Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

“Tek serveti güneş olan” bir başkaldıran



Toplam oy: 17
Pierre-Louis Rey
Yapı Kredi Yayınları

Ne zaman Camus’yle ilgili elimde bulunmayan ya da bulunmadığını sandığım bir kitap, belge ya da fotoğrafa rastlasam, hem kendimi hem de belgeyi ufak bir sorguya çekerim. Asıl soru şu olur elbette: Elime geçen bu şey bana Camus’ye dair yeni ne öğretti? Çoğunlukla sonuç hüsran oluyor, nadiren de şaşırtıcı. Yaklaşık on beş yıldır Camus üzerine iyi kötü araştırma yapan, bilgi ve belge toplayan, üzerine bir de tez yazan birinin yeni bir şeyle karşılaşma olasılığı azalıyor haliyle.


O nedenle açıkça yazmalı: Pierre-Louis Rey’in Camus: Başkaldıran İnsan adlı kitabının bana kattığının fazla olduğunu söyleyemem. Ama yiğidi öldürüp hakkını verelim, kitap, Camus’ye başlangıç için iyi bir malzeme sunuyor. Tabii, reçeteye mutlaka yazılması gerekenler var: Rey’in kitabıyla beraber Sisifos Söyleni, Yabancı, Veba, Başkaldıran İnsan, Doğrular ve İlk Adam da okunmalı.


2010, Camus’nün 50. ölüm yılıydı, 2013 ise 100. doğum yılı. Tüm bu tarihsel kesişmelerden mi, daha çok anlaşılmak istenmesinden mi yoksa mezarcı lider Sarkozy’nin Camus’nün küllerine sarılmasından mı bilinmez ama bu öncü yazar epey bir konuşuldu son zamanlarda. Dünyanın dört yanında etkinlikler düzenlendi; anmalar, toplantılar ve tartışmalarla Camus kitapları yeniden gündeme oturdu.


Rey’in kitabı da Camus üzerine yazılmış ve konuşulmuş kitaplardan biri: Gallimard tarafından Fransa’da 2006’da yayımlanmış ve dört yıllık bekleyişin ardından Elif Gökteke tarafından Türkçeye çevrilmiş.

 

İçinde Camus’yle ilgili bilinen her şey var: Çocukluğu, gençliği, tutulduğu verem, veremin onu nasıl engellerle yüzleştirdiği, Yabancı’nın (absurde felsefesinin) oluşumu, denemeleri (elbette en başta Tersi ve Yüzü ile Sisifos Söyleni), Veba ve Başkaldıran İnsan’a yolculuk (başkaldırı felsefesinin doğuşu), Sartre’la arkadaşlığı ve kavgası, direniş (Combat günleri), tiyatroya duyduğu büyük aşk ve aşkları, çocukları, Nobel Edebiyat Ödülü, ölüm ve ölümünün ardından keşfedilen otobiyografik bir roman taslağı: 1994’te yarım haliyle yayımlandığında dünyayı sallayan İlk Adam’ın Camus’nün hayatını nasıl anlattığı…

 

Rey’in kitaba aldığı hemen her şeyi başka pek çok kaynakta bulmak mümkün. Bu kitabı önemli kılan iki özellik var: Birincisi Camus’ye dair ülkemizde neredeyse hiçbir yerde bulunmayan kimi fotoğraflar. Bunun yanında, el yazmaları ve defterlerinin sayfalarından örnekler. İkincisi, sona iliştirilen “Tanıklıklar ve Belgeler” bölümündeki mektuplar. Camus’yü bilenler büyük oranda bu iki özelliğe odaklanacak gibi.


Rey’in çalışması, Camus üzerine bildiklerimizin bir dökümünü yapıyor. Birkaçını arka arkaya sıralamalı: Absurde felsefesini kuran ama absurde’ü yok etmeye çalışmadan onu anlamaya, hatta başkaldırıyla aşmaya çabalayan biri. “Ben” yerine “Biz”, “mutlak evet” yerine “kuşkucu bir hayır”ı benimseyen bir kişi. Tiyatroya tutkuyla bağlı olan ama en az ilgiyi yine o yapıtlarının gördüğü bir yazar. Akdenizli bir Fransız, “güneşin tek serveti” olduğunu kavrayan bir bilge. Felsefe öğretmeni Jean Grenier’nin deyişiyle “insanın acı ve yalnızlık olarak kaldırabileceği ne varsa köküne kadar yaşayan, onda merhamet uyandıran acımasız bir zihin berraklığıyla pek çok insandan ayrılan” bir kişilik… Rey’in Camus: Başkaldıran İnsan kitabı, Camus’nün bu ve birçok özelliğini yeniden hatırlatıyor bize.  


Yaşamı boyunca zarı hep insandan yana atan Camus’nün “çağının vicdanı” şeklinde nitelendirilmesi boşuna değil. Şimdi o vicdanın, Camus’nün, özellikle ülkemizdeki takipçilerinin sabırsızlıkla beklediği birkaç şey var: İlki, henüz dilimize bütünüyle çevrilmeyen Albert Camus-Jean Grenier ve Camus-Pascal Pia mektuplaşmaları.
Öbürü, doğumunun 100. yılında, yani 2013’te, dünyayla eş zamanlı olarak Türkiye’de de doyurucu Camus etkinliklerinin düzenlenmesi…

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Brian Arthur, ekonominin temel yasalarını sorgulayan çalışmalarıyla önemli katkılarda bulunmuş bir bilim adamıdır. Mühendis kökenli bir ekonomist olarak hem meslektaş hem 1980’li yılların Viyana’sından hemşehri oluruz.

Çağdaş Latin Amerika edebiyatının en önemli temsilcileri arasında sayılan Roberto Bolano’nun –her anlamda- dev eseri 2666 şubat ayında Türkçeye çevrilmişti. Her anlamda dev eseri derken hem içeriğini hem de 1000 sayfalık fiziksel hacmini kast ediyorum. Zaten bu hacim nedeniyle roman hakkında yazmayı biraz geciktirdim.

Hayır, öyle bitmiyor. Yüzlerce sayfa süren kalp çarpıntısı, gelgit, kaçıp kovalamaca,  Mr. Darcy'nin Elizabeth'e evlenme teklifi etmesiyle son buldu ve perde kapandı, son yazısı belirdi, kitabın arka kapağına ulaştık diye hikaye bitti sanıyoruz. Çok yanılıyoruz. Aslında devamı var, görmediğimiz odalarda, okumadığımız sayfalarda bir şeyler olmaya devam ediyor.

Yıllar önce öldüm ben ve şimdi bir mezarın arkasından konuşuyorum sizinle. Kısa bir ömrüm oldu, yirmi sene bile sürmedi hayatım; buna rağmen yaşadım, hayaller kurdum, insanlarla tanıştım. Kavgalar ettim onlarla ve ölmüş olsam bile kimse yaşadıklarımı, hissettiklerimi ve öfkemi elimden alamaz artık.

Garanti Bankası'nın geçen sene, imparatorluk dönemine ait Osmanlı Bankası ana binasında açılan mekanı Salt Galata, 8 Temmuz'a kadar Tercüme Eden sergisine ev sahipliği yapacak. Daha önce Londra ve Tokyo'da düzenlenen bu serginin Türkiye ayağının küratörleri Charles Arsene-Henry, Shumon Basar ve Suna Kafadar.

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun