Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Gören ve anlatan bir bilge



Toplam oy: 239
Kamil Erdem
Sel Yayıncılık
İnsana, insanın dünyadaki şu bitmez çabalayışına, teslim oluşuna, vazgeçişine ya da tam tersi direnişine dair tavırları, duyuşları, sezişleri ifade etmekteki becerisi, Erdem'i bir filozof-yazara çeviriyor.

Kâmil Erdem, iki yıl önce yayımlanan ilk öykü kitabı Şu Yağmur Bir Yağsa ile dikkatleri üzerine çekmişti. Bunun ilk nedeni, yetmişli yaşlarında öyküye geri dönen birinin kaleminden çıkmış olmasıydı. Ancak öyküleri okuduğumuzda, Türk edebiyatını bunca yıl kendinden mahrum ettiği için hayıflanmıştık. Nihayet, bu sefer çok fazla beklemeden Erdem'in ikinci öykü kitabı Bir Kırık Segâh ile buluştuk.


Kâmil Erdem kurduğu öykü evreni, üslubu, dile hâkimiyeti ve dil zevki ile öne çıktığı kadar, Şule Gürbüz okurlarının pek lezzet aldığı uzaktan, naif ama hâkimane söyleyiş tarzı ile de dikkat çekiyor. İnsana, insanın dünyadaki şu bitmez çabalayışına, teslim oluşuna, vazgeçişine ya da tam tersi direnişine dair tavırları, duyuşları, sezişleri ifade etmekteki becerisi, Erdem'i bir filozof-yazara çeviriyor. Handiyse öyküler, tüm o kurgu, karakterler ve olaylar, aslında anlatılmak istenen insanlık halinin fonuna, bir araca dönüşüyor. Öykü karakterlerinin duygu ve fikir dünyaları derinden, sarsıcı ve etkileyici bir şekilde okura aktarılarak sizi çepeçevre sarıyor. Bununla birlikte, anlatılan “o insan”ın hikayesi ile öykünün kurgusu ahenkli bir bütünlük içinde, doğal bir birliktelik içinde veriliyor. Öyküleri güçlü yapan tam da bu durum. Örneğin bir öykü, bir fikirden, bir dertten, yazarın şahit olduğu veya tahayyül ettiği sarsıcı bir durumdan, andan yola çıkar. Öykünün özüdür o. Bazı öykülerin o derdi anlatmaya nefesi yetmez, güç yetiremez, havada kalır. Tam tersinin olduğu da vakidir. Yazarımız tam bir kalem sahibidir ama anlatacak bir meselesi yoktur, sayfalarca hüner gösterir durur, şaşalarsınız ama öykü sona erdiğinde o hünerden alınan keyif de anında kesilir. Uzun süreli bir etki bırakamaz. Kâmil Erdem'de, bu iki yeteneğin birlikteliğini görebilirsiniz: maharetli bir anlatıcı ve dünyanın tüm hallerini görmüş bir bilge.


Kâmil Erdem'in diğer bir hususiyeti ise, artık pek göremediğimiz için gözlerimizin aradığı, bulunca da nasıl sevineceğimizi şaşırdığımız, geleneksel kültüre göndermeler yapıyor oluşu. Türk kültürünü oluşturan deyimler, kitaplar, dini referanslar ve beyitler gibi unsurlar, anlatının içinde tam bir doğallıkla yerlerini alıyorlar. Nitekim güncel Avrupa veya Amerika edebiyatından bir yazarı okuduğunuzda, kendi kültürüne göndermeler yaptığını, ortak ve paylaşılan bir geçmişe referans verdiğini görürsünüz. Mitoloji, halk hikayeleri ya da Hıristiyanlık göndermeleri olabilir bunlar. Çağdaş Türk edebiyatı ise Korkut Atalara, Kel Oğlanlara, Deli Dumrullara, menkıbelere ya da halk ozanlarına, deyişlere, gazellere pek uzak pek sağır. Ancak Kâmil Erdem'in öyküleri bu kültürel referansların edebiyatımızda nasıl yeniden üretilebileceğini gösterebilir.


Son olarak, Kâmil Erdem'in dilinden söz edelim. Kısa ve yalnız durum bildiren cümlelerin ağır ritmiyle başlayıp, dallanıp budaklanan, uzayıp kısalan, giriftleşen ve hızlanan, derinleşen bir dil kullanıyor Erdem. Kamera olan göz, akıl olan göze dönüştüğünde, dilin ve ifadenin lezzeti yıllar sonra dahi hatırda kalacak bir tat bırakıyor.Bu tercihin bir handikabı olarak yer yer hızlanan ritim, dilin ağırlığı altında kalarak aksayabiliyor ancak bu durum sahih okuru pes ettiremeyecektir.

 

 


 

Görsel: Alpay Aksayar

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

1970’lerde Tutunamayanlar yayımlandığında edebiyat kamuoyunda derin bir sessizlikle karşılanmıştı. Bunun nedenleri epeyce tartışıldı ancak şurasını hatırlatmakta fayda var: Kalbi bu dünya için fazla hassas olanların sayıca artıp toplumda daha görünür olduğu dönemler ile Oğuz Atay’ın kitabının tanınıp bilinirliği arasında doğrudan bir ilişki var.

Silvan Alpoğuz: Postmodern ve politik

 

Bolaño, Şili’nin başkenti Santiago’da dünyaya gelmiş. Çocukluk yılları çeşitli kentler, birbirine karışmış kültürlerin içinde geçmiş. Gençlik yıllarının başında Meksika’ya göçmesi onun edebiyat serüveni için bir kırılma noktası olmuş. Meksika’daki entelektüel ortamlarda Latin Amerika Edebiyatı’nı sulayan birçok yerli akımı araştırma imkânı bulurken, şiir eskizlerine bu yıllarında başlamış.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Nobel en prestijli ödüllerden biri olarak biliniyor. Özellikle “Edebiyat” ödülleri her zaman yeni tartışmalara gebe. Nobel’i alan yazarlar kadar, aday gösterilip alamayan yazarlar da bu tartışmanın konusu. Hakkında bir borsa bile var biliyorsunuz.