Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

   

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

Bireyde vicdan, toplumda değer, ne gezer…




Toplam oy: 1004
İyi Yürekli Yaşlı Adamla Güzel Kızın Öyküsü'nde kahramanın yolculuğunu, dönüşümünü anlatmıyor bize Italo Svevo. Oldukça sade bir dille, etkileyici bir ruh kazısı yapıyor.

İyi yürekli yaşlı adam, çok genç ve güzel bir kızı sever, isterse ne olur? Toplumsal kurallara uymayan bir şey yapan herkes gibi, rezil olur… Modern İtalyan edebiyatının en önemli isimlerinden Italo Svevo’nun İyi Yürekli Yaşlı Adamla Güzel Kızın Öyküsü kısacık ama demir leblebi gibi bir roman. Cinsellik ile toplumsal cinsiyet kalıpları arasındaki gerginliği; ahlak ile vicdanın ikiyüzlülüğünü; ve doğanın insana verdiği o hain geçicilik, beyhudelik duygusunu küçücük bir öyküye sığdıran etkileyici bir roman.


Hikayemiz savaş zamanında geçiyor. Ülke yoksulluktan kırılırken, iyi yürekli yaşlı adamımız savaştan nemalananlardan... Cepleri dolu, sağlığı yerinde. Güzel kızla karşılaşıyor ve onun yoksulluğundan faydalanarak hayatına giriyor. Daha doğrusu kızı hayatına alıyor. “Yaşlı dostumuzun kendisini, hiç beklemediği anda, lezzetli bir şekilde genç hissettiğinde aklını kaplayan üçüncü duygu, ‘gençliğim geri dönüyor,’ idi. Yaşlı bir adam öylesine bencildir ki düşüncelerini, benliğini katmadan, kendi tasarımlarını bulaştırmadan, bir anlığına sadece aşka odaklayamaz. Bir kadını istediğinde, körpe kızlar tarafından gençliğinin geri getirilmesini isteyen Kral Davut’a dönüşür.” Evet, öyle de oluyor. Ta ki, yaşlı âşığımızın kalbi tekleyene kadar. Doktoru elbette ki kızla görüşmesini yasaklıyor. O da bu öğüde neredeyse harfiyen uyuyor. Yaşlı adam öylesine bencil, öylesine ikiyüzlü ve öylesine yaşama düşkün ki, herkes gibi, zaten aslında ne gerçekten âşık olabiliyor ne de kendisine yeten o sığ hazdan vazgeçmek istiyor. 

 

Arzu nesnesinden vazgeçmek

 

 

Kahramanımızın içindeki bu gerginlik zamanla duygularının da, aklının da yönünü değiştiriyor. Kendi yararına, kendi çıkarına da olsa arzu nesnesinden vazgeçmek zor tabii. Yaşlı adam da bu zorluğu aşmanın yolunu arzu nesnesini dönüştürmeye, değiştirmeye çalışmakla buluyor. Madem kızla sevişemiyor, öyleyse kız da başkalarıyla sevişmesin istiyor. Kızı ahlaklı bir yaşama çağırmak, para karşılığı ilişkide bulunmasını önlemek için kolları sıvıyor. Ona vaazlar veriyor, malını mülkünü üzerine geçiriyor. Bu kutlu misyondan öylesine etkileniyor ki, gençlere ahlaki öğütler yazmaya kadar vardırıyor işi. Ta ki, evet ta ki ve neyse ki ölene kadar… Gençlik-yaşlılık, hastalık-sağlık, iyilik-kötülük üzerine yazıyor hep. Yazdıkları hazcı, bencil, ikiyüzlü ve hayattan sadece kendi paçasını kurtarmaya çalışan bir zavallının sayıklamaları elbette. O sayıklamaları kuvvetli yapan şey ise, bizim sayıklamalarımıza fena halde benzemesi. “Bütününe bakacak olursak, gençlik sağlıklı ve ahlaklı olsa, yaşlıların günah işleme imkanı olmazdı. Yaşlılara kıyasla daha fazla olan fiziksel güçleri gençleri, kaba kuvvete başvurmaktan koruyordu. Bir sürü felsefe barındıran kağıdın en sonunda, ‘Ahlak kimden başlamalı?’ yazıyordu. (…) Bir kez daha, cevabını bulamadığı soruları not ettiği eski ve yeni kağıtlarını rulo haline getirdi. Sonra üzerine bıkkın bir şekilde ‘Hiçbir şey’ diye yazdı.” 

 

İyi Yürekli Yaşlı Adamla Güzel Kızın Öyküsü'nde kahramanın yolculuğunu, dönüşümünü anlatmıyor bize Italo Svevo. Oldukça sade bir dille etkileyici bir ruh kazısı yapıyor. Bu ruh kazısından da ciddi, sarsıcı bir modernizm eleştirisi çıkarıp koyuyor önümüze. Hikaye işte biraz da bu yüzden demir leblebi gibi. Yazarın daha önce Türkçeleşen Zeno’nun Bilinci adlı çalışmasını atlayanlar için de şahane bir fırsat. 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair ilgi, Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman gibi dizilerin de etkisiyle son günlerde iyice arttı.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.