın konusu nedeniyle edebiyat dünyamızı belirleyen ilişkilerin iç yüzüne de değiniyor.

Kitapta verilen biyografik bilgiler, alıntılanan eleştiriler, İleri’nin özellikle ilgilendiği yazın ustaları dikkate alındığında roman kişilerini (hatta Fatma Asaf’ın romanlarındaki kimi kişileri) esinleyen sanatçılar hakkında tahmin yürütmek, romanın yarattığı ilgiyle yeni okumalara yönelmek mümkündür, bizden söylemesi. Elbette anlatının kendi iç gerçekliği bulunduğunu ve bir edebi eser olması sebebiyle esinleyenin gerçekliği ile tümüyle örtüşmek gibi bir zorunluluk taşımadığını da unutmamalı.

Bu Yalan Tango’nun konusu kadar dili de bir ustalığın ürünü olarak öne çıkıyor. Doksan yaşındaki Fatma Asaf’ın bilinç akışının ritmine uymakla kalmayıp belleğindeki eksikliklere denk eksiltmelerle Bach’ın füglerini andıran ve okuyanın deneyimiyle yoğrulan bir dil ustalığı sergileniyor. Nerdeyse uçucu - ağırlıksız, sözcük ekonomisini birebir gözeten bu dil, Selim İleri metinlerinin tipik özelliği olan biçim ve içerik ahengini sağlamakla kalmayıp hem atmosferi kurmasının hem de romandaki yazarların duygularını soyutlamasının özgün bir aracı haline dönüşüyor.

Yazar, bazı paragraflarda nerdeyse tüm anlatıcı tiplerini ardı ardına kullanıyor. Bunu o denli etkileyici bir biçimde gerçekleştiriyor ki gizli özne kullandığı hallerde bile hiçbir karışıklığa meydan vermiyor. Bütünlük zedelenmiyor. Böylece metnin şifresi tangoyu, yalnız içerikle değil dille de uyumlu hale getiriyor: Zengin doğaçlama olanakları, dramatik etki, aşk,  hüzün, isyan, güç... dille ve dilde dans etkisiyle... Selim İleri’nin 42. sanat yılında bile bitmeyen arayışının en olgun meyvelerinden bir meyve olarak!

Roland Barthes’ın Marcel Proust (Kayıp Zamanın İçinde) için söylediği şeyler aynıyla Selim İleri’yi de kapsıyor**: Selim İleri, anlatısını, toplumsal belleğe ekleyerek ölüme karşı çıkıyor, kendisinin değil, başkalarının ölümüne; onların hayatlarına tanıklığını yazmak isteyerek!

Bu Yalan Tango’nun, (yazarın diğer kitapları gibi) kendinden uzun yıllar söz ettireceği açıkça görülüyor.  Okurlar kendilerini bu anlatı ve dil şöleninden yoksun bırakırlarsa çok şey keybetmiş olurlar!

 


* Ne İçindeyim Zamanın, Ahmet Hamdi Tanpınar
**Roman Hazırlanışı I (Yaşamdan Yapıta), Roland Barthes, Sel Yayıncılık, 1.Baskı, Sayfa:41

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Meksikalı Juan Rulfo, yaşadığı kadar yazan biri değil ne yazık ki. Fakat onun, kaleme aldığı az sayıdaki yapıtıyla pek çok ismi etkilediğini söylemek lazım. Ülkesi Meksika ve Latin Amerika edebiyatının önemli isimlerinden olan Rulfo'nun tek romanı Pedro Paramo.

 

Heinrich Böll’ün Can Yayınları’ndan çıkan öykü kitabı, duyguları alt üst eden, insan elinden çıkma vahşetin sahici korkunçluğuyla bir kere daha yüzleştiren, can yakan bir kefaret öyküleri seçkisi.

 "Biz kendimizi, kendi köyümüz dışındaki her yerde rahat sayan huzursuz insanlarız.” Cesare Pavese.

   

Ben hizmetçilerle büyümedim ama hizmetçilerle büyüyen akrabalarla büyüdüm. Sıklıkla gittiğim bir evin sahiplerinin iki şoförü, bir aşçısı, üç temizlikçisi vardı; daha büyük evler, daha zengin ev sahipleri, daha geniş hizmetçi kadroları gördüm.

Ankara’da Öykü Günleri’nin ilki yapılıyordu. Özcan Karabulut’un öncülüğünde düzenlenen Öykü Günleri, o günlerde önce öykü ve öykücüler, sonra tüm edebiyat dünyamız için bulunmaz nimet olmuştu. Ki, o güne dek edebiyat dergilerinde bile tek tük yayınlanırdı öykü; yazılmadığından, okunmadığından mı? Sanmıyorum. Öykü Günleri, öykücülüğümüze büyük hareket getirmişti.

Auster, tam da böyle yapıyor işte. Demokrasiyle yakından uzaktan alakası olmayan, totaliter rejimlerin varlığıyla beslenen ülkesinden bizlere sesleniyor.

Daha geçen cumartesi Zizek İstanbul’dayken söylemişti, kapitalizmin demokrasiyle bağı kalmadı diye. Kapitalizmin burjuva demokrasisi getirdiği fikrinin/hayalinin artık gözle görülür bir şekilde çöktüğünü, kapitalizmin totaliter rejimlerden beslendiğinin altını çizmişti.

Söyleşi

30 Eylül 1969'da Şili Komünist Parti'den başkan adayı olan Pablo Neruda,  o tarihlerde yaptığı bir konuşmasında “Hayatımı şiir ve politika diye ayırmayı hiç düşünmemiştim,” demişti.

 

 

ŞahaneBirKitap

Latife Tekin bir gün bir sohbetimiz sırasında her kitabın yazarından bağımsız bir kaderi olduğunu söylemişti bana; her kitabın kendi kaderi vardır, demişti… Tayep Salih’in “Kuzeye Göç Mevsimi”ni okurken ister istemez bu sözler geldi aklıma.  1966 yılında yazmıştı Sudanlı Taye

Anket

Paulo Coelho'nun internet üzerinden yayılan korsan yayınları desteklediğini söylemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok yerinde bir açıklama. Dünyanın nereye gittiğini herkesin görmesi lazım!
52% (15 oy)
Bence çok yanlış. Usulsüzlüğü, yasadışılığı övmesi savunulamaz!
28% (8 oy)
Beni ilgilendirmiyor. Bir edebi yapıtın bana ulaşma yoluyla ilgilenmem, ben okuduğuma bakarım.
21% (6 oy)
Oy veren sayısı: 29

Eski anketler



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun