Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Mutlu Kemiller-3



Toplam oy: 9
Parmak izim siliniyor. Yavaş yavaş bu dünyadan azat oluyorum. Belki intihar etmeme gerek kalmayacak. Böylelikle hem ekonomik hem de daha az trajik bir anlam kazanacağım.

Her gün diri olmanın vermiş olduğu sorumluluk ve insanlar arasında bulunmanın ufak tecrübesi ve trajedisi ile...

Neden genç ölmek istiyorsun? Kellik bana yakışmıyor.
Zihnime güvenilir bir tuzak kurdum. Televizyonu açtım. Televizyon bana her şeyi öğretti. Eğer duyarlı olmak isteseydim. Twitter’ımı açardım.
Duyarlı: Sabit bir noktadan üzüntünün tasarlanması. Hüzün pazarlama yöntemi. Herkes tarafında kabul görme açlığı. İlgi dilenciliği. Rağbet gören bir cehalet. Kıpırdamadan alkışlanmak. Alkış için çıldırmak. Canhıraş atılan vicdani sloganların içini kola ve libido ile doldurma resitali.
Tüm bu karmaşanın sebebi herkesin aynı konforlu seçeneklere talip olmasıdır. Hayatın bu kısmında uzunca bir kuyruk var. O kuyruk esnasında öğretilmiş aşklar, ruhsal ve bedensel ispatlar, entelektüel öğürmeler mevcut.
Parmak izim siliniyor. Yavaş yavaş bu dünyadan azat oluyorum. Belki intihar etmeme gerek kalmayacak. Böylelikle hem ekonomik hem de daha az trajik bir anlam kazanacağım.
Bir evsiz çakmak istedi. Kemeri yoktu. Pantolonu düşmüştü. Yukarıya çekmiyordu. Üzerindeki uzun ceket, pantolonun kapatması gereken yerlerini kapatıyordu zaten. Uzattığım çakmakla cebinden çıkardığı büyük bir kısmı içilmiş sigarayı yaktı, bir nefes çekti. Sonra o yanan izmaritle cebinden çıkardığı diğer izmariti yaktı. Her birinden tek bir nefes çekip atıyordu. Bulunduğu yer farklı sigara markalarının izmaritleriyle dolmuştu. Sonra bana baktı. “Bu izmaritler” dedi ve gitti. Bu izmaritler ne? Bu kadar mı hikâye? “Bu izmaritlerin hikâyeleri benim dudaklarımda son bulacak” diyeceksin. “Benim bir evim, giysilerim yok. Ben başkalarının bitirmek istemediği durumların sonucuyum.” Böyle diyeceksin işte.
Aklını bir sır tutar gibi koru.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Argo deyince aklımıza bir dizi kaba, galiz söz yığını geliyor. Her kötü söz otomatikman üzerinde argo yazan bir çuvala istifleniyor. Argoyu anlamak bu kadar kolay olsaydı bu sayfada yer vermeye, hakkında bir şeyler söylemeye değecek bir kavram olarak değerlendirmeye gerek olmazdı.

 

Fransız filozof René Descartes’ın beden ve ruh düalizmine dayalı rasyonalizmiyle başladığı addedilen modern felsefeye dair yazılmış felsefe tarihi kitaplarının birçoğunda bu felsefenin gelişimi içinde bir yandan Spinoza’nın tek töze dayalı felsefesi ile Leibniz’in monadlara dayalı çok tözlü felsefesi rasyonalist felsefenin mümkün devam yolları olarak Descartes’la bağlantılandırılırken, diğer ya

Olga ölene kadar Avda Trajedi bildiğimiz Rus romanları şeklinde ilerler. Bildiğimiz Rus romanlarından kastım, ilk modernler olarak tasnif edilen Tolstoy ve Dostoyevski romanlarıdır. Olga’yı öldürdükten sonra Anton Çehov, bu çemberi kırmaya çalışır. Ve bunu başarır da.

 

Erken yaşta intiharı seçmesine rağmen dünya edebiyatında unutulmaz izler bırakan Cesare Pavese (d:9 Eylül 1908 – ö:27 Ağustos 1950), 1935 – 1950 yılları arasında tuttuğu günlüklerinde 10 Kasım 1938 tarihinde yazdıklarına şöyle başlamıştır: “Hayatın saldırılarına karşı bir savunmadır edebiyat.” Pandemi sürecinin tek güzel tarafı, kendimize ait daha fazla vaktimiz olması sanırım.

Sinema-TV okuduğum yıllarda hocalarımdan öğrendiğim ve sonrasında, yayıncılık hayatımda da epeyce işime yarayan bir bilgidir: “Film, jenerikte başlar.” Çünkü, izleyiciyi az sonra izleyeceği filme hazırlar jenerik görüntüler; ister isimler aksın, ister yapım şirketlerinin kocaman logoları (ki dikkat edin, her filmde o filmin atmosferini yansıtan bir şekilde karşımıza çıkar aslında bunlar) dönüp

Kulis

İbrahim Tenekeci: ''Amacımız İyiyi İstikrarlı Hale Getirmek''

ŞahaneBirKitap

Denizden, denizcilikten, deniz kahramanlarından söz eden tarihî romanımız sanıldığından daha az. Diğer dönemler bir tarafa, peş peşe büyük kahramanların çıktığı 16’ncı yüzyıl hakkında yazılanlar bile bir elin parmak sayısı kadar henüz. 1487’de doğduğu tahmin edilen ve Kanuni’den bir yıl önce, 1565’te vefat eden Turgut Reis de söz konusu yüzyıla damgasını vuran deniz kurtlarından.

Editörden

Edebiyatın en güzel tarafı, insanı içinde bulunduğu halden uzaklaştırabilme kudreti sanırım. Çünkü edebiyatın büyük ve özel malzemesi insandır. “Bir küllüğün bile öyküsünü yazabilirim” diyen Çehov bile şunu çok iyi biliyordu, aslında anlattığımız küllükten çok, insanın küllükle olan irtibatıdır. Her yazar, okuruyla bir irtibat kurar.