Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Kurtar bizi Buffy!



Toplam oy: 1084
Joss Whedon
NTV Yayınları

Vampirlere karşı birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu önemli günlerde Vampir Avcısı Buffy’den daha güzel bir şey olabilir mi? Buffy Summers artık 128 kuşe sayfada çizgi roman olarak arzı endam ediyor.

Yedinci sezonun bitmesiyle büyük finalini yapan Buffy Vampir Avcısı, yedi yıl sonra kaldığı yerden devam ediyor. Peki, Buffy bizim hatırladığımız Buffy mi? Dizi çizgi romana olağanüstü bir şekilde adapte edilmiş. Çizimlerin kalitesi, renkler, diyaloglar hepsi mükemmel. Ancak karakterler, hikâye, atmosfer maalesef umduğumuz kadar güzel değil.

Öncelikle Buffy’nin başarılı bir dizi olmasının en büyük sebebi, fantastik bir dizi, vampirlerle ilgili bir dizi veya güzel kadınların oynadığı bir dizi olması değildi. Her ne kadar bu faktörlerin diziye çok faydası olmuş olsa da dizinin başarısı karakterlerinin ilişkilerinde yatmaktaydı. Kahramanların kendi aralarındaki ilişkiler, kötülerle/vampirlerle olan ilişkileri ve belki de en önemlisi süper kahraman olmadıkları normal dünyada yaşayan insanlarla olan ilişkileri. Bence dizinin bu kadar başarılı olmasının en büyük sebebi bu dinamikler ve bu ilişkilerin inanılır ve ilginç olmalarıydı. Yoksa ne kadar güzel olursa olsun kimse hiçbir kadını 145 saat boyunca elinde kılıç, canavar kovalarken izlemez.

Bu kadar güzel olan bir dizinin çizgi roman devamı (yepyeni maceralar) ilk sayısında maalesef birkaç soru işareti yaratıyor. Kötü adamlar biraz yetersiz kaçmış. Amy ve Warren’dan mı korkmamız gerekiyor? Buffy’nin düşmanlarıyla olan ilişkisi de daha güçlü anlatılmalıydı. Alacakaranlık teşkilatı okuyucuda merak uyandırıyor ve serinin devamına ilişkin beklentilerimizi yükseltiyor. Her bölümünden doyumsuz tatlar alamayacak olsanız da Buffy’nin sekizinci sezonu izlenmeyi (pardon, okunmayı) kesinlikle hak ediyor.

İçinde twitterlık aforizmalar barındırmasa da veya hayatın anlamını avucumuzun içine bırakmasa da Vampir Avcısı Buffy’nin çizgi roman maceraları okunmaya değer.

Keşke Joss Whedon Buffy’i kısa bir süreliğine Forks, Washington civarlarına da gönderse. Biraz eğlenirdik.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

İslam’ın irfânî ve hikemî unsurları, yalnızca geçmişte değil günümüzde de dışarıdan ve içeriden muazzam bir teveccühün odağıdır. Kimileyin kütüphane raflarında görmeye alışık olduğumuz elyazması ya da matbu eserlerde böylesi unsurların varlığından haberdar olmamız, sırası geldiğinde müracaat edilsinler diye onları titizlikle gözden geçiren bazı iştiyaklı ilim adamları vesilesiyledir.

Bazı insanlar hayaletlerin varlığına inanır. Sadece geçmişte değil, bilimin ve teknolojinin epey yol katettiği günümüzde de hayaletlere inanan insan sayısı oldukça çok. Bu varlıkları gördüklerini yahut duyumsadıklarını iddia ederler. Bazısı daha ileri giderek parapsikolojiyle ilgilenir, ne kadar sahte bilim olarak görülse de hayaletleri bilimsel çerçeve içinde kanıtlama çabasına girer.

Bir deste gül ne işine yarar

Onun yerine, gel benim gülistanımdan bir yaprak al

Gül ancak beş altı gün yaşar

Bu gülistan daima ter-ü tâze durur

(Sâdi)

 

Gerek akademik, gerek edebi, gerek felsefi, hatta irfanî kaynaklara baktığımızda, delilik üzerine sayfalarca, kitaplarca, ciltlerce yazıldığını rahatlıkla görebiliriz. Şairler de bolca bahseder delilikten, Doğu kültüründen Batı kültürüne hemen hemen tüm düşünürler, filozoflar, velîler de.

Gündelik hayatta sık sık kullandığımız iki söz ediminin birbirlerine yakınlıkları da dikkat çeker: Söz vermek ile yemin etmek. Gerçi söz vermenin seküler, yemin etmenin ise kutsal olandan hareketle anlamlandırılabileceği ileri sürülebilir. Buna göre söz vermede kişi kendi itibarını pey sürmektedir. Sözünü tutamazsa itibarını yitirecektir.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.