Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Yazıyor Mu, Yazdırılıyor Mu?

Chuck Palahniuk anlatıcı zekâsına ve “bakış”ına değer verdiğim bir yazar. Peki, Palahniuk’un kendisi yazarlığına değer veriyor mu, artık bundan emin değilim.

 

Yeni romanları, yeni hikayeleri art arda geliyor ama okurda yeni bir roman, yeni bir hikâye okuduğu hissi uyandıramıyor. Bir garip tat kalıyor geride. Kimselere itiraf edemediğiniz bir his.

 


Yerli Polisiyenin Hası: Moda Cinayetleri

Moda Cinayetleri’nde hikâye, jeoloji profesörü Aziz Aksoy’un genç esiyle güzel bir gece geçirme hayaliyle Kadıköy çarşısından alışveriş yapmasıyla başlıyor. Eve döndüğünde kapının kilitlenmediğini fark eder. Salona girdiğinde profesyonel bir katil tarafından susturuculu tabancayla, eve sonradan gelen eşi de tecavüz edilerek öldürülür.


Ötekine Dönüştüren Çöl

Edebiyat evreninde yazarların kimisi dildeki kıvraklığıyla sivrilir, kimisi şairane buluşlarıyla; bazı yazarlar sizi can evinizden vurmayı başardığı için hatırınızda kalır, bazılarının ince zekasına kıskıvrak yakalanıverirsiniz. Favori yazarlarınızı düşünün, her biri farklı hususiyetleri nedeniyle girmiştir o seçkin listeye.


Mortal Engines

Hemen hepi­mi­z­in Yüzükleri­n Efendi­si­’nden tanıdığımız Peter Jackson’un -özelli­kle Hobb­it seri­si­ i­le kısmen eleşti­ri­lse de- fantasti­k severler arasında fazlaca kred­isi­ var.


Gözünü Uzaya Dikenler

Nasa’nın yıllar sonra Mars’a yolladığı uzay aracı InSight, geçtiğimiz günlerde Mars’a iniş yaptı. Birçok bilimkurgu eserine, sinema filmine konu olan, diğer gezegenlerden farklı olarak insanlığın gözünde çok daha gizemli bir konuma sahip olan Mars, ulaşılmazlığını hâlâ koruyor.

 


Satranç Ustaları: Yalnızlık ve Kimlikler Üzerine

İnsanlardan korkarak ya da ahmaklıklarına tahammül edemeyerek yalnızlığa ve sessizliğe sığınmak mümkün mü, peki bu yalnızlığa ne kadar tahammül edebilir insan? Ya da yalnızlığının sınırlarını belirleyip buna sadık kalabilir mi?

 


Dede Korkut İle İlgili Çalışmalar Yeterli mi?

Türk destanlarının başında gelen Oğuzname, bilinen ismiyle Dede Korkut destanları, klasik bir destan hüviyetinden çok bir milletin nasıl yaşadığını, nelere inandığını, nasıl erdemlere ve zaaflara sahip olduğunu söyleyen metinlerden oluşuyor. Dede Korkut’u farklı kılan ise yaşanan vakaları havada bırakmaması ve mutlaka bir çözüm sunması.


Mağlubiyet Karinesi

Sadece kaybedenlerin kazanabileceği savaşlar vardır. Yaralarını sarmayan aksine onları bin bir ihtiramla saklayan insanların kazandığı savaşlar... Kazanmak, kaybetmek yerine göre ters yüz olabilir. Hayat, zamanın eleğinde sürekli değişen bir gerçekliğin görüntüleriyle selamlar bizi. Öyle ya da böyle.


Beden Ruha İhanet Ettiğinde

Hilmi Ziya Ülken (1901-1974), Türkiye’de sosyolojik düşüncenin evriminde çok kıymetli bir isim. Eserlerinde, sosyolojinin ne olduğunu, diğer bilimlerden nasıl ayrıştığını kanıtlama çabasını izleriz. Sosyolojinin epistemolojik temellerini, yöntemsel araçlarını, kavramlarını oturtma, kurumsallaştırma derdinde olmuştur. Sosyolojiyi, felsefi dönüşümün içinde açıklamaya çalışır.


Saraybosna Suikastı: Perec'in İlk Romanı, Şimdilik

Ferhan Şensoy henüz genç bir tiyatrocuyken, yakın tarihimizde “Kanlı 1 Mayıs” adıyla anılan 1 Mayıs 1977 gününü kara mizahi bir dille, bir mahalle anlatısı olarak Kazancı Yokuşu başlığıyla kaleme alır. Bu uzun öyküsünü kitap olarak yayımlatmak istemektedir Şensoy (ki yayımlatır da sonrasında) ama daha öncesinde ustası Haldun Taner’e okutur yazdıklarını, fikrini almak için.

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.