Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Cadının bavulu



Toplam oy: 1416
Özlem Kumrular
Yitik Ülke Yayınları
Sıcak yaz günlerinde plajda, deniz kıyısında bir kafede ya da balkonunuzda keyifli ve hafif saatler vadeden bir kitap Eski Sevgililerinizden Kurbağa Yapılır.

Dünyadaki kurbağa nüfusunun yüzde 80’inin dişi olduğunu biliyor muydunuz? Ya bugüne dek prens olması umuduyla öptüğümüz kurbağaların yüzde 100’ünün de yüzde 100 kurbağa olduğunu? Bu durum prens olması umuduyla öptüğümüz onca kurbağanın yanına kâr kaldığı gibi hiçbirimizin prenses olmadığını da gün yüzüne çıkarıyor sevgili kadınlar; cümlemize geçmiş olsun.

 

Ömrünce prens beklememiş, beğendiği kurbağaları öpmekten geri durmamış, çocuk yaşında akraba çocuklarını itina ile taşlamış Özlem Kumrular’ın neşeli, renkli ve eksantrik blog yazılarından derlenen Eski Sevgililerinizden Kurbağa Yapılır, Yitik Ülke Yayınları’ndan çıktı ve raflardaki yerini aldı. Okurlarıyla kurduğu yakın ilişkiyle, sosyal medyadaki içten tavrıyla ve hediye ettiği ağaç tohumlarıyla tanınan Yitik Ülke Yayınları adına bu kitabın kapağını hazırlayan Melek Koç, tasarımda yazar Özlem Kumrular’ı elinde bavuluyla resmetmiş ki bu bavul bana sorarsanız yazarın karakterine ilişkin önemli bir sembol. Zira aynı zamanda akademisyen olan Kumrular pek öyle evde oturup kurbağadan prense, bir müddet sonra da yurdum erkeğine dönüşen kocasına yemekler yapıp elinde bir toz beziyle ortalarda dolanacak bir kadın değil. Aksine kendisinin bavulunda ikamet eden bir kimse olduğunu bile söyleyebiliriz. Öyle ki zaman zaman evine ödediği kirayı gereksiz buluyor, kim bilir, belki komşuları onun bavul ticaretiyle uğraştığından şüphe ediyor. Yazarın renkli kişiliği kitabında yer verdiği anılarına da yansıyor elbette, yazıların tümüne eğlenceli ve samimi bir üslup hakim. Öyle ki kimi zaman bir arkadaşınızın yeni döndüğü İtalya tatiline ilişkin anılarını dinlediğiniz hissine kapılabilirsiniz.

 

Blog okuru ile kitap okurunun farklılaşan beklentileri

 

Ancak kitabın yazarın blog yazılarından derlenmiş olmasının zaman zaman bir handikapa dönüştüğünü de yadsımamak gerek. Bilindiği üzere birçoklarımız için bloglarımız arada bir uğradığımız, ancak çoğu zaman geri dönüp onları şenlendirmemizi bekleyen yazlık evler gibidir. Bu durum iki blog yazısı arasındaki zaman aralığının kimi zaman ayları bulmasına sebep olabilir, bu durum tarihte atlamalar doğurabilir. Eski Sevgililerinizden Kurbağa Yapılır’da da Özlem Kumrular’ın blogunda yayınlanan yazılarına yayınlanma tarihlerine göre geçmişten günümüze doğru bir sıralamayla yer verilmiş. Bu durum kimi zaman iki yazı arasında zaman atlamasına ve okurun yazıların akışını takip etmekte zorlanmasına sebep olabiliyor. Çılgın bir yılbaşı kutlamasının ardından gelen bir Akdeniz tatili ya da yazarın çocukluğuna dair bir anısını çok daha güncel bir anının takip etmesi okurda konsantrasyon problemi yaratıyor, devamlılık duygusunu sarsıyor. Bu durumun temel nedeni blog yazıları bir kitaba dönüştürülürken salt bir sıralama ve düzeltiye gidilmesi, bunun dışında yazıların herhangi bir çalışmaya tabi tutulmaması olabilir. Kitabın künyesinde bir düzelti ekibine yer verilmiş ancak bir editör ismi bulunmuyor. Şunu belirtmek gerekir ki sanal ortamda verilerin dijitalliği ve veri akışının yüksek hızı içerisinde görmezden gelinebilecek yazım yanlışları ya da düşük cümleler, yazılar bir kitaba dönüştüğü anda göze çarpıyor ve rahatsızlık veriyor. Bunun sebebi de blog okurluğu ile kitap okurluğunun farklı dikkat düzeyleri ve beklentiler içermesi olsa gerek.

 

Sözün özü şu sıcak yaz günlerinde plajda, deniz kıyısında bir kafede ya da evinizin balkonunda keyifli ve hafif saatler vadeden bir kitap Eski Sevgililerinizden Kurbağa Yapılır. Siz de Özlem Kumrular’ın neşeli ve hareketli hayatında bir tur atmak isterseniz bu kitabı çekinmeden okuma listenize dahil edebilirsiniz. Yazarın bu kitaptan elde edeceği telif gelirlerini Soma’da yakınlarını yitiren çocuklara bağışlamış olması da cabası…

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Türkçede 2013 yılında yayımlanan Toby’nin Odası kitabıyla tanınan İngiliz yazar Pat Barker, yeni kitabı Kızların Suskunluğu ile ikinci kez Türk okurları selamlıyor. İlyada destanına yeni bir bakış getirdiği Kızların Suskunluğu, feminist yazına katkı niteliği de taşıyor.

Türkiye’de zamanında çokça ilgi gören Texas, Teks, Tommiks (Orijinali Captain Miki) türevi çizgi romanların ülkemizdeki macerasını Sabitfikir’in geçen sayısındaki dosya içerisinde kısaca özetlemeye çalışmıştık (“Türkiye’de Çizgi Romanın Yeniden Yükselişi”, Sabitfikir #114, 2020).

Yazarların ve sinemacıların birbirleriyle mektuplaşmalarının kitaplaşmasına aşinayız. Karantina Günlerinde Evin E-Hali de böyle bir kitap, yazışmalardan ortaya çıkmış. Ama gerekçesi fazlasıyla kendisine has. Fikir nereden ve nasıl ortaya çıktı, biraz anlatabilir misiniz?

 

Sütçü, topluluk içinde dönüp dolaşan bir dedikodunun romanı. Ortada bir gerçek yok, sadece, o gerçeğin üstüne konuşulanlar var ve bir süre sonra, toplumun tüm üyeleri, bu dedikodunun gerçek olduğu varsayımıyla hareket ediyor.

 

Polisiye tutkunları, İskandinav polisiyesinin türün içinde nasıl bir ağırlığa sahip olduğunu iyi bilirler. Özellikle son yıllarda Türkçeye kazandırılan yeni yazarlarla beraber, bu soğuk toprakların suç öykülerine olan ilgimiz gitgide artıyor. Bunlardan biri de Türkçe için kısmen yeni, fakat İskandinav polisiyesi için artık klasikleşmiş bir seri; Martin Beck.

 

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.