Atilla Birkiye’nin edebiyatımızın konu ve izlek bakımından en istikrarlı yazarlarından biri olduğu kanısındayım; çünkü otuz yıl aşkın aşk’ı yazıyor. Romanlarının arka planında yer alan toplumsal olaylar, siyasi oluntular ve yazarın edindiği felsefe bilgisinden kaynaklandığını düşündüğüm göze batmayan incelikli göndermeler, bu ilkeli tutumu besliyor, güçlendiriyor. Bence bu iki unsurun (politik bakış açısının ve düşünsel boyutun) metinlere sızıp -bir anlamda- müdahil olmasının üzerinde ayrıca durulması gerekir.
Birkiye’nin aşk’a olan bağlılığı yalnızca romanlarında görülmez; denemeleri ve ‘şairine çok özel’ olduğu kanısını taşdığım şiirlerinde -de- sevdalanmanın bütün halleri; hem ruhsal, hem tensel olarak algılanır. Dolayısıyla yazarın otuz yıllık başarılı verimi bu açıdan da ilginç ve az rastlanan bir külliyat olarak değerlendirilmelidir.
Öte yandan bu külliyatının merkezinde yalnızca, çekinmeden aşk adı verilebilecek kadın ya da kadınlar olduğu sanılmamalı: Atilla Birkiye iki şeye daha tutkuyla bağlı ve âşık!
Bunlardan birincisi hayat dediğimiz; doğumla ölüm arasında acılar, ayrılıklar ve tabii ki buruk seviçlerle yaşanan zaman aralığı: Birkiye, acı çekse bile hayatı da aşk gibi çok seviyor, ama yitirdiklerinden şikayet eden bir aşıkın hüznüyle. Hiç kuşkusuz bu öznel duyarlılık, hüznü baskın bir roman kahramanı gibi öne çıkartıyor. Bence yazarın son romanı olan İstanbul’da Aşktan İkmale Kalanlar ‘ın baş kahramanı, diğerlerinde olduğu gibi yine hüzün, ama vurguladığım gibi sevdalı bir hüzün...
Birkiye’nin hayat gibi tutkuyla bağlı olduğu ikinci şey ise edebiyatın ta kendisi: Yazar bu coşkulu uğraşın sunduklarına öyle büyük bir tutkuyla bağlı ki son romanında bu eğilim öne çıkıyor, edebiyatı da önemli roman kahramanı yapıyor. Dolayısıyla İstanbul’da Aşktan İkmale Kalanlar’ın baş kahramanları, hayatın hüznü ve edebiyatın coşkusu olan, samimiyetle kaleme alınmış bir roman olarak okunabilir. Tabii, onun aynı zamanda Kabataş, Eyüp, Bakırköy, Beşiktaş, Kuzguncuk, İstinye ve Arnavutköy’den söz eden; daha doğrusu İstanbul’un sahil semtlerinin romanı olduğu da hiç unutulmamalı. ..
İstanbul'da Aşktan İkmale Kalanlar başka türlü de okunabilir, çünkü onun, ülkenin baskıcı bir dönenimini, felsefi hatta biraz da kafkaesk göndermeler yaparak anlattğı da söylenebilir..
Öte yandan Atilla Birkiye içten olduğu kadar temiz yürekli bir yazar.
Ben bu safiyeti romanlarında belirginleşen komplekssiz, mütevazı yazar tutumuna bağlıyorum. Yazarın metinlerini okuyanlar bunun tabii ki farkındadır. Ben yeni okurlar için bu özelliğin altını bir kez daha çiziyorum: Atilla Birkiye, edebiyatın coşkusunu samimiyele içselleştiren, hem aşk denilen kadim roman konusuna, hem de yazmaya sevdalanmış bir yazardır. Dolayısıyla aşkı ve hayatın hüznünü bu denli seven, yazdıklarını edebiyat sevinciyle besleyen bir yazarın roman dersinden iyi notlar alması doğaldır. Üstelik otuz yiki yıldır bu tutkuyu istikrarla devam ettiriyorsa...
Eleştiri

Eleştiri




Yorumlar

Yorum Gönder
Diğer Eleştiri Yazıları

George Ritzer’ın üniversite öğrencilerine hazırlanmış ders kitabı niteliğindeki çalışması ‘Küresel Dünya’, dipnot ve alıntıların içinde kaybolmadan, ‘küreselleşmenin temel niteliklerini’ gözden kaçırmadan, güncel veri ve gözlemleri es geçmeden ‘toptan’ bir inceleme sunuyor.

On dört yaşındaydım ve hayat, bir deniz yatağında uyumamı emrediyordu. Oysa deniz yatağı, altında deniz olmadan bir çakıl çuvalına benzer. Uyutmaz. Uyutsa da gördüğün rüyayı hatırlatmaz. Latin alfabesini doğduktan ancak dokuz yıl sonra öğrenebilmiş bir çocuğa, eline tesadüfen geçmiş bir romanı okutmaktan başka bir halta yaramaz.

Meksikalı Juan Rulfo, yaşadığı kadar yazan biri değil ne yazık ki. Fakat onun, kaleme aldığı az sayıdaki yapıtıyla pek çok ismi etkilediğini söylemek lazım. Ülkesi Meksika ve Latin Amerika edebiyatının önemli isimlerinden olan Rulfo'nun tek romanı Pedro Paramo.

Heinrich Böll’ün Can Yayınları’ndan çıkan öykü kitabı, duyguları alt üst eden, insan elinden çıkma vahşetin sahici korkunçluğuyla bir kere daha yüzleştiren, can yakan bir kefaret öyküleri seçkisi.

"Biz kendimizi, kendi köyümüz dışındaki her yerde rahat sayan huzursuz insanlarız.” Cesare Pavese.









Facebook
FriendFeed
Twitter
RSS
Yeni yorum gönder