Sherlock Holmes, Abdülhamit’in hayatını kurtarıyor | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Sherlock Holmes, Abdülhamit’in hayatını kurtarıyor



Toplam oy: 44

Sherlock Holmes, pek çoğumuzun hayran olduğu bir çıkarım sanatı ustası. Mevzubahis Sherlock’un bakış açısı olduğunda, onun eline bir kere düşen bir daha kolay kolay kurtulamıyor. 2020 yılına kadar orijinal Sherlock Holmes dizisinin yeni sezonunun gelmeyeceğinin açıklanması, dizinin -benim de dahil olduğum- hayranlarına büyük bir hayal kırıklığı yaşatırken, şu aralar, Sherlock’u günümüz New York’una taşıyan Elementary adlı diziyle idare etmek mümkün.

 

Abdülhamit de Sherlock hayranıydı


Sir Arthur Conan Doyle tarafından oluşturulan Britanyalı dedektif Sherlock Holmes, polisiye edebiyatın ilk isimlerinden biri. Gazetelerde de yayımlanan Sherlock Holmes öyküleri, polisiyenin halk arasında yayılmasını ve sevilmesini sağlamıştır. Sorduğu soruların birbirleriyle tutarlı olması konusunda ısrarcıdır Holmes, olayları gözlem yoluyla çözmesi ile ünlüdür. O bir çıkarım bilimi uzmanıdır. Kendi sınırlarını dedektiflik işi için sürekli zorlar. Sir Arthur Conan Doyle, Holmes’u kendi döneminin ünlü profesörü olan Joseph Bell’den esinlenerek yazmış. Bell, daha sonra Holmes’un başvuracağı gözlem yöntemlerini, hatalarıyla ilgili bilgi sahibi olmak için kullanır ve bunu öğrencilerine de öğretmeye çalışır.

Ünü yazarını aşan kahramanımız Holmes’un bir müzesi ve hayranları tarafından kurulan derneği de var. 1887 yılında yayımlanmaya başlayan macera 1926’ya kadar sürer. Radyo tiyatroları, sinema ve tiyatro uyarlamaları yapılan Sherlock Holmes aynı zamanda video oyunlarına da konu olmuştur; televizyon dizisi olarak da yoğun ilgi çekmeye devam ediyor.

Bildiğimiz bir başka şey ise, Sultan Abdülhamit’in bir Sherlock hayranı olması ve Doyle’u saraya davet ettiği. Gökhan Tosun’un Mylos Kitap tarafından yayımlanan romanı Sherlock Holmes İstanbul’dan Gelmeyen Mektup’ta bu bilgi işimize yarayacak! Polisiye sevenlerin ilgisini çekecek, giriş cümleleriyle bile edebiyat severlerin dikkatinden kaçmayacak bir roman Sherlock Holmes İstanbul’dan Gelmeyen Mektup.

 

Bu kez padişahın hayatını kurtarıyor


Kendisine uzun zamandır çözülecek bir dava bulamadığı için canı sıkılan Sherlock’un aradığı ilgi çekici dava, İstanbul’da karşısına çıkar. Müfettiş Gregson emekli olmuştur, Lestrade yıllık izindedir. İnsanın sinirini bozan bir zekaya sahip olan Sherlock, romanın içerisinde padişahla karşı karşıya gelirken bir Osmanlı paşasıyla da dost olur. Paşanın ortadan kayboluşunu araştırmak için İstanbul’a gelen dedektif kendini bir oyunun içerisinde bulur. Bütün bunları keşfederken devrin olmazsa olmaz İstanbul ritüellerini de yaşar. Türk kahvesi içer, faytona biner...

Gökhan Tosun, Doyle’u değil Sherlock’u İstanbul’a getirmeyi tercih ediyor. Sherlock Holmes Türkçe konuşurken, Watson’ın Türkçe bilmeyerek hikayeye dahil olması ise başka bir meydan okuma oluyor. Gökhan Tosun, Abdülhamit ile Doyle arasındaki ilişkiyi ele alarak, romanın zamanlamasını Osmanlı’nın son döneminden başlatmış. Cumhuriyet döneminin başlangıcına tekabül eden hikayeye uygun bir atmosferi, belli ki oldukça araştırma yaparak kurmayı başarmış yazar.

 

158 sayfalık bir roman olan Sherlock Holmes İstanbul’dan Gelmeyen Mektup yerli polisiye sevenlerin dikkatini bir hayli çekeceğe benziyor. Kitap çözecek bir dava bulamadığı için sessizlik yemini tutan Holmes ile başlıyor. Watson dışında etrafında elbette kimse yok Holmes’un. Onun üstten bakışına tahammül etmek hiç kolay değil elbette. İki saat on dakika içinde Türkçe konuşmaya başlayan Sherlock’ı anlamaya çalışıyor Watson. Onu, sessizce içinden geçmeye çalıştığı depresyonundan neyin çıkardığını merak ediyor. Günler süren bir yolculuk sonrasında İstanbul’a adım atıyorlar. Abdülhamit’in karşısına çıkıyorlar. Abdülhamit’in taleplerini anlamaya çalışıyorlar. Sarayda kaldığı ilk gecenin sabahında Abdülhamit’in hayatını kurtarıyor Holmes ve olaylar böylece başlıyor. Bu kadar ipucu yeterli sanırım, bunun sonrası meraklı okura kalsın.

Gökhan Tosun eğlenceli ve bir çırpıda okunabilecek bir polisiye sunuyor okuruna, umarım devamı gelir ve Tosun bu alanda hem kendini hem de literatürü geliştirmeye devam eder. Bir bölüm Sherlock Holmes seyretmek tadında bir roman Sherlock Holmes İstanbul’dan Gelmeyen Mektup.

 

 

 


 

 

 

Görsel: Ahmet İltaş

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

İstanbul tarihçiler, edebiyatçılar, gezginler için bulunmaz bir kaynak. Hakkında yazılanlar, söylenenler ve hatta uydurulanlarla birçok esere ilham veren bir kent. Gerçi sadece “kent” kavramı İstanbul'u karşılamaya yetmiyor; şehir, kent, mekan, medeniyet vb birçok kelime İstanbul söz konusu olduğunda aklımıza gelenlerden.

Macar yazar Gábor T. Szántó’nun romanı Kafka’nın Kedileri, anlatıcımızın üniversitedeki ofisine beklenmedik bir ziyaretçinin, “80 yaşlarında, sakalları karmakarışık, siyah ceketli bir Yahudi”nin girmesiyle başlıyor.

Çok satma kaygısı taşıyan romanların bazı ortak özellikleri var; bunlardan ilki, en basmakalıp haliyle söylersek, okurunun keyifli zaman geçirmesine imkan tanıması. Keyif öznel bir kavram olduğundan, burada biraz duralım.

Aşk, bitimsiz sorularıyla çözülemeyen bir esrar gibi. Öte yandan hakkıyla da konuşulmaz. Ya abartılı bir şekilde kalpler, güller, nasihatler havada uçuşur ya da dudak bükülür, hasır altı edilir. Ama öyle ya da böyle, hep gündemdedir aşk; görmezden gelinmesi bile popülerliğindendir.

İnsanın doğadan gitgide uzaklaşarak mahkum olduğu modern yaşamı hedef alan, o modern yaşamın mağduru bireyi merkeze koyup onu yiyip bitiren sisteme hunharca saldıran ve nihayetinde kahramanımızı doğayla buluşturan neredeyse bütün hikayeleri seviyoruz.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.