Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Aşkın ve hüznün başarılı ve çalışkan romancısı



Toplam oy: 1034
Atilla Birkiye
Özgür Yayınları

Atilla Birkiye’nin edebiyatımızın konu ve izlek bakımından en istikrarlı yazarlarından biri olduğu kanısındayım;  çünkü otuz yıl aşkın aşk’ı yazıyor. Romanlarının arka planında yer alan toplumsal olaylar, siyasi oluntular ve  yazarın edindiği felsefe bilgisinden kaynaklandığını düşündüğüm göze batmayan incelikli göndermeler, bu ilkeli tutumu besliyor, güçlendiriyor. Bence bu iki unsurun (politik bakış açısının ve düşünsel boyutun) metinlere sızıp -bir anlamda- müdahil olmasının üzerinde ayrıca durulması gerekir.

Birkiye’nin aşk’a olan bağlılığı yalnızca romanlarında görülmez; denemeleri ve ‘şairine çok özel’ olduğu kanısını taşdığım şiirlerinde -de- sevdalanmanın bütün halleri; hem ruhsal, hem tensel olarak algılanır. Dolayısıyla yazarın otuz yıllık başarılı verimi bu açıdan da ilginç ve az rastlanan bir külliyat olarak değerlendirilmelidir.

Öte yandan bu külliyatının merkezinde yalnızca, çekinmeden aşk adı verilebilecek kadın ya da kadınlar olduğu sanılmamalı: Atilla Birkiye iki şeye daha tutkuyla bağlı ve âşık!

Bunlardan birincisi hayat dediğimiz; doğumla ölüm arasında acılar, ayrılıklar ve tabii ki buruk seviçlerle yaşanan zaman aralığı: Birkiye, acı çekse bile hayatı da aşk gibi çok seviyor, ama  yitirdiklerinden şikayet eden bir aşıkın hüznüyle. Hiç kuşkusuz bu öznel duyarlılık, hüznü baskın bir roman kahramanı gibi öne çıkartıyor. Bence yazarın son romanı olan İstanbul’da Aşktan İkmale Kalanlar ‘ın  baş kahramanı, diğerlerinde olduğu gibi yine hüzün, ama vurguladığım gibi sevdalı bir hüzün...

Birkiye’nin hayat gibi tutkuyla bağlı olduğu ikinci şey ise edebiyatın ta kendisi: Yazar bu coşkulu uğraşın sunduklarına öyle büyük bir tutkuyla bağlı ki son romanında bu eğilim öne çıkıyor, edebiyatı da önemli roman kahramanı yapıyor. Dolayısıyla İstanbul’da Aşktan İkmale Kalanlar’ın baş kahramanları, hayatın hüznü ve edebiyatın coşkusu olan, samimiyetle kaleme alınmış bir roman olarak okunabilir. Tabii, onun aynı zamanda Kabataş, Eyüp, Bakırköy, Beşiktaş, Kuzguncuk, İstinye ve Arnavutköy’den söz eden; daha doğrusu İstanbul’un sahil semtlerinin   romanı olduğu da hiç unutulmamalı. .. 

İstanbul'da Aşktan İkmale Kalanlar başka türlü de okunabilir, çünkü onun, ülkenin baskıcı bir dönenimini, felsefi hatta biraz da kafkaesk göndermeler yaparak anlattğı da söylenebilir.. 

Öte yandan Atilla Birkiye içten olduğu kadar temiz yürekli bir yazar. 

Ben bu safiyeti romanlarında belirginleşen komplekssiz, mütevazı yazar tutumuna bağlıyorum. Yazarın metinlerini okuyanlar bunun tabii ki farkındadır. Ben yeni okurlar için bu özelliğin altını bir kez daha çiziyorum: Atilla Birkiye, edebiyatın coşkusunu samimiyele  içselleştiren, hem aşk denilen kadim roman konusuna, hem de yazmaya sevdalanmış bir yazardır. Dolayısıyla aşkı ve hayatın hüznünü bu denli seven, yazdıklarını edebiyat sevinciyle besleyen bir yazarın roman dersinden iyi notlar alması doğaldır. Üstelik otuz yiki yıldır bu tutkuyu istikrarla devam ettiriyorsa...

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Silvan Alpoğuz: Postmodern ve politik

 

Bolaño, Şili’nin başkenti Santiago’da dünyaya gelmiş. Çocukluk yılları çeşitli kentler, birbirine karışmış kültürlerin içinde geçmiş. Gençlik yıllarının başında Meksika’ya göçmesi onun edebiyat serüveni için bir kırılma noktası olmuş. Meksika’daki entelektüel ortamlarda Latin Amerika Edebiyatı’nı sulayan birçok yerli akımı araştırma imkânı bulurken, şiir eskizlerine bu yıllarında başlamış.

Kulis

Gülenay Börekçi İntihal mi, Esinlenme mi? ''Ben bu kitabı daha önce okumuştum!''

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.