Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Binlerce sayfadan daha ağır bir novella



Toplam oy: 141
Joyce Carol Oates // Çev. Erhan Sunar
Alakarga Yayınları
İlk Aşk, bir rüyadan uyanamamaya benziyor. Göğsünüzde oturduğunu görüyorsunuz, itiyor ama hareket ettiremiyorsunuz...

Çocukken, sözlerini anlamadan dinlediğiniz o aşk şarkısını düşünün. Müziği güzel, ezgisi güzel, düşününce götürdüğü yerler güzel. Henüz bilmediğiniz bir dilde yazılmış müziğiyle hayran bırakan bir şarkı. Asıl sorun, dili öğrendikten sonrası. Bunun aslında bir aşk şarkısı değil, yaralardan notalanmış kalp çarpıntılarının ağır aksak ritmi olduğunu öğrenmeye ne zaman hazır olur bu çocuk? Yaraları saklamak, ortak bilinçle gelen bir dürtü müdür, yoksa insan yanlış yaptığını anladığında, belki utancından mı saklar zayıflığını? Peki ya güç... Yaraların insanları güçlendirdiği doğru mudur? Yarayı açanların zayıflığı mıdır bizim kapattıklarımız? Sakladığımız aslında onların utancı mıdır? İncecik bir novella, binlerce sayfalık romandan daha ağır olabilir mi? 

 

 

Aşkın gözünüzü kör ettiği, paniklettiği, eziyet çektirdiği anlar... Ne kadar kanatırsa kanatsın, bantla kapatılır, yokmuş gibi itinayla saklanır. Bir çocuk aşkı işte böyle tanır. Belki de onu hep böyle belleyecek. Acı veren, katlanılması gereken, kanatan. Annesiyle birlikte, adı anılmayası babasını bırakıp akraba evinde, kuytu köşe kapmaca oynamaya başlayan Josie’nin ilk aşkıdır bu. Annesinin duyduğunuzda tüylerinizi diken diken edecek tespitlerle yaklaştığı çocuk Josie. İçten içe, “Ben kadın değilim,” diye bağırırken öğrendiği “kadınlık dersleri” ile birlikte, belki kadınlığın en acı yönlerini öğrendiği yaştır 11. “Sık sık öyle anlar olurdu ki, bana sanki bir çocuk değil de günün birinde onun adına tanıklık edecek bir yetişkinmişim gibi bakardı,” diye özetler yetişkin Josie o zamanlarını. Hikayeden yoksun bir anne, bir çocuk değil bir yetişkin yetiştirebilir ancak. “11 yaşındaki biri neredeyse yok gibidir,” diyen annesini, gözlerini korkuyla kısarak yok edebilen Josie.

 

Baştan ayağa, bastırılmış şiddetle dolu Jared’dır o ilk aşkın adı. Din eğitimi alan, kendisini her türlü dini öğretiye adamış Jared. Hayatının 23. yılında, yaşamdan alamadığı tatmin duygusunu, sadizmle birleştirip, Josie’ye uyguladığı maddi manevi şiddette bulur. Josie’nin midesindeki kelebeklerin, midesinin üzerindeki yaralara tekabül ettiği, neresinden bakarsan bak haince bir ilişki. Öğrenmenin en ağır hali ve dolayısıyla büyümenin de. Jared’in Josie’ye zorla gösterdiği dergilerde -“anlaşılması zor yaralara katlanan kızlar”ın olduğu o dergilerde- “efendilerin saklı yüzleri vardır.” Ve aslında Josie içten içe tuhaflıkları fark ederken, adını aşk koyduğu bu duyguyla gerçek dünya arasında salınırken büyür.

 

“Sizi tanımlayacak yakın bir yetişkin olmaksızın hâlâ çocuk olarak kalabilir miydiniz?” Joyce Carol Oates’in satırlarında tek bir çocuk bile yok. Daha çok kendisini yetişkin zanneden ama çocukluğunu alt edememiş bir anne, kendisini yetişkin zanneden hayattan nasıl zevk alabileceğini öğrenememiş sadist bir genç ve çocukluğu herkes tarafından zaptedilmiş bir Josie var. Ve Joyce Carol Oates bu karanlık dünyayı öylesine bir karabasan haline getiriyor ki, o dünya tıpkı bir rüyadan uyanamamaya benziyor. Göğsünüzde oturduğunu görüyorsunuz, itiyor ama hareket etmesini sağlayamıyorsunuz. İşte sözlerini ilk başta bilmediğiniz o şarkı en acı haliyle kulaklarınızı tırmalıyor şimdi ve ister istemez, kendinizi Josie’lerin sesine açıveriyorsunuz.

 


 

* Görsel: Onur Aşkın

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan John Steinbeck, 27 Şubat 1902’de Salinas’ta, göçmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Stanford Üniversitesi’nde okudu ama mezun olamadı. New York’ta gazetecilik kariyeri yapmak istiyordu ama gazetecilikte de umduğunu bulamadı. Salinas’a geri dönmek zorunda kaldı. Yazma tutkusu hep vardı Steinbeck’in.

“Gelecek öykülerin yazarı şu anda telaşlı bir sevinç içinde çalışmasına başlıyor.

Ayşe Erbulak’ın yakın bir zaman önce çıkan son romanı Cinayet Sınıfı Başkanı, çocukluklarında büyük travmalar yaşamış ve bunu aşamamış ve hayatlarını da bu unut(a)mayışın üzerine kurmuş üç kişinin hikayesi; tabii, her şeyin üstünü örten bir cinayetin söz konunu olduğunu da ekleyelim...

Altı çizilen anlar, üstü karalanan anılar hep o durumun içindeki detaylarla özdeşir; kokular, renkler, hareketler, sesler… Hafızamızda yer eden tüm hikayeler kendi ayrıntılarını taşır. Yemek de o ayrıntıların belki de en önemlilerinden biri. Üstelik yalnızca hikayeye değil, hikayede geçen önemli/önemsiz karakterlere de bir anlam, hafızaya kazınacak bir özellik ekler.

Dünya dönmeye devam ettikçe bazı kelimelerin insanın yüreğine koyduğu o sızı asla bitmeyecek; bugün bile dilimizde acısıyla duran o kelimelerden biri “sürgün.” Gidilen yer, insanın hayatını devam ettirdiği koşullar, kurduğu düzen, başına gelen iyi şeyler, peşi sıra yürüyen şans, her şeyin yolunda gittiğini ve artık hayatın iyi ve stabil olduğunu düşünsek dahi sürgün, sürgündür.

Söyleşi

Gökhan Dumanlı ile söyleşi:



"Zarafet ölmedi, görgüsüzlük popüler oldu."


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.