Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Şahane Bir Kitap Arşivi

En çok okunanlar  

Şahane Bir Kitap


Kahire Üçlemesi

Arapça'nın 20. yüzyıldaki en büyük romancısının magnus opum'u 52 yıl sonra nihayet Türkçe'de. Kahire Üçlemesi'nin Mart ayında yayınlanan ilk cildi Saray Gezisi'nden sonra, Işıl Alatlı'nın güzel çevirisi ile Şevk Sarayı'da geçtiğimiz ay yayınlandı. Merakla beklediğimiz üçüncü ve son cilt sonbaharda çıkacak. Hitkitap'a bu kararı ve özenli çeviri çalışması için bir alkış rica ediyoruz.


''Biz hepimiz suçluyuz''

Her şey,  Kaptan J. van Toch'un Sumatra yakınlarındaki Tana Masa adasına Hollanda gemisi Kandong Bandoeng ile yaptığı ticaret seferi ile başlar. İnci aramak için bakir ve el değmemiş bir bölge arayan Kaptan'a bu nitelikte tek bölge olan Şeytan Körfezi'ne asla uğramaması telkin edilir, zira orada tapa-tapa'lar yani Deniz cinleri vardır.


''Gabağı kim yediyse''

Datça'yı bilir misiniz?


"Okunmuş" Yaşamlar

Okuma ediminin kaçınılmaz bir boyutu da yazarla kurulan ilişkidir. Okuma süreci içerisinde, bir insan olarak tanımadığı yazarı tahayyül etmeye çalışmayan bir okur var mıdır? Kuşkusuz bu tahayyül edimi de yapıtın içeriği ile ilintilendirilir.


....eğer siz de öfkeyle titriyorsanız...

Che, 1964 yılında Guevara soyadını taşıyan bir İspanyoldan Arjantin'e göç eden ailesinin İspanya'nın hangi bölgesinden olduğunu soran bir mektup alır. Maria Rosario Guevara adındaki bu kadına şöyle yanıt verir:

"Yoldaş,


Türkiye'de İslamcı Kitle Seferberliği

Jenny B. White çok yönlü bir kişilik, bir bilim kadını, halen Boston Üniversitesi'nde Toplumsal Antropoloji dersleri veriyor. Aynı zamanda 2 roman sahibi bir edebiyatçı. Bir yandan da Türkiye ile ilgili bir blog yayınlıyor: http://www.kamilpasha.com/


Stonewall İsyanı

28 Haziran 1969 günü erken saatlerde New York'un Greenwich Willage bölgesindeki Stonewall adındaki bar bir polis baskınına uğrar. Bu tür baskınlara alışık olan ancak verdikleri düzenli rüşvet nedeniyle baskın öncesi polisten tüyo alan bar sahipleri şaşkındır.


Hapishane

"Hapishane dışında, kimse bütün günlerini aynı yerde ve aynı insanlarla geçirmek "zorunda" değildir."

Son 1 yıldır gazete sayfalarına zaman zaman (ve giderek artan sıklıkta) yansıyan haberlerden (kuruyan göller, akarsular; tahrip edilen kültür varlıkları ve hastane ölümleri ile birlikte) birisi de şu: "Cezaevleri doldu taşıyor", veya "Tutuklu ve hükümlü sayısı 12 Eylülü geçti."


Stultorum infinitus est numerus

Yazdığı metinlerden muzip bir kişiliği olduğunu tahmin ettiğimiz İtalyan tarihçi Carlo Maria Cipolla bir gün nereden aklına geldiyse (her ne kadar kendisi "denemenin özel yaşamımla hiçbir bağlantısı yok" dese de, kimbilir çevresinde olup bitenlerden sıtkı sıyrılmıştır) "aptallık" üzerine sanki bilimsel bir makaleymiş gibi bir metin kaleme alır. Bu metni yayınlamak gibi bir amacı yoktur.


Cinsellik ve Ölümü Sorgulamak

Philip Roth  kitaplarını sever misiniz? 2007 yılında Ayrıntı Yayınları'ndan çıkan Ölen Hayvan 'ı okudunuz mu peki?

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Yazının başlığı da methiye cephesini epeyce açığa çıkarıyor ama en sonda ulaşmam gereken yargıyı en başa taşıyarak atayım ilk adımı: Türkçe yazılan ya da Türkçeye çevrilen kalburüstü bütün tarihî romanları okuduğunu varsayan, kendisi de az çok ilgi görmüş hacimli üç örnekle bu alana katkıda bulunan biri olarak, bugüne dek Moğol Kurdu’ndan daha iyisine rastlamadım.

Editörden

Roman türü denilince aklıma hemen Lukacs’ın ünlü sözü geliyor: “Roman, tanrının bırakıp gittiği bir dünyanın destanıdır.” İlk büyük roman diyebileceğimiz Don Kişot da aslında Tanrı’nın olmadığı bir dünyanın romanıydı. Roman 18 ve 19. yüzyıllarda siyasi politik bir etki alanına sahipti. Bana kalsa siyasi politik etki alanından hiç vazgeçmedi roman.