Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

   

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

Bir Ailenin En Uzun Yüzyılı




Toplam oy: 57
Ailenin doğup büyüdüğü diyarı terk etmek zorunda kalmaları, Bilecik Pazarcık’ta yeni bir hayat kurmaları ve bu esnada kuşaktan kuşağa aktarılan nice anı, kitabın temel eksenini oluşturuyor.

 

Dedem Balkan Savaşı’nda göçmüş İstanbul’a, anne tarafım ise 93 harbinin önüne katıp Anadolu’ya sürüklediği bir aileden. Onların göçleri, daha sonra yaşadıkları şu an hiç yaşanmamışçasına unutulmuş durumda. Zira onca yaşanmışlıktan benim hafızama kadar ulaşabilen hatıraların toplamı yarım sayfayı aşmaz. Hatıraları yaşayanlar da hafızalarında taşıyanlar da vefat etmiş durumda olduğu için geri dönüşsüz bir şekilde unutulmuş durumda her şey. Bu hatıraların bana kadar intikal etmemiş olması sebebiyle nasıl bir hazineden mahrum kaldığımı ise şair Emel Özkan’ın üçüncü kitabı Deliorman’dan Çıktım Yola’yı okuyunca fark ettim. Emel Özkan’ın Balkan muhaciri ailesinin 99 yıllık hikâyesini kayıt altına alan kitap, bu ülkenin başına gelen en büyük ama sessizliğe mahkûm edilen Balkan faciasının önüne katıp sürüklediği bir ailenin hafızasını okura iletiyor.

 

1880 yılında başlıyor Deliorman’dan Çıktım Yola ve 1979 yılına dek ulaşıyor. Bir ailenin en uzun yüzyılı olarak tanımlayabiliriz bu kitabı. Ailenin doğup büyüdüğü diyarı terk etmek zorunda kalmaları, Bilecik Pazarcık’ta yeni bir hayat kurmaları ve bu esnada kuşaktan kuşağa aktarılan nice anı, kitabın temel eksenini oluşturuyor.

 

Sadece bir ailenin hikâyesi değil Deliorman’dan Çıktım Yola. Bir zamanın, bir muhitin de hikâyesi aynı zamanda. Pazarcık’ın Düğünleri, Kasabada Geçim Yolları, Kasabanın Kahvehaneleri, Kasabanın Camileri, Pazarcık’ın Meşhur Simaları gibi daha başlığından nasıl bir halk hazinesinin eşiğinde olduğumuzu bildiren bölümlerle ilerliyor kitap. Hıdrellez kutlamaları, yağmur duası, harman, kış hazırlıkları, bayramlar, aşure hazırlıkları gibi emsallerine Ahmet Rasim’in, Refik Halit’in metinlerinde İstanbul’un geçmişi için rastlayabileceğimiz pek çok önemli unsur Emel Özkan’ın akıcı anlatımıyla da bu kez Anadolu’da bir muhacir ailesinin hafızası üzerinden kitaplaşıyor. Hele hele bir “cumhuriyet balosu” bölümü var ki, emin olun o kısacık bölümün bende uyandırdığı çağrışımlar ve yorumlar rahatlıkla sekiz-on sayfalık bir metne tekabül edebilir.

 

Kitabın bir başka önemli yanı ise sadece yaşantının değil dil ve edebiyatın da kaydedilmiş olması. Pek çok deyim, atasözü, mani, ağıt, türkü yaşandığı bağlam içinde aktarıldığı için birer kelime grubu olarak değil nefes alıp veren bir hayat bütünü içinde okura ulaşıyor. Bu da kitabın kıymetini bir kat daha artırıyor elbette. Kitapta yer alanfotoğraflar da anlatılanları tamamlayan önemli bir unsur. Mesela pek çok metinde okuduğum talika adlı binek arabasının fotoğrafını ilk kez bu kitapta gördüm. Muhtemelen benim dedem de doğup büyüdüğü yerden böyle bir araba ile göçtü. Fotoğrafı görmüş olmam onun ve ailesinin yaşadıklarını düşünmeme sebep oldu.

 

Emel Özkan’ın Deliorman’dan Çıktım Yola’sı türünün iyi bir örneği. Umarım bu tarz sözlü tarih çalışmaları, anılar, monografiler, biyografiler çoğalır da hafızamızın nisyan ile malûl olması bir nebze şifa bulur.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Sanat eleştirmeni, sanat tarihçisi, ressam, şair, toplumbilimci, düşünür John Ruskin, On Dokuzuncu Yüzyılın Fırtına Bulutu eserinde sanayi devriminin sonuçlarını çevresel yönden ele alıyor.

Gazeteci-yazar Ahmet Kekeç, uzun bir aradan sonra gelen yeni romanıyla kıyıda köşede kalmışlara sesleniyor. İçine sığmadığı bir yaşama hapsolmuş Mehmet Ali, bir gün elbet sevdiği kadına, Ulufer’e kavuşacak, şiirlerini dergilerde yayınlatacak ve bu toprakları terk etme kudretini kendinde bulacaktır.

Edebiyat eleştirmeni Adam Kirsch, Küresel Roman - 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak kitabında bir romanı küreselleştiren şey nedir sorusunun yanıtını arıyor.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.