Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar



Kadının kalemle imtihanı

Neredeyse yirminci yüzyılın başlarına kadar, kadının yazması 'ahlaksızlık' olarak görülüyordu. Dale Spender, Jane Austen'dan önceki 100 iyi kadın yazarı anlattığı kitabında, kadının edebi yeteneklerini satması ile vücudunu satmasının o dönemde eşdeğer olarak algılandığını vurgular (bkz: 1986, s. 14).



Kitap okurken gözlerinizi de korumak için 5 ipucu

Kitap okumayı çok seviyoruz. Fakat beynimize ve ruhumuza ilaç gibi gelen bu aktivite gözlerimizi yormakta da birebir ne yazık ki. Kitaplarla geçirdiğimiz saatler uzadıkça gözlük numaralarımız da önlenemez bir biçimde yükseliyor. Yine de kitap okumak her zaman yorucu olmak zorunda değil.



İyi kitabı kötü kitaptan ayırma rehberi

Bir kitabı elinize aldığınızda onun hakkında bir değerlendirmede bulunmak kolay; zor olan, bu değerlendirmenin isabetli olması... Fakat Huffington Post'a göre bunu başarmak da imkansız değil. Öyleyse soralım: Bir kitabın kıymetini bilmeyi nasıl başarırız?

 



Stephen King hakkında az bilinen 20 ilginç detay

Korku ve gerilim türünün yaşayan ustası Stephen King oldukça geniş bir hayran kitlesine sahip ve oldukça göz önünde olan biri. Fakat öyle ilginç detaylar var ki, yazarın sıkı hayranlarını bile bir hayli şaşırtabilir. İşte Stephen King hakkında az bilinen 20 ilginç detay:

 



Hiçoğlu hiç: NEYZEN TEVFİK

Hiç’in peşinde alemleri gezen çok adam. Marmara Denizi kadar rakı içtiği rivayet edilen efsane adam. Kültür Bakanlığı’na göre ‘Türk, şair, neyzen, kendine özgü yergileri ve yaşam biçimiyle adını duyurmuş’ meşhur adam. İki şiir kitabına elbette sığmasa da ‘hiç’in azab-ı mukaddesi’ sayılan yok adam.



Yüzüklerin Efendisi hakkında bilmediğiniz 5 şey

Eğer siz de Yüzüklerin Efendisi serisinin sıkı bir hayranıysanız ve Orta Dünya’yı ikinci eviniz sayıyorsanız muhtemelen J.R.R. Tolkien’in o muhteşem eseri hakkında epey kapsamlı bir bilgiye sahipsinizdir.



E-kitap 1 yaşında!

E-kitap geldi geliyor derken, 1 yaşını doldurdu bile! Bundan tam bir yıl önce, e-kitaplar ilk defa idefix tarafından Türkiye’de de satılmaya başlandığında, dünyada büyük fırtına kopartan ve satışları neredeyse basılı kitaplarla başa baş gitmeye başlayan e-kitaplara ülkemiz okurları da hemen ilgi göstermeye başlıyordu, hatırlarsınız.. 

 



Kafka'nın Şato'su: Bir şato kadar esnek, kırılgan ve katı

Franz Kafka'nın ölmeden önce finalize etmeden Max Brod'a teslim ettiği dosyalardan biridir Şato. Sadece roman yarıda bırakılmış değildir, romanın (elimizdeki haliyle) sonundaki nihai tümce de yarımdır. Yarım yüzyılda dünya dillerine yerleşen 'kafkaesk' ifadesini borçlu olduğumuz ana yapıtlardan biridir Şato.



Haruki Murakami hakkında az bilinen 15 detay

Haruki Murakami’nin dünya çapında tanınan ve sevilen bir yazar olduğu tartışma götürmez. Aynı zamanda çağının en üretken yazarlarından biri olan Haruki Murakami şu günlerde ülkemizde “yetişkinler için masal” olarak nitelenebilecek olan Tuhaf Kütüphane kitabıyla gündemde. Öte yandan yazarın gündelik hayatına dair pek fazla şey bilmiyoruz.



Birbirinden güzel 14 kitap ayracı

Okuma serüveninin duraklarında yaratıcı bir kitap ayracının beklemesini kim istemez ki? Bir korku romanında kaldığı noktayı akan kanı andıran bir ayraçla işaretlemeyi örneğin? Ya da kitabın konusuna uygun temalı bir ayracı? Mesela Alice Harikalar Diyarında'nın arasında bekleyen tavşan kulaklarını?

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.