Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Şahane Bir Kitap Arşivi

En çok okunanlar  

Şahane Bir Kitap


İnanna’nın dönüşünü beklerken...

İnanna,  bütün tanrılar ve tanrıçalar arasında yazılı sözle en çok onurlandırılan tanrıça; göklerin ve yeryüzünün kraliçesi, akşamın hanımefendisi, sabahın yıldızı; uygarlığı yaratan kozmik güç; sevgiyi, şifayı ve doğumun mucizesini içinde barındıran... Ne vakit sen gözden düşsen, insanlık senin düşüş hızında cahilleşti, köreldi, ilkelleşti...


Yol hiç bitmez, uzar gider...

Bu hafta sizlere şahane bir kitaptan değil, şahane bir “dizi” kitaptan söz edeceğim.


Futüristik Hamlet, “hayatın oğlu” Macbeth’e karşı...

Milattan sonra 11. yüzyılın başları, Britanya adası.


Geçmişe dair “doğru”nun peşinde...

Tarih yani, bugüne kadar insanlığa dair yazılmış en büyük, kurgusu en sağlam, en mitolojik roman… Dolayısıyla, tarihi “doğru” yorumlamak, “doğru” okumak hatta bir tarihçi olarak “doğru” yazmak ne derece mümkün? Tarih biliminin çok tartışılan en popüler yönü bu.


Bir kırık hikaye…

Evleri, sokakları, insanları, ruhu ve cümle eşyasıyla yitirilmiş zaman; zamanın bütün bütüne tabiatı; onun en hassas, en zarif ve dolayısıyla en hüzünlü ayrıntıları; her temasında en büyük tesirler bırakanı… Tüm bunlar Selim İleri romancılığının sadece bir parçası elbette ama belirleyici olmadıklarını kim söyleyebilir?


"Susanlara hiçbir şey sormayınız!"*

Birkaç gündür elimden bırakamadığım, okuya okuya bitiremediğim bir kitap var. idefix'in bu yeni köşesinin ilk misafiri o oldu. Bu tesadüfe çok sevindim. Edebiyatımızla ilgili, pek örneği olmayan bir arşiv çalışması.


Kahire Üçlemesi

Arapça'nın 20. yüzyıldaki en büyük romancısının magnus opum'u 52 yıl sonra nihayet Türkçe'de. Kahire Üçlemesi'nin Mart ayında yayınlanan ilk cildi Saray Gezisi'nden sonra, Işıl Alatlı'nın güzel çevirisi ile Şevk Sarayı'da geçtiğimiz ay yayınlandı. Merakla beklediğimiz üçüncü ve son cilt sonbaharda çıkacak. Hitkitap'a bu kararı ve özenli çeviri çalışması için bir alkış rica ediyoruz.


''Biz hepimiz suçluyuz''

Her şey,  Kaptan J. van Toch'un Sumatra yakınlarındaki Tana Masa adasına Hollanda gemisi Kandong Bandoeng ile yaptığı ticaret seferi ile başlar. İnci aramak için bakir ve el değmemiş bir bölge arayan Kaptan'a bu nitelikte tek bölge olan Şeytan Körfezi'ne asla uğramaması telkin edilir, zira orada tapa-tapa'lar yani Deniz cinleri vardır.


''Gabağı kim yediyse''

Datça'yı bilir misiniz?


"Okunmuş" Yaşamlar

Okuma ediminin kaçınılmaz bir boyutu da yazarla kurulan ilişkidir. Okuma süreci içerisinde, bir insan olarak tanımadığı yazarı tahayyül etmeye çalışmayan bir okur var mıdır? Kuşkusuz bu tahayyül edimi de yapıtın içeriği ile ilintilendirilir.

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.