Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Yalnız adamlar, kargalar, rüyalar: Cemil Kavukçu



Toplam oy: 572
Cemil Kavukçu
Can Yayınları
Yazarının kim olduğunu bilmeden, Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz'den hasbelkader birkaç cümle görmeniz bile, Kavukçu'nun imzasını tanımanız için yeterli.

Siyah şemsiye, mavi ağaç, sarı yağmurluklu bisikletli adamlar, alan derinliği yüksek plan sekanslar dendiğinde nasıl gözlerimizin önüne anında Angelopoulos filmleri geliyorsa, bira içen yalnız adamlar, kargalar, rüyalar, yabancılaşmış taşra sıkıntıları dendiğinde de aklımızdan o saniye Cemil Kavukçu öyküleri geçer. Sepetli motosikletler eşliğinde kasabalar, kentler değişirken, biz daha da yalnızlaşır ve yabancılaşırken, Kavukçu'nun öykü evrenine çoktan dahil olmuşuzdur.

 

Cemil Kavukçu'nun yeni öykü kitabı Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz de fazlasıyla o evrene ait. Nasıl ki Angelopoulos'un herhangi bir uzun metrajından kısa bir sahne izleseniz, o filmin Angelopoulos'a ait olduğunu o an sezersiniz; yazarının kim olduğunu bilmeden, Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz'den hasbelkader birkaç cümle görmeniz bile, Kavukçu'nun imzasını tanımanız için yeterli. Ne kadar içse de sarhoş olamayan, içkileri ve meyhane borçları arasında sıkışan Feridun ile şişelerin, bardakların, meyhanelerin dünyası okuru hemen kendine çekiyor.

Yedi parçadan oluşan bu uzun öyküde sevimsiz bir pazar sabahındayız. Metne Kavukçu'nun sade çizimleri eşlik ederken, Feridun'un ablasıyla hesaplaşması okurun da ensesine yapışacak! Kapalı, yağmurlu bir pazar sabahında, denize uzak bu kentin köhne birahanesinde kahvaltı için alüminyum kaplarda cazırdayan yumurtalar, Feridun’la birlikte bizim de yalnızlığımızı ve sıkılmışlığımızı perçinliyor.

 

Tema, mekan ve karakterleri ile en çok Gemiler de Ağlarmış'a yakın duran Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz, Kaptan Ali Rıza'nın seyir defteri ile sürerken, kaptanın mizahi yorumlarını da eklediği akıcı gemi güncesi, sürprizlerle olayları bambaşka noktalara getiriyor. Hiç beklemediğimiz bir anda, iki-üç hafta sürecek uzun bir deniz yolculuğuna çıkıyor ilk kez Feridun ve Gero. Deniz kuralları karışık rüyalara eklemleniyor; her şeyi öğreten korku, farklı denizlere sürüklüyor Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz'ü. Kargaların olmadığı bir Cemil Kavukçu öyküsü olur mu? Kaptan Ali Rıza, kamarot Mustafa'yı kargaya benzetiyor: "Birbirine yakın gözleri, burnu (ya da gagası), ıslatıp arkaya yatırdığı siyaha boyadığı saçlarıyla tam bir karga." 


Bu arada bir kitabı daha hatırlatalım. Şu sıralar yeni bir baskısının planlandığını duyduğumuz Beşinci Pencere: Cemil Kavukçu Kitabı, Melike Koçak'ın da emeğiyle hakikaten dört başı mamur bir Cemil Kavukçu kitabı, haritası, yol göstergesi. Kıymetli makaleler barındırıyor. Kavukçu'nun yeni öykü kitabı Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz'ün hemen yanında, kitaplığınızdaki yerini fazlasıyla hak ediyor.

 

 

 


 

 

 

 

Görsel: Murat Miroğlu

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Bir deste gül ne işine yarar

Onun yerine, gel benim gülistanımdan bir yaprak al

Gül ancak beş altı gün yaşar

Bu gülistan daima ter-ü tâze durur

(Sâdi)

 

Gerek akademik, gerek edebi, gerek felsefi, hatta irfanî kaynaklara baktığımızda, delilik üzerine sayfalarca, kitaplarca, ciltlerce yazıldığını rahatlıkla görebiliriz. Şairler de bolca bahseder delilikten, Doğu kültüründen Batı kültürüne hemen hemen tüm düşünürler, filozoflar, velîler de.

Gündelik hayatta sık sık kullandığımız iki söz ediminin birbirlerine yakınlıkları da dikkat çeker: Söz vermek ile yemin etmek. Gerçi söz vermenin seküler, yemin etmenin ise kutsal olandan hareketle anlamlandırılabileceği ileri sürülebilir. Buna göre söz vermede kişi kendi itibarını pey sürmektedir. Sözünü tutamazsa itibarını yitirecektir.

Yaşar Nabi’nin yayımladığı ilk kitaptı Otuz Beş Yaş

 

Tür olarak deneme, bir Rönesans armağanı. Montaigne gibi kalemi ile öznelliğin dibini de bulsa Bacon gibi nesnellik kaygısını da öne çıkarsa işin bir ucunda bireyciliğin doğuşu var.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.