Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

O duyu henüz keşfedilmedi



Toplam oy: 548
Henrietta Rose Innes // Çev. Ezgi Kıymaç
Yüz Kitap
Hep Eve, insana öyküleri neden sevdiğini hatırlatan bir kitap.

Filozof Henri Bergson, hayatın başlı başına canlı bir devinim olduğundan bahseder. Buna göre hayat dümdüz bir yol değil, karşınıza çıkan farklı patikalarıyla her an bambaşka yerlere gidecek bir devinimdir. Bu devinimin içinde sizi o durağan yoldan çıkaracak, hayatınıza gerçek anlamıyla yön verecek şeyse “yaşam gücü” ya da “yaşam atılımı” olarak dilimize çevrilen Élan Vital’dir. Bazı insanlar bu yaşam gücünün büyük patlamalarla değil küçük anlarla yaşandığına inanır. Belli ki Henrietta Rose-Innes de bunlardan biri; Hep Eve kitabındaki öykülerinde, insanların hayatlarında kendilerine dönecekleri, yani hep eve dönecekleri anları kaleme almış.

Başkalarının umursamayacağı, belki anlatsanız bile aynı etkiyi vermeyecek kişisel kırılganlık öyküleri bunlar. İnsanı insan yapan zaafların, karakterler nezdindeki “aydınlanma” anlarına şahit oluyoruz her öyküde. Her öykü de, tıpkı anlattığı karakteri gibi kırılgan ve ince bir dille yazılmış.

Bir kahramanın herkesin kulağında yarattığı ses farklıdır. Yazarın verdiği ipuçlarına rağmen gözünüzde canlandırdığınız şekli de değişir elbet. Hep Eve’nin öykü karakterleriyse hep aynı seste hayat buluyor gibi. Edebi bir yorum değil bu. Karakterlerin sesi yok demek değil istediğim. Sanki yaşamdan yaşama geçen; bazen kütüphanedeki bir çocuğu, bazen hayatını sorgulayan yaşlı bir kadını, bazen ilişkisinden uzaklaşmaya çalışan genç bir adamı ya da korkularıyla yüzleşen yetişkin bir adamı uzaktan bir köşede izlerken anlatan bir ses gibi onunki. Bazı işaretler, yazarın dokunmayı sevdikleri, o anlatıcının sesinde zaman zaman belirip onun hâlâ o köşede olup öyküyü anlattığını hatırlatıyor; kum taneleri, mavi renkler, mavi sular, güvercinler gibi...

Cumartesi günü kütüphaneye kapatılan çocuğun sıkıntısı, kocasından kaçan kadının sıkıntısı, mahallesine koca bir otel yapılan yaşlı kadının sıkıntısı, kitabını çıkarcı bir yazara göstermek isteyen genç bir yazarın sıkıntısı, sevgilisiyle işlerin yolunda asla gitmeyeceğini anlayan genç delikanlının sıkıntısı, on üç yaşındaki tutkuyu arayan kadının sıkıntısı... Hepimizin sahip olduğu o minik mide burucu şeyler aslında. Öyküleri güzelleştirense kabullenme, affetme ya da farkındalık anlarına bizi şahit ediyor olması.

Ve tasvirler; Henrietta Rose-Innes canlıları nesnelerle, nesneleri ise canlılarla betimlemeyi seviyor... Gördüğünüzü sandığınız ama ifade edemediğiniz her şey onun tasvirlerinde can buluyor. Ne kadar hüzün bulaşsa da insanı iyi hissettiren hali de belki bu tanıdık histen. Onun öykülerine büyülü gerçeklik denemez ama hayatın içindeki büyülü gerçeklikler gibi oldukları kesin.

Son olarak; Hep Eve, insana öyküleri neden sevdiğini hatırlatan bir kitap. Ağızda bir anda eriyip, bıraktığı tada rağmen ortadan kaybolan leziz bir şeker gibi. Sanki henüz keşfedilmemiş bir duyumuza hitap ediyor Henrietta Rose-Innes.

 

 

 


 

 

 

Görsel: Gökçe İrten

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

1970’lerde Tutunamayanlar yayımlandığında edebiyat kamuoyunda derin bir sessizlikle karşılanmıştı. Bunun nedenleri epeyce tartışıldı ancak şurasını hatırlatmakta fayda var: Kalbi bu dünya için fazla hassas olanların sayıca artıp toplumda daha görünür olduğu dönemler ile Oğuz Atay’ın kitabının tanınıp bilinirliği arasında doğrudan bir ilişki var.

Silvan Alpoğuz: Postmodern ve politik

 

Bolaño, Şili’nin başkenti Santiago’da dünyaya gelmiş. Çocukluk yılları çeşitli kentler, birbirine karışmış kültürlerin içinde geçmiş. Gençlik yıllarının başında Meksika’ya göçmesi onun edebiyat serüveni için bir kırılma noktası olmuş. Meksika’daki entelektüel ortamlarda Latin Amerika Edebiyatı’nı sulayan birçok yerli akımı araştırma imkânı bulurken, şiir eskizlerine bu yıllarında başlamış.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Nobel en prestijli ödüllerden biri olarak biliniyor. Özellikle “Edebiyat” ödülleri her zaman yeni tartışmalara gebe. Nobel’i alan yazarlar kadar, aday gösterilip alamayan yazarlar da bu tartışmanın konusu. Hakkında bir borsa bile var biliyorsunuz.