Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


On iki hayvan on iki meslek iki dil

Dikenli okları bulunan bir kirpiden baloncu olur mu ya da devasa filden bir asker? Peki, bir tavşandan şoför, kurbağadan trafik polisi ve timsahtan diş hekimi olur mu? Cankurtaran yunus balığı ne işe yarar veya doktor olan bir tilki?


Fantastiğin yeniden keşfi ve unutulmuş klasikler

Öz yaratımın poetikası üzerine kafa yoran William Randall, Bizi Biz Yapan Hikâyeler’de benliklerimizin esasen bugün olduğumuz yerden geçmişe dönerek sürekli yeniden kurguladığımız birer hikâye olduğunu söyler. Ona göre insanın hikâyesi yoktur, insan hikâyenin ta kendisidir.


Haçlı Seferleri’ni Birinci Elden Okumak

Orta çağ çağdaş kaynaklarını antik dillerden dahi Türkçeye kazandıran Ahmet Deniz Altunbaş ile bir sohbetimizde “tarih metni çevirmeninin nitelikleri” üzerine konuşmuştuk.


Yayınevlerine Sorduk: Sonbaharda Ne Okuyacağız?

TURKUVAZ KİTAP
“MANİFESTOSUNU KAPAKLARINDA TAŞIYAN KİTAPLAR”


Dar zamanlarda yazmak

15 Temmuz 2016’dan beri o kadar çok olayı hızla yaşadık ki sanki 2016’dan beri 40-50 yıl geçmiş gibi bir yanılgı ile hareket ediyoruz. Bir de o günlerin öncesinde kimlerin neler yazdığını, aynı kişilerin 15 Temmuz sonrasında kalemlerinde nasıl bir dönüşüm yaşadıklarını takip etmek dikkat çekici sonuçlara sebep olabiliyor.

 


Şüpheci Miyiz, Avcı Mı?

Kurgusu, senaryosu ve yönetmenliğiyle Stranger Things ve Mindhunter, Netflix’in epey ilgi gören iki ayrı yapımı. İçerik olarak birbirlerinden oldukça farklı olan bu iki dizi, bu yaz müşterek bir girişim sergiledi. Sevenleri için sanırım temmuz ve ağustos, seri katillerin cinayet psikolojilerini çözmek ve baş aşağı dünyanın başlangıcıyla tanışmakla geçti.

 


Hayatımı yazsam roman olur!

Pek çoklarından duymuş, hikâyelerden okumuşuzdur: Hayatımı yazsam roman olur! Ne ki, kurmacanın içine bir ömrü, hadi diyelim bir ömrün parçalarını sığdırmak sanıldığı kadar kolay değildir. Evet, sahiden de, her insan anlatıcısını bekleyen bir hikâyedir; ama o anlatıcının “kendi” olması işi iyiden iyiye çetrefil hale sokar.


Bir İntikam Şövalyesi: Quentin Tarantino

“İntikam mı yoksa gerçek mi?” Bu soruya muhatap kılar seyircisini meşhur intikam filmi Old Boy. Bir hakikat arayışçısı için yenilmek ve hatta ölmek pahasına “gerçek”tir cevap. Gerçek, intikamdan teskin edicidir çünkü. Quentin Tarantino, bu soruyu gerçeği reddetmek ve geçmişi yeniden yazmak pahasına ‘sonuna kadar intikam’la cevaplıyor gibi. Peki, geçmişten intikam alınabilir mi?


Dostoyevski’nin soylu ruhu, ithal kötü ruhlara karşı; Ecinniler

Cemal Süreya bir TRT röportajında “1944 yılında Dostoyevski’yi okudum, o günden beri huzurum yoktur” sözleriyle anlatmıştı kısa biyografisini. Bir şairin, hayatında yer alan en can alıcı noktayı bir romancının duygu evreniyle tanıştığı an olarak kodlaması, evet çok havalı. Ama konu Dostoyevski ise, zaten huzur falan yoktur ortada, Süreya havalı değil yani, buz gibi haklı. Ve huzursuz.


Edebiyat bir derya, en az hayat kadar

Kelimelerle ilişkim bir okuyucu olarak iyi olsa da bir anlatıcı olarak güçlü sayılmaz. Belki de bu yüzden, konuşulmadan anlaşılan başka bir dile, yani görüntü diline ilgi duydum.

 

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta