Farklı Coğrafya Mitolojilerine Katmanlı Bir Bakış | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Farklı Coğrafya Mitolojilerine Katmanlı Bir Bakış



Toplam oy: 872
Kolektif
NTV Yayınları

Aşk, bekaret, evlilik, hava, ateş, su, savaş, hasat, bilgelik... Yeryüzüyle ve yaşamla ilişkilendirilen daha birçok şey; insanın varoluştan bu yana üstünde kafa yorduğu, anlamlandırmak için tanımladığı, her birine tanrıça ve/veya tanrı atadığı konu... Uzaya çıkmış, ayda yürümüş, denizin dibine inmiş, yerin altına gitmiş, kilometrelerce uzaklığa rağmen teknoloji sayesinde birbirinin yanındaymış gibi iletişebilen insan hiç değişmemiş... İnsanın kafa karışıklığı, anlamlandırma çabası, derdi tasası, neşesi havası hep aynı. Örneğin Mısırlının Hathor’u, Yunanın Eros’u, Vikingin Freya’sı, Kadim Yakındoğulunun İştar’ından sorulan aşk ve sorunları hâlâ çözülemedi, olduğu gibi. İnsanın ölüme, ölüler diyarına ilgisi de.

Mezopotamya'dan İnana süslenip püslenip ME’yle birlikte ölüler diyarına yolculuk eder. Amacı oranın kraliçesini öldürmektir. Her kapıda süslerinden birer parça alınır ve sonunda tanrısal güçlerinden yoksun kalır, öldürülür. Üç gün sonra onu kurtarmak için yaratılmış varlıklar bir hayat iksiriyle onu canlandırır. Japon mitolojisindeki İzanagi ile Yunan mitolojisindeki Eurydike’nin ölüler diyarına inmesinin nedenleri ise oldukça benzerdir. İkisi de ölen eşlerinin peşinden gider ve ikisi de eşini geri getiremeden döner.

Mitolojilerde geleceğe duyulan merak da önemlidir. Örneğin gaipten haber verme ve kehanet Roma’da bir sanattır. Roma mitolojisinde, kahin anlamına gelen augur adlı üst düzey rahipler, tanrılardan gelen çeşitli işaretleri yorumlamakla sorumludur. Gök gürlemesi, şimşek, deprem gibi doğa olayları, karadaki hayvanların ya da havadaki kuşların davranışları tanrısal işaretler olarak yorumlanır. Kurban edilen hayvanların organlarına bakılarak gelecek okunur. Auspicia denen “kuş izlemek” kehanet için yaygın bir yöntemdir. Bu noktada, Türkçede günlük konuşma dilinde biri bilmememiz gerektiğini düşündüğü bir şeyi nereden bildiğimizi sorduğunda “kuşlar söyledi” dememiz oldukça ilginçtir.

Yaratılış meselesi de farklı mitolojilerde benzer öğelerle ele alınır. Kadim Yakındoğu, Mısır, Amerikan mitolojisinde suyla yaratılıştan söz edilirken, Afrika, yine Mısır, Hint, Çin, Avustralya ve Okyanusya mitolojisinde bir kozmik yumurtadan bahsedilmekte.

Kültür Taşıyıcıları’ndan, hemen herkesin hayatında bir kez olsun duymuş olduğu Prometheus; insana el sanatlarını, bilimleri, tanrılardan çaldığı ateşi verir, Afrikalı Lonkundo kabilesine orman hayvanlarına tuzak kurmayı öğretir. Yine kültür taşıyıcısı Kadim Yakındoğudan Enki ise tam bir insan dostudur. Onlara tatlı su getirir; tanrılara görevler verip kanallar inşa etmek, arpa yetiştirmek, ekmek pişirmek, mimarlık gibi işlerin yapılmasını sağlamakla kalmaz, tüm diğer tanrılar insanı büyük bir tufanla yok etmek istediğinde onun kaçmasına yardım eder, Ziusudra’ya ailesi ve hayvanlarını taşımaya yetecek bir tekne yapmasını bildirir. Ne kadar tanıdık bir hikâye...  İnsanın ortak paydasına, doğasını oluşturan arzu, korku, heves, istek, şiddet, anlatmak, aktarmak, tanık ihtiyacı duymak gibi ister istemez sahip olduğu insani durumlarına işaret eden türden bir tanıdıklık bu. Savaşlarla, alış verişle, düğünle davulla birbiriyle iletişen insana. Geçmiş gelecek demeden.

NTV Yayınları’nın “Başvuru Kitapları” dizisinden çıkan “Mitoloji” kitabı bir giriş hapı. Bilginin derli toplu sunulduğu bir özet. İnsanlığın ve insanın dünü ve bugününü, aşkı, yaşamı, yeri göğü, ölümü nasıl anlamlandırdığını, eski uygarlıkların hem kendileri hem de şimdiki uygarlıkla ilişkisini, benzerlik ve/veya farklılıklarını derli toplu bir gözle görmemizi sağlayacak bir hizmet. Bir başucu kitabı da denebilir. Her zaman masanın üstünde, koltuğun yanında duracak kitaplardan.
 
Kitap, fotoğraflar ve görseller, grafik tasarım ve sayfa düzeni açısından özellikle övgüye değer. Sayfa düzeninin özenine ve pratik kullanımına dikkat çekmekte fayda var. Ana metin konu edilen tanrı, tanrıça ya da efsaneyi anlatarak, kültürel ve mitolojik bağlamı ortaya koyuyor. Kilit bilgiler ilgili tanrı ya da tanrıçanın önemli özellik ve işlevlerinin özetini veriyor. Özel konu kutucukları belirli bir dinsel ya da kültürel yönü öne çıkarıyor. Resimle ilgili metin, seçilmiş bir anlatı ya da efsaneyi aktarıyor. Resimlerdeki numaralı göndermeler ise her görselin metin içindeki bağlamını görmeyi sağlamakta. Sayfanın dibindeki göndermeler kitaptaki ilgili konuların yer aldığı sayfaları gösteriyor. Çerçeveli kutucuklar konu çerçevesindeki kişilik ve olaylara göndermelerde bulunuyor. Tüm bunlar okura katmanlı bir okuma yapma fırsatı sağlıyor.

Kitapta yer alan mitolojiler ve hazırlayanları şöyle sıralanabilir: Kadim Yakındoğu Mitolojisi (Prof. Annette Zgoll ve Markus Hattstein), Mısır Mitolojisi (Noreen Doyle), Yunan Mitolojisi ve Roma Mitolojisi (Andrew W. White), Viking Mitolojisi ve Kelt Mitolojisi (Teri Paajanen), Hint Mitolojisi (Brian Collins), Çin Mitolojisi (Igor trutanow), Japon Mitolojisi (Rebecca Mak), Amerikan Mitolojisi (Matthew Bullen), Afrika Mitolojisi (Nana Oforiatta-Ayim), Avustralya ve Okyanusya Mitolojisi (Markus Hattstein). Editör Juliane von Laffert. Çeviri Nurettin Elhüseyni.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

İstanbul tarihçiler, edebiyatçılar, gezginler için bulunmaz bir kaynak. Hakkında yazılanlar, söylenenler ve hatta uydurulanlarla birçok esere ilham veren bir kent. Gerçi sadece “kent” kavramı İstanbul'u karşılamaya yetmiyor; şehir, kent, mekan, medeniyet vb birçok kelime İstanbul söz konusu olduğunda aklımıza gelenlerden.

Macar yazar Gábor T. Szántó’nun romanı Kafka’nın Kedileri, anlatıcımızın üniversitedeki ofisine beklenmedik bir ziyaretçinin, “80 yaşlarında, sakalları karmakarışık, siyah ceketli bir Yahudi”nin girmesiyle başlıyor.

Çok satma kaygısı taşıyan romanların bazı ortak özellikleri var; bunlardan ilki, en basmakalıp haliyle söylersek, okurunun keyifli zaman geçirmesine imkan tanıması. Keyif öznel bir kavram olduğundan, burada biraz duralım.

Aşk, bitimsiz sorularıyla çözülemeyen bir esrar gibi. Öte yandan hakkıyla da konuşulmaz. Ya abartılı bir şekilde kalpler, güller, nasihatler havada uçuşur ya da dudak bükülür, hasır altı edilir. Ama öyle ya da böyle, hep gündemdedir aşk; görmezden gelinmesi bile popülerliğindendir.

İnsanın doğadan gitgide uzaklaşarak mahkum olduğu modern yaşamı hedef alan, o modern yaşamın mağduru bireyi merkeze koyup onu yiyip bitiren sisteme hunharca saldıran ve nihayetinde kahramanımızı doğayla buluşturan neredeyse bütün hikayeleri seviyoruz.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.