Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Yazgülü Aldoğan, nereye böyle acele?



Toplam oy: 10
Yazgülü Aldoğan
Alfa Basım Yayım Dağıtım

Gazeteci Yazgülü Aldoğan’ın ilk romanı Kiralık Adam (Alfa yay. 2009) “Güçlü, başarılı, çekici iş kadını” Hayal’le mesleği kadınlara eskortluk etmek olan “genç, duyarlı, yakışıklı” sevgilisi Uğur’un tanışmalarını anlatarak başlıyor. Kadınlara eskortluk etmek en azından ülkemiz için pek bilinen bir şey değil. Genç yakışıklı erkekler zengin, paralı ama sevgilisiz, kavalyesiz kalmış kadınlara eşlik ediyor, onlarla yemeğe, dansa gidiyor, güzel bir gece geçirmelerini sağlıyorlar ya da davetlerle eşlik ederek bu varlıklı kadınların yalnızlıklarını giderip çevreye genç ve yakışıklı sevgilisi var izlenimi vermelerini sağlıyorlar. Biraz flört ediyorlar ama prensip olarak ve çoğunlukla gece yatakta noktalanmıyor.

Hayal, uluslararası firmalara danışmanlık yapıyor, toplantıdan toplantıya koşuyor. 14 yaşında Gerçek adlı bir kızı var. Kocasından boşanmış, uzatmalı bir aşk yaşamış, yalnız. Tek eksiği hayatını dolduracak bir erkek. Bu eksikliği de kiralık adamlarla tamamlıyor. Zaman zaman, eskort şirketinden genç yakışıklı erkekler kiralıyor, onlarla geceleri geziyor. Günün birinde kiralık erkek olarak karşısına Uğur çıkıyor. Beyaz dizi romanlarında olması gerektiği gibi Uğur tüm kiralık erkeklerden farklı. Başarılı bir iş hayatı varken işsiz kalmış, kültürlü, görgülü biri.

Beklenildiği gibi Hayal’le Uğur birbirlerinden hoşlanıyorlar. Birkaç buluşmadan sonra bu buluşmalarda parayı aradan çıkartıp duyguya ağırlık vermek için eskortluk işi dışında da görüşüyorlar. Aralarındaki yaş farkı, çevredeki insanların ne diyeceği, Uğur’un işi gibi somut gerçekler Hayal’in Uğur’un arzularına karşılık vermekte tereddütlü davranmasına neden oluyor. Gerilimli dönemlerden geçtikten sonra Hayal’le Uğur birlikte olmaya başlıyorlar. İstanbul’un turistik yerlerinde buluşmalar, soft erotik yatak sahneleri okuyoruz.

Birlikteyken de çeşitli sorunlar yaşanıyor. Hayal, hükmetmeye alışmış bir kadın. Ama Uğur da tipik Türk erkeği, örneğin gittikleri yerlerde Hayal’in paraları ödemesini hazmedemiyor. Uğur’un hesabı ödeyeceği yerler de Hayal’e göre salaş yerler.  Hayal, Uğur’un bir anlamda jigololuk diye de tanımlayabileceğimiz durumunu bir iş olarak kabulleniyor. Bunda Uğur’un Hayal’i buluştuğu kadınlarla asla yatmadığını ikna etmesi de önemli rol oynuyor. Hayal, Uğur’u kızıyla tanıştırıyor. Aile olmak, birlikte olmak yönünde nişan yüzüğü takmak ve nihayet sade bir nikah töreni ile adımlar atılıyor.
   
Yazgülü Aldoğan, rahat, kısa cümlelerle yazılmış diyaloglarla gelişen, kişilerin ruh hallerine fazla derinleşmeyen bir anlatımı tercih etmiş. Olayları canlandırmayı değil olup bittikten sonra anlatmayı tercih ediyor. Ama edebi olma kaygısı yok. Romanın iki kahramanı Hayal ve Uğur’un karakter olarak tam olarak elle tutulur hale gelememesinin ilk nedeni bu. İkinci neden ise yeterince betimleme yapılmaması. Hayal’in nasıl bir refah içinde yaşadığını, işlerinin ne kadar yoğun olduğunu kafamızda canlandıramıyoruz. Aynı şekilde Uğur’un diğer eskort erkeklerden neden farklı olduğu da sadece sözde kaldığı için somutlaşıp tatmin edici hale gelmiyor.

Roman bu minvalde devam edecek zannederken Uğur ilginç bir teklif alıyor.  Cinsel soğukluk ve vajinismus tedavilerinde denenecek yeni yöntemde Uğur hastalara partnerlik ederek onların hastalığı aşmalarını sağlayacak. Eskortluktan bıkmış olan, başka kadınlarla eğlence yerlerinde görülmesinin Hayal’in toplum içindeki yerini zorlaştırdığını fark eden Uğur bu teklifi kabul ediyor. Bu partner olma durumunda hastalarla yatmak, sevişmek de söz konusu olduğunu düşünen Hayal başta tepki gösterdiyse de istemeden de olsa Uğur’un bu işi yapmasını kabul ediyor. Uğur eğitim aldıktan sonra deneme mahiyetinde üç hasta ile görüşmeye başlıyor.  Muhafazakâr bir ailenin evlenme çağını geçmiş bakire kızı Safinur, kocasını başka kadınla yakaladıktan sonra cinsel sorunlar yaşamaya başlayan Aynur ve bir dönem lezbiyen ilişkiler yaşamış ama şimdi bir erkeğe aşık olmuş ama geçmişi nedeniyle ilişki kuramayan Melisa, Uğur’un eşlik edeceği hastalar. Aslında bu bölüm başlı başına bir roman olabilecek nitelikte. Roman bu konu üzerinde inşa edilip Uğur’un eskortluk geçmişi, Hayal’le ilişkisi yan unsurlar olarak geliştirilseymiş sanırım çok daha etkileyici bir kitap çıkarmış ortaya. Uğur’un üç kadınla yaşadıkları pek fazla ayrıntıya girmeden, kadınların ruh hallerini işlemeden hızlıca geçilmiş. Bu nedenle de daha ilk denemelerde Uğur’un başarılı olup tüm kadınların iyileşmesini sağlaması pek inandırıcı olmuyor.

Romanın sonunda Hayal’in hastalanıp ölmesi ve Uğur’un Gerçek’le baş başa kalması ise olağanüstü bir hızla geçilmiş. Anlatım daha çok özet düzeyinde kalmış. Son üç bölüm daha çok işlenmeyi gerektiriyor. 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Brian Arthur, ekonominin temel yasalarını sorgulayan çalışmalarıyla önemli katkılarda bulunmuş bir bilim adamıdır. Mühendis kökenli bir ekonomist olarak hem meslektaş hem 1980’li yılların Viyana’sından hemşehri oluruz.

Çağdaş Latin Amerika edebiyatının en önemli temsilcileri arasında sayılan Roberto Bolano’nun –her anlamda- dev eseri 2666 şubat ayında Türkçeye çevrilmişti. Her anlamda dev eseri derken hem içeriğini hem de 1000 sayfalık fiziksel hacmini kast ediyorum. Zaten bu hacim nedeniyle roman hakkında yazmayı biraz geciktirdim.

Hayır, öyle bitmiyor. Yüzlerce sayfa süren kalp çarpıntısı, gelgit, kaçıp kovalamaca,  Mr. Darcy'nin Elizabeth'e evlenme teklifi etmesiyle son buldu ve perde kapandı, son yazısı belirdi, kitabın arka kapağına ulaştık diye hikaye bitti sanıyoruz. Çok yanılıyoruz. Aslında devamı var, görmediğimiz odalarda, okumadığımız sayfalarda bir şeyler olmaya devam ediyor.

Yıllar önce öldüm ben ve şimdi bir mezarın arkasından konuşuyorum sizinle. Kısa bir ömrüm oldu, yirmi sene bile sürmedi hayatım; buna rağmen yaşadım, hayaller kurdum, insanlarla tanıştım. Kavgalar ettim onlarla ve ölmüş olsam bile kimse yaşadıklarımı, hissettiklerimi ve öfkemi elimden alamaz artık.

Garanti Bankası'nın geçen sene, imparatorluk dönemine ait Osmanlı Bankası ana binasında açılan mekanı Salt Galata, 8 Temmuz'a kadar Tercüme Eden sergisine ev sahipliği yapacak. Daha önce Londra ve Tokyo'da düzenlenen bu serginin Türkiye ayağının küratörleri Charles Arsene-Henry, Shumon Basar ve Suna Kafadar.

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum
Son dönem edebiyatın en verimli ve dikkat çeken isimlerden yazar Behçet Çelik ile, son romanı Soluk Bir An' hakkında söyleşmek üzere Beşiktaş'ta denize nazır bir kahvehanede buluştuk.

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun