Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Yazarlar


Ergin Yıldızoğlu

İstanbul doğumlu. 1989'da University of East Anglia, Gelişme ve İktisat Bölümü'nden "Kapitalist üretim tarzında kriz üzerine teorik ve tarihsel bir çalışma" teziyle doktorasını aldı. 1993'ten bu yana Cumhuriyet gazetesinde yazıyor. 2001 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Bölümü master programı altında, "Küreselleşme Süreci ve Avrupa" adlı bir ders sunmaya başladı. İktisat, Görüş gibi dergilerde ve Petrol-İş yıllıklarında ekonomik konularda; Adam Sanat, Sombahar, Ludengirra, Edebiyat ve Eleştiri gibi dergilerde de sanat, edebiyat, felsefe yazıları ve şiirleri yayınlandı.

Globalleşme ve Kriz (Alan Yayınları, 1996), Yaşasın Modernist Refleks (Telos, 1997), Kötü Sonsuzda Gezintiler (Cumhuriyet Kitap, 2000), Göz Göze Geldiğimizde, Şehir ve Ben (Ümit Yayınları, 2000) ve Dinozorun Kuyruğu (Remzi Kitabevi, 2002) başlıklı kitapları vardır.

Tüm Yazıları

Alain Badiou’nun İngilizce çevirisi 2007’de çıkan yapıtı Varlık ve Olay’ın (Being and event, Continuum Publisher), sabırsızlıkla beklenen II. Cildi Dünyaların Mantıkları (Logics of worlds, Continuum, 2009) da yayımlandı.

"Bana tanrı söyledi. Okudum, TV’de gördüm…"

“Negativity & Revolution- Adorno and Political activism” Theodore Adorno’nun son derecede yoğun ama bir o kadar da ilginç yapıtı Negative Dialectics içindeki savları, devrimci teori ve pratik açısından kullanılabilir kılmayı amaçlayan bir derleme; dört kısı

The Great Financial Crisis Causes and Consequences
John Bellamy Foster & Fred Magdoff, Monthly Review Press, 2009, 160 sf.

İnsan beyninin biyolojik yapısını inceleyen bilim dalıyla (neurosience[1]) insanın psikolojisini inceleyen Psikanaliz arasında bir diyalog kurmaya kalkmak yakın zaman kadar son derecede zor, hatta boşuna bir çaba olarak görülüyormuş. Özgürlüğün Biyolojisi kitabının yazarlarının bir arkadaşı, bu çabayı “bir balinayla kutup ayısını çiftleştirmeye” benzetmiş.

Söyleşi

Selim İleri ile edebiyat ve hayat hakkında

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editör'den

Edebi türler arasındaki tartışmaları her zaman büyük bir keyifle izlemişimdir. Bu tartışmalar arasında kuşkusuz, hangi türün daha eski olduğuna dair tartışma, yazarları, şairleri ikiye böler. Şairler, şiirin en eski edebi tür olduğu iddiasındadırlar. Hikâyeciler ise insanın “tahkiye” etme ihtiyacından dolayı hikâye türünü ilk insana kadar dayandırırlar.