Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Şahane Bir Kitap Arşivi

Şahane Bir Kitap // En çok okunanlar



Kanon mu edebiyattan, edebiyat mı kanondan?

Kanon… Müphem bir sözcük… Jale Parla sorar: “Kanon, müzikte olduğu gibi aynının tekrarı mıdır, yoksa dini kanonlarda olduğu gibi benzerlerinin bulunup eski listelerin genişletilmesi midir, yoksa Toledo Kanonu’nun önerdiği gibi, eski anlatıların yeniden ve çağın gereklerine uygun



Doyle öldü, yaşasın Holmes!

İpek Evi, yeni bir Sherlock Holmes macerası. Evet, doğru duydunuz. Ancak yanlış anlaşılmasın, Arthur Conan Doyle’un ölümünden yıllar sonra bulunup yayımlanan bir maceradan söz etmiyorum. Conan Doyle Vakfı’nın onaylayıp destek verdiği, Anthony Horowitz tarafından yazılan, gerçekten yeni bir maceradan söz ediyorum.



Saf çok satarsa, ülkenin hâli ne olur?

Bu yılın -daha başlarındayız biliyorum ama- en çok beklediğim romanlardan biriydi İsmail Güzelsoy'un Saf'ı.



Ertesi gün hiç kimse ölmedi!

1961 yılında Kuzey Irak’taki Zagros Dağları’nda yapılan kazılarda 60-80 bin yıllık bir mezar bulunur Shanidar Mağarası’nda. Cenin pozisyonunda gömülmüş 35 yaşlarında özürlü bir erkeğin mezarıdır bu. Yapılan incelemelerle, bu Neandertal insanın gömülürken etrafına şifalı bitkiler konulduğu da tespit edilir. Peki ne anlama gelmektedir bu bitkiler ve cenin pozisyonu?



Hangi Sherlock Holmes, kimin kahramanı?!

Sherlock Holmes kimin kahramanıdır? Elbette Arthur Conan Doyle'un. Peki Doktor Watson, William Huges ve Rodolfo Martinez? Ünlü dedektif, Doyle'un olduğu kadar onların da kahramanıdır desem... Aslında ortalığı karıştıran kişi Rodolfo Martinez'dir.



Yaşam bir rüyadır, bizi öldüren uyanmaktır *

Oldum olası Ursula K. Le Guin’in kimi çalışmalarının fantastik, kimilerinin bilimkurgu olarak değerlendirilmesine, romanlarının türlere ayrılmasına karşı çıkarım.



Sonsuz olasılıklar evreninde

C. G. Jung, psikanalizin babası olma yolunda yürüdüğü sıralarda bir rüya görür; rüyasında bir yalıçapkını vardır. Onun yaşadığı yerde nadir görünen bir kuş türüdür bu. Uyandıktan hemen sonra çıktığı yürüyüşte ayaklarının dibinde bulduğu ölü yalıçapkını her ne kadar bir tesadüften ibaret gibi gözükse de dünya tarihine “senkronite” kavramı olarak geçecektir.



Gecenin kalbinden aşırılmış...

Maurice Blanchot, "hiç ulaşılmamış, gecenin kalbinden aşırılmış, 'öteki gece'nin yazarı", "yazarın uykusuzluğunu misafir eden gecenin yazarı"... Deneysel hatta belki de radikal yazı deneyiminin yazarı... Ya da en açığı, parçalı anlatının sonuna giden adam. Ve onun Bekleyiş Unutuş'u. Dili parçalayıp bölen, sözü bir fısıltıya, anlatıyı şiire yakın bir kesintisizliğe çeviren romanı.



An gelir, edebiyat tarafından yutulur yazar

Ne demek nisyan? Bir şeyi unutmak, kasten terk etmek, gafil olmak… Hatırladıkça, hatırladıklarıyla var olan insan, unuttukça, kasten unuttuklarıyla ölüme yaklaşır, ölür, paradoksal olarak… Hatırlama ve unutma arasında bir cendere, ucu giyotinden yapılmış bir sarkaç gibiyse eğer hayat, yazı bunun neresinde durur peki?



Başka hikayelerin çocukları

Mitpunk. Yani edebiyatta yeni bir eğilimin, yeni bir arayışın adı. Bir bileşik kelime; mit ve punktan geliyor. Kendi hikayelerini kaybetmiş, mitlerini unutmuş bir çağın yarattığı yeni mitler ile punk kelimesinin hırpaniliğini, kırılmışlığını, öfkesini içeriyor. Bakmayın siz kulağa çok alafranga çok marjinal geldiğine. Birbirine eklenen bu iki kelime, postmodernizmi fısıldıyor.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.