Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Klasik romanların el yazmaları




Toplam oy: 1272

Günümüzde pek çok yazıyı elde yazmak yerine bilgisayarlarımızın başına oturarak yazıyoruz, pek çoğunu oradan okuyoruz. Bununla birlikte, zamanla kağıda, kaleme, el yazılarına düşkünlüğümüz de artıyor. Sevdiğimiz yazarların el yazılarını, kullandıkları kağıdın cinsini, dolmakalemlerini merak ediyoruz. Fuck Yeah Manuscripts de bu el yazmalarını biraraya getirmiş işte. Bakalım F. Scott Fitzgerald, Antoine de Saint-Exupery, Jean Paul Sartre ve nicesi, o bir solukta okuduğumuz romanlarını nasıl yazmışlar?

 

 

 

 

 

 

 

F. Scott Fitzgerald'ın Muhteşem Gatsby'sinden bir sayfa.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Antoine de Saint- Exupery'nin el yazısıyla bir Küçük Prens sayfası.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

Huckleberry Finn'in Serüvenleri'nin ilk sayfası.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Sartre'ın Bulantısı'ndan bir sayfa...

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Gazap Üzümleri'nden bir sayfa... John Steinbeck'in el yazısı hipnoz edebilir!

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

William Faulkner'ın el yazması, Ağustos Işığı'ndan.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Düz yazmaya başlarız ama yavaş yavaş yukarı kıvrılır kelimelerimiz... Virginia Woolf da Mrs. Dalloway'i yazarken aynı şeyi yaşamış galiba.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

Charles Dickens'ın el yazısıyla Bir Yılbaşı Öyküsü'nden bir sayfa.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

Lewis Carroll, Alice Harikalar Ülkesinde'yi yazarken, bol bol çizim de eklemeyi unutmamış.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Sir Arthur Conan Doyle'un el yazmalarından... Hangi kitaba mı ait? Baskerville Tazısı tabi ki!

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Acaba Gustave Flaubert, Madam Bovary'i yazarken bu kargacık burgacık yazısının ne denli zor okunduğunu düşünüyor muydu?

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Edith Wharton'ın el yazısıyla, Keyif Evi'nden bir sayfa...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DDD

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

İstanbul’da yaz mevsiminin ayak sesleri duyuluyordu. Üniversitedeki bahar döneminin son dersinde felsefe hocam Cemil Güzey, okuma listesi çıkardı. Uzayıp giden listede bir kitap ismi hemen gözüme çarptı; Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar. Bu üç kelimeyi yan yana okuyunca heyecanlanmıştım.

*Paul de Senneville/Mariage d'Amour (Aşk Evliliği) bu yazıya eşlik edebilir.

Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

İlk defa 2013 yılında Ayrıntı Yayınları’ndan, yeni edisyonu ise geçen ay Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanan Ferahlık Anına Övgü, Ömer F. Oyal’in dördüncü romanı. Yazarın romanın yanı sıra çeşitli türlerde eserleri bulunuyor.

Virginia Woolf’un (1882-1941) yaşarken basılı tek öykü kitabı olan Pazartesi ya da Salı (1921) bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Dalgalar, Deniz Feneri romanlarıyla bilinç akışı tekniğinin başarılı örneklerini vermiş bir öncüdür. Bu akım günümüzde de etkisini yoğun bir şekilde göstermektedir.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.