Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Masal ile büyülü gerçekçilik arasında



Toplam oy: 1372
Dino Buzzati
Timaş Yayınları
Gündelik hayatın içindeki olağanüstülüklerin hiçbir şaşkınlığa yol açmadığı, hayvanların konuştuğu, rüzgarların uzun kuyruklarıyla mağaralarda yaşadığı, cinlerin insan ve hayvan kılığına girebildiği bir hikaye.

Çocukluğun büyülü bir bahçe olduğu hep söylenir. Erginleşme ise büyü bozumudur. Masalların gücü buraya dayanır, fantastik bizi bu yüzden cezbeder. Rüyasında uçabilen çocuk, balkonun korkuluklarına yaklaşırken şüpheyle dolar, “ya uçamazsam”: Büyü bozulmuş, yetişkinliğin dümen suyuna girilmiştir artık. Buzzati’nin deyişiyle, “Büyük bir engeldir büyümek, genellikle insanın başına uykusunda gelir.”

 

Dino Buzzati, Yaşlı Ormanın Gizemi'nde bize, çocukluğun o büyülü günlerinin hatrına bir hikaye anlatıyor. Gündelik hayatın içindeki olağanüstülüklerin hiçbir şaşkınlığa yol açmadığı, hayvanların konuştuğu, rüzgarların uzun kuyruklarıyla mağaralarda yaşadığı, cinlerin insan ve hayvan kılığına girebildiği bir hikaye. Özetle, açgözlü bir adamın pişmanlığı, bir çocuğun erginleşmesi ve evlerini korumaya çalışan orman cinlerinin mücadelesinin hikayesi.

 

Yaşlı Ormanın Gizemi  büyülü gerçekçi bir hikaye, bir masal ya da fantastik bir anlatı olarak okunmaya açık. Kıssadan hissesini bile açıktan veriyor. Buzzati dünya edebiyatında Tatar Çölü’yle nam salmış olsa da Büyülü Öyküler ve Tanrıyı Gören Köpek ile hikayede keskin bir görüş ve büyülü gerçekçi temalarla neler başarılabileceğini göstermişti. Yaşlı Ormanın Gizemi ise yazarın erken dönem eserlerinden biri. Kısa bir roman ya da uzun bir öykü diyebiliriz. Karar vermek güç olsa da, masal ile büyülü gerçekçilik arasında gidip geldiği söylenebilir. Hatta modern bir masal olarak okunabilir: Karakterler, olağanüstü bir güce, doğadaki diğer canlılarla konuşabilme yeteneğine sahip. Tekerlemeler olmasa da, saksağan ve rüzgar şiirler söylüyor. Sonunda kıssadan hisse çıkarılıyor. Yine de, olayların belirli bir zaman ve mekanda geçtiğini düşünürsek, tüm anlatı büyülü gerçekçiliğin sınırları içinde de görülebilir. Buzzati’nin Türkçe’ye Ayılar Baskını adıyla çevrilen bir de  -alegorik- çocuk romanı olduğunu göz önüne aldığımızda, türün adını ne koyarsak koyalım, sevgili İtalyanımızın olağanüstü temalara düşkün olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

Bir tercih olarak dilde sadelik

 

Buzzati’nin dili sadedir. Yıllarca gazetecilik yaptığını hatırlarsak bu sadeliğin kökenlerini de fark edebiliriz. Fakat yazarın verdiği bir röportajdan, bunun bilinçli bir tavır olduğunu anlıyoruz: “Bana göre fantastik, gazeteciliğe olabildiğince yakın olmalıdır. İşin içinde birazcık olsa da, uygun kelime ‘bayağılaştırmak’ değil. Onun yerine, fantastik bir öykünün etkileyiciliği, pratik anlamda en basit şekilde anlatılmasına bağlıdır” diyor. “K Balığı” ya da “Paskalya” gibi öykülerinde, bu yöntemin işe yaradığı, okurda müthiş bir tesir bıraktığı tartışılmaz. Ancak Yaşlı Ormanın Gizemi gibi uzun ve masalsı bir hikayede dildeki bu basitlik ve sadelik, kitabın yetişkinlerden ziyade çocuklara hitap ettiğini düşündürtüyor. Yine de, çocuk ya da yetişkin fark etmez, edebiyatın plastik çiçekler bahçesine dönüştüğü şu günlerde, Yaşlı Ormanın kalbine yapılacak bir seyahat, herkese iyi gelecektir.

 

 

 


 

 

* Görsel: Yavuz Girgin

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Bir deste gül ne işine yarar

Onun yerine, gel benim gülistanımdan bir yaprak al

Gül ancak beş altı gün yaşar

Bu gülistan daima ter-ü tâze durur

(Sâdi)

 

Gerek akademik, gerek edebi, gerek felsefi, hatta irfanî kaynaklara baktığımızda, delilik üzerine sayfalarca, kitaplarca, ciltlerce yazıldığını rahatlıkla görebiliriz. Şairler de bolca bahseder delilikten, Doğu kültüründen Batı kültürüne hemen hemen tüm düşünürler, filozoflar, velîler de.

Gündelik hayatta sık sık kullandığımız iki söz ediminin birbirlerine yakınlıkları da dikkat çeker: Söz vermek ile yemin etmek. Gerçi söz vermenin seküler, yemin etmenin ise kutsal olandan hareketle anlamlandırılabileceği ileri sürülebilir. Buna göre söz vermede kişi kendi itibarını pey sürmektedir. Sözünü tutamazsa itibarını yitirecektir.

Yaşar Nabi’nin yayımladığı ilk kitaptı Otuz Beş Yaş

 

Tür olarak deneme, bir Rönesans armağanı. Montaigne gibi kalemi ile öznelliğin dibini de bulsa Bacon gibi nesnellik kaygısını da öne çıkarsa işin bir ucunda bireyciliğin doğuşu var.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.