Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Farklı Coğrafya Mitolojilerine Katmanlı Bir Bakış



Toplam oy: 26
Kolektif
NTV Yayınları

Aşk, bekaret, evlilik, hava, ateş, su, savaş, hasat, bilgelik... Yeryüzüyle ve yaşamla ilişkilendirilen daha birçok şey; insanın varoluştan bu yana üstünde kafa yorduğu, anlamlandırmak için tanımladığı, her birine tanrıça ve/veya tanrı atadığı konu... Uzaya çıkmış, ayda yürümüş, denizin dibine inmiş, yerin altına gitmiş, kilometrelerce uzaklığa rağmen teknoloji sayesinde birbirinin yanındaymış gibi iletişebilen insan hiç değişmemiş... İnsanın kafa karışıklığı, anlamlandırma çabası, derdi tasası, neşesi havası hep aynı. Örneğin Mısırlının Hathor’u, Yunanın Eros’u, Vikingin Freya’sı, Kadim Yakındoğulunun İştar’ından sorulan aşk ve sorunları hâlâ çözülemedi, olduğu gibi. İnsanın ölüme, ölüler diyarına ilgisi de.

Mezopotamya'dan İnana süslenip püslenip ME’yle birlikte ölüler diyarına yolculuk eder. Amacı oranın kraliçesini öldürmektir. Her kapıda süslerinden birer parça alınır ve sonunda tanrısal güçlerinden yoksun kalır, öldürülür. Üç gün sonra onu kurtarmak için yaratılmış varlıklar bir hayat iksiriyle onu canlandırır. Japon mitolojisindeki İzanagi ile Yunan mitolojisindeki Eurydike’nin ölüler diyarına inmesinin nedenleri ise oldukça benzerdir. İkisi de ölen eşlerinin peşinden gider ve ikisi de eşini geri getiremeden döner.

Mitolojilerde geleceğe duyulan merak da önemlidir. Örneğin gaipten haber verme ve kehanet Roma’da bir sanattır. Roma mitolojisinde, kahin anlamına gelen augur adlı üst düzey rahipler, tanrılardan gelen çeşitli işaretleri yorumlamakla sorumludur. Gök gürlemesi, şimşek, deprem gibi doğa olayları, karadaki hayvanların ya da havadaki kuşların davranışları tanrısal işaretler olarak yorumlanır. Kurban edilen hayvanların organlarına bakılarak gelecek okunur. Auspicia denen “kuş izlemek” kehanet için yaygın bir yöntemdir. Bu noktada, Türkçede günlük konuşma dilinde biri bilmememiz gerektiğini düşündüğü bir şeyi nereden bildiğimizi sorduğunda “kuşlar söyledi” dememiz oldukça ilginçtir.

Yaratılış meselesi de farklı mitolojilerde benzer öğelerle ele alınır. Kadim Yakındoğu, Mısır, Amerikan mitolojisinde suyla yaratılıştan söz edilirken, Afrika, yine Mısır, Hint, Çin, Avustralya ve Okyanusya mitolojisinde bir kozmik yumurtadan bahsedilmekte.

Kültür Taşıyıcıları’ndan, hemen herkesin hayatında bir kez olsun duymuş olduğu Prometheus; insana el sanatlarını, bilimleri, tanrılardan çaldığı ateşi verir, Afrikalı Lonkundo kabilesine orman hayvanlarına tuzak kurmayı öğretir. Yine kültür taşıyıcısı Kadim Yakındoğudan Enki ise tam bir insan dostudur. Onlara tatlı su getirir; tanrılara görevler verip kanallar inşa etmek, arpa yetiştirmek, ekmek pişirmek, mimarlık gibi işlerin yapılmasını sağlamakla kalmaz, tüm diğer tanrılar insanı büyük bir tufanla yok etmek istediğinde onun kaçmasına yardım eder, Ziusudra’ya ailesi ve hayvanlarını taşımaya yetecek bir tekne yapmasını bildirir. Ne kadar tanıdık bir hikâye...  İnsanın ortak paydasına, doğasını oluşturan arzu, korku, heves, istek, şiddet, anlatmak, aktarmak, tanık ihtiyacı duymak gibi ister istemez sahip olduğu insani durumlarına işaret eden türden bir tanıdıklık bu. Savaşlarla, alış verişle, düğünle davulla birbiriyle iletişen insana. Geçmiş gelecek demeden.

NTV Yayınları’nın “Başvuru Kitapları” dizisinden çıkan “Mitoloji” kitabı bir giriş hapı. Bilginin derli toplu sunulduğu bir özet. İnsanlığın ve insanın dünü ve bugününü, aşkı, yaşamı, yeri göğü, ölümü nasıl anlamlandırdığını, eski uygarlıkların hem kendileri hem de şimdiki uygarlıkla ilişkisini, benzerlik ve/veya farklılıklarını derli toplu bir gözle görmemizi sağlayacak bir hizmet. Bir başucu kitabı da denebilir. Her zaman masanın üstünde, koltuğun yanında duracak kitaplardan.
 
Kitap, fotoğraflar ve görseller, grafik tasarım ve sayfa düzeni açısından özellikle övgüye değer. Sayfa düzeninin özenine ve pratik kullanımına dikkat çekmekte fayda var. Ana metin konu edilen tanrı, tanrıça ya da efsaneyi anlatarak, kültürel ve mitolojik bağlamı ortaya koyuyor. Kilit bilgiler ilgili tanrı ya da tanrıçanın önemli özellik ve işlevlerinin özetini veriyor. Özel konu kutucukları belirli bir dinsel ya da kültürel yönü öne çıkarıyor. Resimle ilgili metin, seçilmiş bir anlatı ya da efsaneyi aktarıyor. Resimlerdeki numaralı göndermeler ise her görselin metin içindeki bağlamını görmeyi sağlamakta. Sayfanın dibindeki göndermeler kitaptaki ilgili konuların yer aldığı sayfaları gösteriyor. Çerçeveli kutucuklar konu çerçevesindeki kişilik ve olaylara göndermelerde bulunuyor. Tüm bunlar okura katmanlı bir okuma yapma fırsatı sağlıyor.

Kitapta yer alan mitolojiler ve hazırlayanları şöyle sıralanabilir: Kadim Yakındoğu Mitolojisi (Prof. Annette Zgoll ve Markus Hattstein), Mısır Mitolojisi (Noreen Doyle), Yunan Mitolojisi ve Roma Mitolojisi (Andrew W. White), Viking Mitolojisi ve Kelt Mitolojisi (Teri Paajanen), Hint Mitolojisi (Brian Collins), Çin Mitolojisi (Igor trutanow), Japon Mitolojisi (Rebecca Mak), Amerikan Mitolojisi (Matthew Bullen), Afrika Mitolojisi (Nana Oforiatta-Ayim), Avustralya ve Okyanusya Mitolojisi (Markus Hattstein). Editör Juliane von Laffert. Çeviri Nurettin Elhüseyni.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

George Ritzer’ın üniversite öğrencilerine hazırlanmış ders kitabı niteliğindeki çalışması ‘Küresel Dünya’, dipnot ve alıntıların içinde kaybolmadan, ‘küreselleşmenin temel niteliklerini’ gözden kaçırmadan, güncel veri ve gözlemleri es geçmeden ‘toptan’ bir inceleme sunuyor. 

On dört yaşındaydım ve hayat, bir deniz yatağında uyumamı emrediyordu. Oysa deniz yatağı, altında deniz olmadan bir çakıl çuvalına benzer. Uyutmaz. Uyutsa da gördüğün rüyayı hatırlatmaz. Latin alfabesini doğduktan ancak dokuz yıl sonra öğrenebilmiş bir çocuğa, eline tesadüfen geçmiş bir romanı okutmaktan başka bir halta yaramaz.

 

Meksikalı Juan Rulfo, yaşadığı kadar yazan biri değil ne yazık ki. Fakat onun, kaleme aldığı az sayıdaki yapıtıyla pek çok ismi etkilediğini söylemek lazım. Ülkesi Meksika ve Latin Amerika edebiyatının önemli isimlerinden olan Rulfo'nun tek romanı Pedro Paramo.

 

Heinrich Böll’ün Can Yayınları’ndan çıkan öykü kitabı, duyguları alt üst eden, insan elinden çıkma vahşetin sahici korkunçluğuyla bir kere daha yüzleştiren, can yakan bir kefaret öyküleri seçkisi.

 "Biz kendimizi, kendi köyümüz dışındaki her yerde rahat sayan huzursuz insanlarız.” Cesare Pavese.

   

Hem ruhsal hem de edebi olarak yüzyıllara yayılan o kadar güçlü bir hikâye ki onunki, aslında yazarına da fazlaca söz bırakmıyor.

Yunus Emre kimdir? Ya da şöyle sorayım, bizim Yunus’u bilmeyen var mıdır? Hepimiz biliriz onu, en mühimi de severiz, hem de çok severiz... Niyesi belli, çünkü Yunus’uzdur hepimiz. Kendini Anadolu’da yeniden yaratmış Türk insanının bizzat özüdür o. 13. yüzyıl Anadolusu’nda yaşamış bu derviş, bu şair, bulduklarıyla değil aradıklarıyla, büyük arayışıyla ve çilesiyle temsil eder bizi.

Söyleşi

RIZA KIRAÇ'LA SÖYLEŞİ: "Türkiye'de dair paranoyak bir hikâye anlatmaktı amacım..."

 

AYCAN AŞKIM SAROĞLU

 


ŞahaneBirKitap

Latife Tekin bir gün bir sohbetimiz sırasında her kitabın yazarından bağımsız bir kaderi olduğunu söylemişti bana; her kitabın kendi kaderi vardır, demişti… Tayep Salih’in “Kuzeye Göç Mevsimi”ni okurken ister istemez bu sözler geldi aklıma.  1966 yılında yazmıştı Sudanlı Taye

Anket

Paulo Coelho'nun internet üzerinden yayılan korsan yayınları desteklediğini söylemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun