Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Orta Dünya’ya Son Zi̇yaret



Toplam oy: 12
Orta Dünya’nın kadim zamanlarına ilişkin üç büyük hikâyeden biri olan Gondolin’in Düşüşü, Tolkien efsanesinden bizlere ulaşan son kitap. Christopher Tolkien’in tıpkı Beren ile Lûthien'de olduğu gibi notlarıyla hikâyenin zaman içerisinde geçirdiği evrimi gözler önüne serdiği kitap, Alan Lee’nin eşsiz çizimleri ile süslenmiş olarak Orta Dünya’ya son ziyaretini yapmak isteyenleri bekliyor.

Geride bıraktığımız birkaç ay Orta Dünya gezginleri için iniş çıkışlarla doluydu. Beren ile Lûthien’in 2019 yazı biterken Türk okura sunulmasıyla birlikte son yıllarda zihnimizden -bir parçacık- uzaklaşmış olan Tolkien Efsanesi, yeniden gündemimizin merkezine oturmuştu. Hikâyenin geri kalanını ise hepimiz biliyoruz. Hurin’in Çocukları’nın yeni baskısı ve Gondolin’in Düşüşü’nün gelişiyle Orta Dünya’nın kadim zamanlarının en önemli üç öyküsünün -nihayet tamamlanmış olarak- dilimize kazandırılmasını beklerken gelen Christopher Tolkien’in ölüm haberi.


Hayale adanmış bir ömür
Çoğumuz için bir teselli olan Gondolin’in Düşüşü, geçtiğimiz ayın başında İthaki Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Kendi adıma; ilk kez 2017 yılında yayımlanan Beren ile Lûthien’in önsözünde, bunun derlediği son kitap olduğunu söyleyen Christopher Tolkien’in, ilerleyen yaşına rağmen son bir çabayla hazırladığı Gondolin’in Düşüşü’nden kısa bir süre sonra hayata veda etmesini oldukça sarsıcı buluyorum. Büyük bir hayale adanmış bir ömrün böylece tamamlanmış olmasının etkileyici bir yanı var. Çünkü Tolkien’in sağlığında yayımlanan Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi’nin haricinde Christopher Tolkien tarafından derlenen kitaplar ayrı bir öneme sahip. Edebiyat tarihinde pek çok örneğini gördüğümüz üzere, büyük bir yazarın ardından onun eserlerinden hareketle “derlenen” kitaplar genellikle ticari kaygılar güdülerek hazırlanmış -deyim yerindeyse- köpürtülen hatta uydurulan çalışmalardır. Ne var ki, Chisritopher Tolkien için durum oldukça farklı.
Bugün J.R.R. Tolkien’i bir nevi türün babası olarak görüp, çağdaşları hatta ondan önce “fantastik kurgu” sayılabilecek eserler veren yazarların çok ötesinde bir yere koymamızın nedeni; -tüm o baş döndürücü zenginliğin ötesinde- onun, o tek ve biricik hikâyesine beslediği güçlü ve emsalsiz sadakatidir. Öyle sanıyorum ki, onun Orta Dünya’yı kurgulamaktaki motivasyonunun doğrudan okuru ile ilişkisi yoktu. Bir başka deyişle, bir şekilde Hobbit yayımlanmış olsaydı belki de hiçbirimiz Tolkien adını hiç duymamış olacaktık. Tolkien’in eserine duyduğu sadakat; mükemmeli bulma ve hikâyesini olgunlaştırma çabası, muhtemelen hemen her çalışmasının yarım kalmasına neden olacaktı. Christopher Tolkien’in henüz Orta Dünya’nın kurgulanması sürecinde başlayan ve süregelen katkıları, babasının ölümünün ardından devraldığı bu büyük mirası titizlikle inceleyerek okura ulaştırdığı kitapları biraz daha önemli kılıyor. Çünkü okurun nezdinde Orta Dünya’nın kıymetini artıran esasen bu çalışmalarla yüz yüze kaldığı derinlik ve zenginliğin ta kendisi.
Orta Dünya’nın kadim zamanlarına ilişkin üç büyük hikâyeden biri olan Gondolin’in Düşüşü, Tolkien Efsanesinden bizlere ulaşan son kitap. Ancak bunların ötesinde bu büyük ateşin ilk kıvılcımı ve J.R.R. Tolkien’in deyimiyle bu hayali dünyada yazdığı ilk hikâye olması nedeniyle ayrı bir öneme sahip. Christopher Tolkien’in tıpkı Beren ile Lûthien de olduğu gibi notlarıyla hikâyenin zaman içerisinde geçirdiği evrimi gözler önüne serdiği kitap, Alan Lee’nin eşsiz çizimleri ile süslenmiş olarak Orta Dünya’ya son ziyaretini yapmak isteyenleri bekliyor.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

İlk romanımın dosyasını yayınevine gönderdikten sonra yayıncımla görüşme günlerini iple çeker olmuştum. Çok sevdiğim kelimelerimin lezzetinin nasıl olduğunu merak ediyordum. Genel olarak beğenildi ve kıymetli Melike Günyüz ile kitabım üzerine konuşma keyfini doyasıya yaşadım.

Suçlar ne denli çeşitliyse, suç edebiyatındaki polis imgesi de o denli çeşitlidir. Yakışıklı, karizmatik, zeki, iyi, kötü, babacan, sert… Alman yazar Volker Kutscher, kitabı Islak Balık’ta adeta ihtimaller dahilindeki polis tiplerini harmanlayarak oluşturduğu son derece ortalama bir karakterin, gayet sürükleyici hikayesini anlatıyor okuyucuya; dedektif Gereon Rath.

 

Kelimeler içinde deneyimlerin, fikirlerin ve düşlerin aktığı bir nehir yatağı benim için. Dünyayla bağımı bu nehrin uzayıp dört bir yana yayılan kolları aracılığıyla kuruyorum. Kelimelerin harflerden değil de anılardan oluştuğunu düşünürüm sık sık. Bellek sayısı kadar mana içeriyorlar bana kalırsa. Bu manaları keşfetmenin yolu da daha çok hikâye dinlemekten, okumaktan geçiyor.

Şiirde, mimaride, edebiyatta, hatta musikide sanatın en yüksek örnekleriyle bütünleşen dini tecrübe, sanki sinema sanatı söz konusu olduğunda o cömert ilhamlarını esirgemiş gibidir.

Bir şiirin içinde tarihler geçiyorsa, şiirle tarih arasında kurulması elzem bağları hatırlarım ilk elde. Tarihsiz şiir de, şiirsiz tarih de muhaldir. Bilincimizin dehlizlerinde iki fiyakalı dedektif gibi dolaşır her ikisi de. Birini diğerinden ayırmak ne derece mümkün? Türkçenin tarihi şiirimizin de tarihi değil midir bir bakıma? Bu bağı nerede aramalı?

Kulis

''Alimlerin Yaşadığı Evde Kedi de Alim Olur''

ŞahaneBirKitap

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Editörden

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.

Hatıraları bile yaşamıyor artık

Tarih kitaplarının resmettiklerinden

Ve kanımıza karışan

Kanımızdan taşan şarkılardan başka

Şarkılar

Zenci diline yabancı

Ve hüzünlü kelimelerle söylenmiş.

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.