Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Uyanmanın vakti geldi



Toplam oy: 80
John Wyndham // Çev. Niran Elçi
DeliDolu
Genç-yetişkin türüne fazlasıyla yakın bir bilimkurgu olan Chocky, kimsenin gözünden kaçmaması gereken bir kitap, özellikle de her şeyi bildiğini iddia eden yetişkinlerin...

Hayali arkadaşlarınız olabilir. Onlarla tartışmaya da girebilirsiniz. Peki ya o hayali arkadaşlarınız dünya üzerinde şimdiye kadar kimsenin cevabını bulamadığı şeylerden bahsediyorsa ve siz daha on iki yaşındaysanız?

Oldukça sıradan bir çocuk olan Matthew’un üvey babası, onu göremediği biriyle (bir sesle) konuşurken, hatta duydukları yüzünden öfke patlamaları yaşarken bulduğunda klasik bir hayali arkadaş vakasından fazlası olabileceğinden şüphelenmekte çok haklıydı. Hangi hayali arkadaş bir haftanın neden yedi gün olduğunu, insan ırkının tekerleğe takıntısının sebebini ya da iki cinsiyet olmasının işlevsiz olduğunun farkına neden varamadıklarını merak eder ki? Chocky isimli bu hayali arkadaş, rahatsız edici derecede sıra dışıydı ve acilen ona karşı önlem almaları gerekiyordu. Çünkü kimse kendi anlamadığı şeyleri merak eden kişilerden hoşlanmaz. Kimse bize kendimizi aptal hissettiremez.

Chocky üzerinden şaşkınlığı attıkça, okur olarak bizler de tıpkı Matthew gibi cevaplarını daha önce düşünmediğimiz ve sınırlı algımızın çok dışında kalan sorular karşısında afallıyoruz. John Wyndham tam da bunu amaçlıyor. Bilmediğimiz bir evrende geçen ya da günümüzde geçerliliği olmayan canlılar tarafından yaşanan bir kıyamet senaryosu yerine odak noktasına okuyucuyu oturtuyor. İnsan zihninin tüm reddedişlerini Matthew’un anne ve babasıyla birlikte haykırırken, zihnimizin ardında minicik bir ses fısıldıyor: “İmkansızı eledikten sonra elinde kalan şey gerçek olmalı.” İster istemez kendimize dönmek zorunda kalıyoruz.

 

 

Bildiğiniz düşmanlardan değil


Yazar John Wyndham’ın belki de en güçlü özelliği, kendimizi yakın hissettiğimiz gerçekçi karakterlerle oluşturduğu o harika diyaloglar. Yazarın Triffidlerin Günü isimli kitabında da aynı özellik göze çarpıyordu. Bilimkurgu dünyasına inat, sanki olaylar kapımızın hemen önünde cereyan ediyormuşçasına okuyucuyu avcunun içine alan da bu olsa gerek. Medyanın çarpıtmaları, geniş ailelerin bitmek bilmez kıyaslamaları, bilim uğruna yapılabileceklerin sınırsızlığı, her işe burnunu sokan kasabalılar; fazlasıyla gerçek ve fazlasıyla esprili. Tabii bir de sürekli vurgulanan ifade yetersizlikleriyle yazar gerçek ustalığını ortaya koyuyor.


Chocky’nin de en büyük problemlerinden biri, anlatmak istediklerini karşılamayan “dil sorunu.” İnsan ırkının gelişiminin en temel sınırını dil oluşturur. “0” rakamının kullanımıyla beraber matematiğin çağ atladığı ya da Yunan metinlerinin çevrilmesiyle gelen Rönesans düşünüldüğünde, yetersiz bir dilin ne kadar kısıtlayıcı olduğu anlaşılabilir. Aslında bilgi evrende serbestçe salınırken biz de en az Matthew kadar ne yapacağını bilmez bir haldeyiz. Hâlâ tüm teknolojik gelişimimiz tekerlek fikri üzerine kurulu ya da günlerimizi 5000 yıl öncesinin ay döngüleri ve hasat takvimleri doğrultusunda yaşıyoruz. İşin acı tarafı ise, bunu bize başkası söylediğinde bile hemen idrak edemememiz. Bilim, gelişme, ilerleme, inovasyon gibi büyük lafların ardına sakladığımız cehaletimizi yüzümüze vurmalarını istemiyoruz.

Yazarın bu son romanıyla insanlığın bilinmeyene duyduğu -kimi zaman manasız olan- korkuyu ele alması çok da şaşırtıcı değil. İlerlemeyi sağlamak bilim insanlarının göreviyken, onların yolunu aydınlatmak da sanatla uğraşanlara düşer her zaman. Bunun için bilimkurgu klasiklerine, Geleceğe Dönüş’e, Uzay Yolu’na ya da Jetgiller’e bakmak yeterli. İmkansız görünen görüntülü konuşma ve herkesin heyecanla beklediği uçan kaykaylar artık var! Chocky’nin bize yönelttiği sorulara biraz dikkat edersek çok fazla şey öğrenebiliriz. Evrende dünya dışı varlıkların kullandığı bir enerji mutlaka olmalı; yapmamız gereken tek şey, bir çocuğun açık fikirliliğiyle bakabilmek.

Anlatıcı olarak da Matthew’un babasının seçilmesi bu noktada devreye giriyor. Annenin aşırı duygusallığı, Matthew’un şaşkınlığı ve Chocky’nin üstenci tavrıyla değil, mantığın ve sağduyunun sesi olan David’in çabalarıyla her şey gün yüzüne çıkabilir. Çünkü bizler zeki varlıklar olmamıza rağmen, hantal ve geçmişe bağlıyız. Daha özgür olanlarımızın ilhamından faydalanarak bilinmeze ulaşabiliriz.

Genç-yetişkin türüne fazlasıyla yakın bir bilimkurgu olan Chocky, kimsenin gözünden kaçmaması gereken bir kitap, özellikle de her şeyi bildiğini iddia eden yetişkinlerin.

 

 

 


 

 

 

Görsel: Nihan Sarı

 

SabitFikir arşivinden ek okuma: Uygarlığın arızaları

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Asimetri Lisa Halliday’in ilk kitabı. Kitap, Time ve New York Times tarafından 2018’in en iyi on kitabı arasında gösterilirken Elle, Oprah Magazine, Kirkus Review gibi birçok mecra da 2018’in en dikkat çeken eserlerinden biri olarak niteliyor kitabı.

 

Ağaçlar’ın dilinden anlıyor muyuz? Yazıldığı dil Almancayı kastetmiyorum elbette, bu yazıda üzerinde duracağım dil evrensel, doğanın dili. Peki ağaçların sesine kulak vermemize vesile olan şey ne? Bir kitap. Hermann Hesse’nin bütün eserlerinin bulunduğu 20 ciltlik baskıdan Volker Michels tarafından derlenmiş Ağaçlar dilimize çevrilerek Kolektif Kitap etiketiyle okura sunuldu.

Aynur Dilber’in ilk öykü kitabı Az Hüzünlü Bir Yer (İz Yay. 2018), gerçekçi ve gerçeküstü tarzda öyküler içeriyor. Ben kendi payıma, kitaptaki gerçeküstü öyküleri daha çok beğendim. Bu beğeninin elbette öznel bir tarafı var ama gerçeküstü öyküleri neden daha çok beğendiğimi kendime sorduğumda, bunun tek sebebinin benim edebiyat zevkim olmadığını itiraf edeyim. Ne demeye çalışıyorum?

Adalet Ağaoğlu’nun eylülde Everest’ten çıkan kitabı Düşme Korkusu adını taşıyor. Bir kitabın ismi içeriğinden bağımsız olabilir, Gülün Adı buna güzel bir örnektir; bazı isimler içeriğe dair ipucu verebilir, bazıları ise tamamen o isim üzerine inşa edilebilir. Düşme Korkusu son gruptan.

I. Dünya Savaşı’nı takip eden günlerde, İrlandalı genç bir meteoroloji uzmanı, Antartika’daki kuş uçmaz kervan geçmez bir adaya bir yıllığına tayin edilir. Onu bırakacak olan gemi, bir önceki meteoroloji uzmanını alıp dönecektir ancak adada karşılaştıkları tek insan, tuhaf ve yabani deniz feneri bekçisi olur.

Söyleşi

Melike Yıldırım: Bazı kitaplar isimleriyle öylesine bütünleşirler ki sanki o kitabı başka hiçbir isim öylesine doğru bir şekilde anlatamaz gibi gelir.

ŞahaneBirKitap

Svetlana Aleksiyeviç, "yepyeni bir edebi tür" olarak tanımlanan, uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla 2015 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştü.

Editörden

Her ne kadar kitabın 5000 yıllık serüveni desek de, birçok iyi okur için kitabın tarihi, kendi serüveniyle birlikte ilerlemiştir aslında. Bizi kitaplara çeken şey, biraz da kendimizden dışarı çıkmak isteğidir. Okuduğumuz her macera, her tez ya da antitez, kitapla bizim aramızdaki gizemli bir sözleşme gibidir. Bu anlamda okumak soylu bir eylemdir de.