Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Modern Nostradamus: Isaac Asimov tahmin etmişti




Toplam oy: 938

1964'te New York City'nin, Dünya Fuarı'na ev sahipliği yapması vesilesiyle bilimkurgu yazarı Isaac Asimov, The New York Times için bir makale kaleme alarak, dünyanın 2014'te neye benzeyeceğini yazdı. Boston Üniversitesi'nde biyokimya profesörü olarak da görev yapan Asimov, bu yazıya Soğuk Savaş'ın nükleer tehditlerini atlatabileceğimizi umarak başladı.

 

İşte, Asimov'un büyük çoğunluğu haklı çıkan tahminleri:

 

* Küçük aletler, insanlığı can sıkıcı işlerden azat etmeyi sürdürecek. Mutfaklardaki otomatik cihazlar, yemek veya ızgara jambon hazırlayacak, sıcak suyu kahveye dönüştürecek, ekmek kızartacak, yumurta haşlayacak ya da çırpacak... Kahvaltı bir önceki gece belirli bir saatte hazırlanmak üzere ev aletlerine sipariş edilecek.

 

* İletişim sadece sesli değil görüntülü de olacak. Konuştuğunuz insanı görebileceksiniz. Üstelik ekranı sadece aradığınız insanı görmek için değil, döküman oluşturmak, fotoğraflara bakmak ve kitaplar okumak için de kullanacaksınız. Dünyaya senkronize uydular, uzayı arşınlarken, gezegenin üzerindeki herhangi bir noktayı santralle uğraşmakzısın doğrudan aramaya imkan tanıyacak; Antartika'daki meteoroloji istasyonları da buna dahil.

 

* İnsanlık doğadan uzaklaşmayı ve kendisine daha çok uyan alternetif bir çevre yaratmayı sürdürecek. 2014'te ışıklı paneller, yaygın olarak kullanılacak. Tavanlar ve duvarlar, hafifçe parlayacak ve renkleri bir düğmeye basınca değişecek.

 

* 2014'te robotlar yaygın ya da mükemmel olmayacaklar belki ama var olacaklar.

 

* 2014'te aletlerin elektrik kordonu olmayacak çünkü onlar uzun ömürlü radyoizotop pillerle çalışacak.

 

* 2014'e gelindiğinde otobanlar altın çağlarını çoktan geride bırakmış olacak. İnsanın yerle temasını en aza indiren ulaşım araçları önem kazanacak. Elbette uçakları kastediyorum ama zemine temas eden araçlar bile yerden bir-iki adım yükselecek.

 

Can sıkıntısı hastalığı yayılacak

 

* Yapay zekalı taşıtlar belirli bir mesafeyi katetmek üzere ayarlanabilecek ve hedefe insan şoförün zayıf reflekslerine ihtiyaç duymaksızın ulaşacak.

 

* Duvara monteli ekranlar, bugünün televizyonlarının yerini alacak. Ayrıca tasarlanan şeffaf küpler, üç boyutlu seyir keyfi sağlayacak.

 

* Dünya nüfusu 6 milyar 500 milyon, ABD'nin nüfusu 350 milyon olacak. Ve eğer nüfus artışı kontrol altına alınmazsa, 2450'de dünya kalabalıktan boğulacak ve toplumsal yapı bundan çok önce çökecek. Büyük olasılıkla o noktaya gelinmeden evvel dünya çapında, doğum kontrol yöntemlerini teşvik eden bir kampanya başlatılacak ve 2014'te bu kampanyanın etkileri ciddi biçimde gözlemlenebilecek.

 

* Klasik tarım yöntemleri büyük zorluklarla uygulanabilecek ve tarla görevini çok daha verimli mikro organizmalar üstlenecek. İşlem görmüş mayalar ve yosun ürünleri farklı aromalarda piyasaya sürülecek

 

* 2014'te geriye sadece birkaç rutin iş kalacak ki bunlar da zaten makinelerin insanlardan iyi yapamadığı işler olacak. Öte yandan insanlık da makinelere iş vermeye hevesli hale gelecek. Bu doğrultuda okullar açılacak. Lise öğrencilerine bilgisayar teknolojisinin temel ilkeleri öğretilecek, öğrenciler iki değişkenli denklemlerde uzmanlaşacak ve gençler, Fortran'ın o günkü varyasyonları olan programlar konusunda eğitilecek böylece gençlerin bilgisayar dili mükemmelleştirilecek.

 

* İnsanlık yaygın bir can sıkıntısı hastalığından muzdarip olacak. Bu hastalık her yıl biraz daha yayılacak ve yarattığı tahribatın şiddeti artacak. Bunun ciddi zihinsel, duygusal ve sosyolojik sonuçları olacak. Ve söyleyerek haddimi aşmam umarım ama 2014'te psikiyatri açık arayla en önemli tıp dalı haline gelecek.

 

* En ihtişamlı kelimeyse "Çalış!" sözcüğü olacak. Hem de insanlara boş zamanların dikte edildiği bir toplumda...

 

 


 

 

GG

 


Kaynak: Open Culture

Yorumlar

Yorum Gönder


Ben şimdi 50 yıl sonrayı merak ettim.

39%
61%

"iki değişkenli aritmetik" ile kastedilen nedir?

45%
55%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Hayatla ölüm arasında pencereden bir sınır

 

Kendimi bildim bileli kelimelerle uğraşıyorum. Kelimelerle uğraşmayı sevdiğimi ilkokulda keşfettim. Şen şakrak bir çocuktum ve yaptığım şakaların çoğu, kelime oyunları üzerine kuruluydu. Kimi zaman kelime oyunlarım o kadar dolaylı olurdu ki onları açıklamak zorunda kalırdım. Tabii esprinin esprisi kalmazdı o zaman da. Fakat benim için kelime sadece oyun demek değil elbette.

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de Can Yayınları’ndan çıkan Jack London’un (1876-1916) Meksikalı’sıdır.

 

Aynı zamanda boksör de olan bir şairdi Arthur Cravan. Fakat itiraf etmek gerekirse ne büyük bir şairdi, ne de çok arzulamasına rağmen sıkı bir boksör olabildi.

 

Marguerite Yourcenar, 1951’de yayınlanan Hadrianus’un Anıları’nın girişinde “Zamanımızda, roman tüm öteki biçimleri yiyip yutuyor; anlatım aracı olarak insan sadece roman biçimini kullanmaya zorlanıyor.” demişti. Romanın zaferini ilan eden epey bir metne sahibiz. Ancak bir not düşmek zorundayız ki 20. yüzyılın ilk yarısında Netflix abonesi olmamıştı Yourcenar.

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.