Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Arşivi

// En çok okunanlar



İnsanlığın yeni masalı, “çok satma” tutkusuna yenik düşmese!

Geçen hafta, yeni edebiyatın doğumunu beklerken yaşadığımız sıkıntıların kaynaklarından, "çok roman-az edebiyat"ın sebeplerinden birine, edebiyatın dişil yüzündeki sorunlara değinmiştim.



Genç Yazarlar Artık Coşkulu Metinler Yazamıyorlar mı?

Kitaplarla ilgili internet sitelerini, dergileri karıştırdığınızda karşınıza çıkan en ilgi çekici içerik, “Hangi kitabı okumalıyım?” sorusuna verilen cevaplardır. Bu cevaplar genelde ortalama bir anlayışın yansımasıdır. Kitap okumak seçkin bir eylemdir ve kitap okuyacak kişi de, bu özel eylemi gerçekleştirmek için en “seçkin” kitabı bulmalıdır.



Türkiye’nin kadınlarını nasıl bilirdiniz?

“Türkiye’nin Kadınları ve Folklorik Özellikleri”, neresinden bakarsanız bakın ilginç bir kitapla karşı karşıyayız bu hafta. Kaleme alındığı tarih de, yazarı da, içeriği de son derece ilginç ve ilgi çekici... 1800’lü yılların sonunda Batılı bir kadın tarafından kaleme alınmış. Lucy M.J.



Bütün klasiklerimiz dizi film olsun lütfen!

Bihter aynaya bakar; çırılçıplaktır, serin havayı içine çeker, ona gülümseyen aynanın içinde kendisini seyrederek aynadaki aksinden sevda umar, donuk gümüş levhaya çizilmiş beyaz resminin yanında sanki derin, ziyasız, hülyasız bir uykudaymış gibi yalnız kalmak ister… Bihter aynaya bakar; Halit Ziya tutunamamış kahramanların onaramadıkları ruhsal yaranın sahnesi olarak aynayı Türk romanına sokar



Andersen ve Rowling: Tek masal, iki yazar!

Danimarka’da bu yıl ilk kez verilen Hans Christian Andersen Edebiyat Ödülü’nü alan Harry Potter serisinin yazar



Bir Son Duygusu

Ütopya fikrinin ortaya çıktığı Ortaçağ Batı’sı, insanlığa karanlık bir gelecek vaat etmesine rağmen, kendi topraklarında doğmuş “rahatsız ruhlar” eliyle her zaman temize çekildi. Birilerinin ütopyası, başka birilerinin distopyası oluyordu çünkü. Batı’nın en parlak ütopyası İngiltere’dir ve ne hikmetse ütopya dediğimiz tür de İngilizler eliyle pazarlanmıştır tüm dünyaya.

 



“Yazmak çevirmektir!”

“Yazmaya başladığımdan beri, açığa çıkan her kelimenin, dipten vuran duyguların birer tercümesi olarak oluştuğunu, kelimenin ontolojik açıdan bir tercüme olduğunu içten içe seziyor, içine doğduğum Türkçe imgelemin başka dillerdeki yansımalarla yeryuvarlağını dolaşabileceğini derinden biliyordum.”



Henry James’le edebiyatın arka bahçesinde

Eleştirmenler, editörler ve edebi araştırmalar yapanlar var eder biraz da edebiyatı. Onların tutkuları, saplantıları yön verir dönemin yayın hayatına. Tek bir kişinin bir yazara,  bir döneme ya da sadece bir temaya olan ilgisi, tutkusu bile pek çok yönelimi değiştirmeye muktedirdir.  Ya, bir de işin içi boşalmış, pekala magazinleşmiş, gülünçleşmiş hali mevcuttur.



"Başka insanlar" sayesinde "bir kişi"

Magna Carta Libertatum yani Büyük Özgürlükler Sözleşmesi... 13.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Yirminci yüzyıl ne çağıydı? Soğuk Savaş’ın mı çağıydı, aşırılıkların mı? Keşiflerin mi çağıydı; casusların, ajanların, bilmecelerin mi… 18. yüzyılın doğa bilimlerinin, 19. yüzyılın ise biyolojinin çağı olduğunu söyleyenler çoğunlukta. Albert Camus, 20. yüzyılı korku çağı olarak nitelendiriyor. Doğrusu çok da haklı. Yirminci yüzyıldan miras kalan korkuyla her birimiz yüzleştik.