Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Yalnız adamlar, kargalar, rüyalar: Cemil Kavukçu



Toplam oy: 545
Cemil Kavukçu
Can Yayınları
Yazarının kim olduğunu bilmeden, Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz'den hasbelkader birkaç cümle görmeniz bile, Kavukçu'nun imzasını tanımanız için yeterli.

Siyah şemsiye, mavi ağaç, sarı yağmurluklu bisikletli adamlar, alan derinliği yüksek plan sekanslar dendiğinde nasıl gözlerimizin önüne anında Angelopoulos filmleri geliyorsa, bira içen yalnız adamlar, kargalar, rüyalar, yabancılaşmış taşra sıkıntıları dendiğinde de aklımızdan o saniye Cemil Kavukçu öyküleri geçer. Sepetli motosikletler eşliğinde kasabalar, kentler değişirken, biz daha da yalnızlaşır ve yabancılaşırken, Kavukçu'nun öykü evrenine çoktan dahil olmuşuzdur.

 

Cemil Kavukçu'nun yeni öykü kitabı Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz de fazlasıyla o evrene ait. Nasıl ki Angelopoulos'un herhangi bir uzun metrajından kısa bir sahne izleseniz, o filmin Angelopoulos'a ait olduğunu o an sezersiniz; yazarının kim olduğunu bilmeden, Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz'den hasbelkader birkaç cümle görmeniz bile, Kavukçu'nun imzasını tanımanız için yeterli. Ne kadar içse de sarhoş olamayan, içkileri ve meyhane borçları arasında sıkışan Feridun ile şişelerin, bardakların, meyhanelerin dünyası okuru hemen kendine çekiyor.

Yedi parçadan oluşan bu uzun öyküde sevimsiz bir pazar sabahındayız. Metne Kavukçu'nun sade çizimleri eşlik ederken, Feridun'un ablasıyla hesaplaşması okurun da ensesine yapışacak! Kapalı, yağmurlu bir pazar sabahında, denize uzak bu kentin köhne birahanesinde kahvaltı için alüminyum kaplarda cazırdayan yumurtalar, Feridun’la birlikte bizim de yalnızlığımızı ve sıkılmışlığımızı perçinliyor.

 

Tema, mekan ve karakterleri ile en çok Gemiler de Ağlarmış'a yakın duran Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz, Kaptan Ali Rıza'nın seyir defteri ile sürerken, kaptanın mizahi yorumlarını da eklediği akıcı gemi güncesi, sürprizlerle olayları bambaşka noktalara getiriyor. Hiç beklemediğimiz bir anda, iki-üç hafta sürecek uzun bir deniz yolculuğuna çıkıyor ilk kez Feridun ve Gero. Deniz kuralları karışık rüyalara eklemleniyor; her şeyi öğreten korku, farklı denizlere sürüklüyor Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz'ü. Kargaların olmadığı bir Cemil Kavukçu öyküsü olur mu? Kaptan Ali Rıza, kamarot Mustafa'yı kargaya benzetiyor: "Birbirine yakın gözleri, burnu (ya da gagası), ıslatıp arkaya yatırdığı siyaha boyadığı saçlarıyla tam bir karga." 


Bu arada bir kitabı daha hatırlatalım. Şu sıralar yeni bir baskısının planlandığını duyduğumuz Beşinci Pencere: Cemil Kavukçu Kitabı, Melike Koçak'ın da emeğiyle hakikaten dört başı mamur bir Cemil Kavukçu kitabı, haritası, yol göstergesi. Kıymetli makaleler barındırıyor. Kavukçu'nun yeni öykü kitabı Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz'ün hemen yanında, kitaplığınızdaki yerini fazlasıyla hak ediyor.

 

 

 


 

 

 

 

Görsel: Murat Miroğlu

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

İlk romanımın dosyasını yayınevine gönderdikten sonra yayıncımla görüşme günlerini iple çeker olmuştum. Çok sevdiğim kelimelerimin lezzetinin nasıl olduğunu merak ediyordum. Genel olarak beğenildi ve kıymetli Melike Günyüz ile kitabım üzerine konuşma keyfini doyasıya yaşadım.

Suçlar ne denli çeşitliyse, suç edebiyatındaki polis imgesi de o denli çeşitlidir. Yakışıklı, karizmatik, zeki, iyi, kötü, babacan, sert… Alman yazar Volker Kutscher, kitabı Islak Balık’ta adeta ihtimaller dahilindeki polis tiplerini harmanlayarak oluşturduğu son derece ortalama bir karakterin, gayet sürükleyici hikayesini anlatıyor okuyucuya; dedektif Gereon Rath.

 

Kelimeler içinde deneyimlerin, fikirlerin ve düşlerin aktığı bir nehir yatağı benim için. Dünyayla bağımı bu nehrin uzayıp dört bir yana yayılan kolları aracılığıyla kuruyorum. Kelimelerin harflerden değil de anılardan oluştuğunu düşünürüm sık sık. Bellek sayısı kadar mana içeriyorlar bana kalırsa. Bu manaları keşfetmenin yolu da daha çok hikâye dinlemekten, okumaktan geçiyor.

Şiirde, mimaride, edebiyatta, hatta musikide sanatın en yüksek örnekleriyle bütünleşen dini tecrübe, sanki sinema sanatı söz konusu olduğunda o cömert ilhamlarını esirgemiş gibidir.

Bir şiirin içinde tarihler geçiyorsa, şiirle tarih arasında kurulması elzem bağları hatırlarım ilk elde. Tarihsiz şiir de, şiirsiz tarih de muhaldir. Bilincimizin dehlizlerinde iki fiyakalı dedektif gibi dolaşır her ikisi de. Birini diğerinden ayırmak ne derece mümkün? Türkçenin tarihi şiirimizin de tarihi değil midir bir bakıma? Bu bağı nerede aramalı?

Kulis

''Alimlerin Yaşadığı Evde Kedi de Alim Olur''

ŞahaneBirKitap

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Editörden

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.

Hatıraları bile yaşamıyor artık

Tarih kitaplarının resmettiklerinden

Ve kanımıza karışan

Kanımızdan taşan şarkılardan başka

Şarkılar

Zenci diline yabancı

Ve hüzünlü kelimelerle söylenmiş.

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.