Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Arşivi

En çok okunanlar  


Yoksa muhteşem değil miydi?

Yine bir kıyamettir kopup gidiyor. Kıyametin başrolü son zamanlarda hep olduğu gibi bir televizyon dizisi. (Diziler olmasaydı, Türk kültür dünyası neleri tartışacaktı acaba diye merak edip duruyorum ya, o başka bir dram.)

 


Yıldökümü 2010: Entelektüel sefalet, edebiyatı listeleme hevesleri ve “yozlaşmacı gelenekçilik”le geçti

Diyeceksiniz ki geçen sene de edebi yıldökümü çıkaran sayın Fikri Sabit, sizde de böyle bir gelenekselleşme çabası, gelenekçilik hayranlığı hasıl olmuş gidiyor.


"Başka insanlar" sayesinde "bir kişi"

Magna Carta Libertatum yani Büyük Özgürlükler Sözleşmesi... 13.


İkiyüzlü körler ülkesinde cinsellik ve edebiyat

Kökü elbette daha gerilere gidiyor ya, Turgut Özal’ın kişiliğinde taçlanmış bir toplumsal olgu bu: Faydacı muhafazakarlık. Milliyetçi-muhafazakarlığı neoliberalizmle birleştiren Yeni Sağ’ın tipik ama aynı zamanda daha atak daha yenilikçi lideriydi Özal.


Bakmayı bilen gözler ya da iki tarih gezgini

Bu hafta Ekim ayından itibaren hararetini sürdüren edebiyat dünyamızdan başımı kaldırıyor, biraz da sanat ve tarih diyorum. Sebeb-i derdim iki özgün çalışma: Biri kültür sanat camiamızın önde gelen isimlerinden Faruk Şüyün’ün “Bir Arkeoloji Detektifinin Maceraları”, diğeri ise İtalyan sanat tarihçisi Giovanni Curatola’nın “Türkiye: Selçuklulardan Osmanlılara Sanat”ı.


Ye, dua et, sev ya da Tanrı’yla ne yapacağını bilemeyen kadının dramı

Ye, dua et,sev... Emir kipindeki fiilleri oldum olası sevmem; hele ki bir romanın adı olurlarsa. Ancak yemek, sevmek ve dua etmek gibi naif fiiller söz konusu olduğu için Elizabeth Gilbert’in romanını karıştırmaya karar verdim. Kararımın altında yatan bir diğer sebep ise yogaya karşı duyduğum naçizane ilgi.


Naipaul, entelektüel sefalet ve içimdeki edebiyat aşkı!

Son birkaç gündür V.S. Naipaul üzerine düşünüyordum ağırlıkla. E, Türkiye’de yediden yetmişe herkes bu yazarı düşünüp konuşurken benim neyim eksikti ki.


70’lerin Türk Sineması e-kitap olsa!

Türk sinemasını çeşitli açılardan tahlil eden araştırma kitapları, az olmakla birlikte, ne mutlu ki literatürümüzde mevcut.

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.