Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Freud'u okumak



Toplam oy: 1094
Raşit Tükel
Bağlam Yayıncılık
Freud Okumaları, psikanalizi bütünlüklü olarak kavramaya yol açacak, bizleri önyargılardan arındıracak kitaplardan biri olmaya aday gözüküyor.

"Freud'un kitapları çok ağır, hiçbir şey anlamıyorum", "Psikanaliz hep böyle sıkıcı mı?", "Psikanalizi anlatan kitapların dili hep böyle karmaşık olmak zorunda mı", "Psikanalizi çok merak ediyorum ama okudukça kafam karışıyor" gibi cümleleri birçoğumuz duymuş veya içimizden geçirmişizdir.

 

Psikanaliz, ruh sağlığı ile ilgilenen kişilerin yanı sıra sanatla, mimari ve siyasetle ilgilenen kişilerin de sıklıkla başvurduğu bir alandır. Fakat çoğu kişi, bir yandan psikanalize ve psikanalizin kurucusu Sigmund Freud'a büyük bir merak ve ilgi duyarken, diğer yandan onun dilini kavramakta -eğer psikoloji terminolojisine de çok hakim değilse- çeşitli zorluklar yaşayabiliyor. Bu yüzden bizler de, Freud'un makalelerini hakkıyla okumada ve kavramada bize eşlik edecek bazı metinlere ihtiyaç duyuyoruz ve elbette psikanalize dair çeşitli önyargılardan, yalan yanlış bilgilerden kurtulmamızı sağlayacak kalemi güçlü yazarlara da.

 

Raşit Tükel, işte bu yazarlardan biri. Kendisi psikiyatrist ve 2001 yılında kurulan İstanbul Psikanaliz Derneği'nin kurucu üyesi. "Psikanaliz Yazıları" isimli dergide 2000-2013 yılları arasında yayın kurulu üyesi olarak görev yapıp, halen aynı dergide danışma kurulu üyesi olarak çalışıyor.

 

Tarihsel süreklilik bağlamında Freud

 

Bağlam Yayınları'ndan çıkan kitabı Freud Okumaları'nda okuyucuyu lafı fazla uzatmadan, yalın bir dille Freud'un temel metinleriyle tanıştırıyor. Bu metinler, düşlerin yorumu, dürtü kuramı, narsisizm, bilinçdışı, fobiler, nesne ilişkileri, Oedipus karmaşası, fobiler, anksiyete, savunma mekanizmaları, aktarım-karşıaktarım gibi alt başlıklardan oluşuyor. Kitap genel olarak iki bölüme ayrılıyor; ilki Freud'un temel metinleri üzerinden okumalar, diğeri ise Freud sonrası okumalar. Freud sonrası okumalar bölümünde yazar bizi, psikanalize önemli katkılar sağlamış olan kişilerden Hartmann, D. W. Winnicott ve Melanie Klein'la ve onların çalışmalarıyla tanıştırıyor. Ama bu isimler bana yeterli gelmiyor ve içimden keşke kitapta Freud sonrası dönemde psikanalize ciddi katkılar sağladığını bildiğim Otto Rank, Erich Fromm, Karen Horney, Heinz Kohut ve Margaret Mahler gibi isimlere rastlasaydım diye geçiriyorum. Belki Raşit Tükel ağzımıza bir parmak bal çalıyor ve diğer isimlerle tanışmayı okuyucunun kendi ilgisine ve çabasına bırakıyor.

 

Freud Okumaları'nda yer alan metinler, son 15 yıl içerisinde Psikanaliz Yazıları başta olmak üzere çeşitli dergilerde yer alan yazılar temel alınarak oluşturulmuş. Prof. Dr. Raşit Tükel, kitabın önsözünde, bir Freud makalesinin tek başına, öncesi ve sonrası dikkate alınmadan okunmasının, Freudyen anlamda bütünlüklü bir görüş oluşturmayı zorlaştırdığını ifade ediyor. Ve kitaptaki bölümlerin bu noktalar dikkate alınarak, tarihsel süreklilik gözetilerek ele alınıp, oluşturulduğunu belirtiyor.

 

Freud'un görüşlerinin çağdaş düşünceyi etkisi altına almaya başladığı günlerden bu yana neredeyse yüz yıl geçmesine rağmen, Freud ve sonrasını yansıtan eserlerin birçoğunun Türkçeye çevrilmemiş ve çevrilenlerin de belirli bir sistematiği izleyerek seçilmemiş olması, ne yazık ki psikanalizin tam olarak anlaşılmasına, içselleştirilmesine ve Türkiye'de gereğince tanınmasına imkan vermiyor. Freud Okumaları, sistematik bir işleyişle bu boşluğu kısmen de olsa giderebilecek, psikanalizi bütünlüklü olarak kavramaya yol açacak, bizleri önyargılardan arındıracak kitaplardan biri olmaya aday gözüküyor. Psikanalize yeni başlayanlar için, başlayıp da vazgeçenler için ya da bilgilerini yeniden tazelemek isteyenler için kıymetli bir olanak sağlıyor.

 

 


 

 

* Görsel: Emmanuel Polanco

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

I. Dünya Savaşı’nı takip eden günlerde, İrlandalı genç bir meteoroloji uzmanı, Antartika’daki kuş uçmaz kervan geçmez bir adaya bir yıllığına tayin edilir. Onu bırakacak olan gemi, bir önceki meteoroloji uzmanını alıp dönecektir ancak adada karşılaştıkları tek insan, tuhaf ve yabani deniz feneri bekçisi olur.

Birçok edebiyatçı intiharı temalaştırıp yazı ve şiirlerinde kullanmış ama bazıları onu metnin dışına taşıyarak bizzat tecrübe etmiştir. Ölümün sınır uçlarında gezinen ve kendi iplerini kendi kalemleriyle çeken bu edebiyatçılar yazdıkları metinlerle, arkalarında bıraktıkları notlar ve şiirlerle boğazda kalan bir düğüm gibi atılıyor hayatın sayfasına.

 

Edebiyat ödülleri, ister ulusal olsun ister uluslararası, daima tartışmalarla örülü bir ağın içindedir. Çünkü roman, öykü, şiir, kurmaca hatta edebiyatın ta kendisi dahi yüzde yüz objektif bir bakış açısıyla değerlendirilecek, teraziye konulup tartılacak, laboratuvara sokulup incelenecek şeyler değil.

Genç bir yazarın edebi serüvenine şahitlik etmek ne güzeldir. Hem o yazarın dilinin, üslubunun, zihninin olgunlaşmasını izlemek hem de yaptığı yenilikleri, aldığı riskleri, denediği türleri görmek mümkündür. Diğer yandan da, yazarımızın eserlerini kronolojik bir sıraya koyup işlediği konuları ve o konuları ele alırken takındığı tavırları görmek, edebiyat sosyolojisi yapmayı da sağlar.

Uzayı Silahlandırma Promosyonu 

Söyleşi

Selim İleri ile edebiyat ve hayat hakkında

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.