Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar



Shakespeare & Co ve dünyanın en güzel tarihi kitabevleri

Geçtiğimiz eylül, dünyanın belki de en ünlü yazarlarına ve şairlerine okul olmuş olan Shakespeare & Co’nun merakla beklenen biyografisi raflardaki yerini aldı. Shakespeare & Company, Paris: A History of the Rag and Bone Shop of the Heart, okurları, kapılarını 1919’da açan bu sıra dışı kitabevinin büyülü dünyasıyla tanıştırıyor.



Mona Rosa'nın gerçek hikayesi

Henüz 17 yaşındaydım elime geçtiğinde. Üniversitenin ilk senesiydi. Milyonuncu fotokopisi çekilmiş sayfaları bir sırrı paylaşır gibi vermişti arkadaşım. Yazarının yayımlanmasını istemediğini söylemişti. Yasaklanmış bir siyasi bildiri gibiydi. Ama biliyordum ki siyasi bildirileri iktidarlar yasaklar. Bir şiiri yasaklayacak muktedir gelmemiştir henüz dünyaya...



Novella: Kısa roman mı, uzun öykü mü?

Bugün dünya edebiyat klasikleri arasına girmiş romanlara baktığımızda yüzde 80’inden fazlasının 400 bin kelime sayısını aştığını görürüz. 400 bin! Kulakta çılgınca çınlayan bir rakam! Sözgelimi, Marcel Proust’un efsane romanı Kayıp Zamanın İzinde 3 bin 16 sayfadır.



Daha az internet, daha çok kitap

İnternet bağlantısı hemen hepimizin hayatının ayrılmaz bir parçası artık. Bir yandan sosyal medya kanalları gündelik iletişimimizin ayrılmaz bir parçası haline gelirken internete girme yaşı da gitgide düşüyor. Eskiden tuvalete girerken yanımıza alınan kitapların yerini bile hızla akıllı telefonlar alıyor! İnternette geçirdiğimiz zaman uzadıkça okumaya ayırdığımız zaman da kısalıyor.



Kısa ama etkili: Twitter'da edebiyat mümkün mü?

"What is happening" (Ne/Neler oluyor) sorusuna cevap vermek için tasarlanan Twitter’da neden 100, 150, 200 değil de en fazla 140 karakter yazılabiliyor? Bilen biliyordur ve çok da anlam yüklemeye gerek yok aslında.

 



Özdemir Asaf'ın kızından: "Ölümün ön anlatısı yoktur"

 

Özdemir Asaf’ın kızı Seda Arun, bugün yayımlanan Cumhuriyet Gazetesi'nde, ölümünün 30. yılında babasını anlattığı bir yazı ve şiir kaleme aldı.

 

"Ölümün ön anlatısı yoktur" başlıklı yazı şöyle:

 



Sinemada "başka" aşklar

Gezi Direnişi sağ olsun, gökkuşağı bayrağı ilk kez bu kadar özgür bir biçimde dalgalandı ülkenin semalarında. Direniş günlerinde ve sonrasında kimliklerin daha rahat ifade edildiği, meydanlarda ve parklarda herkesin birbirini dinleyebildiği bir ortama adım atmamız da azımsanacak gibi değildi. Bu gerçeküstü atmosfer bünyede bir sinema filmindeymişiz hissi yaratmadı değil yer yer.



Özyaşamöyküsünün özünde bin hüzünlü kurgu: Türk kadınının moderniteyle imtihanı

Türkçesi özyaşamöyküsü ancak yabancı kökenlisini kullanmak genel tercihimiz: Otobiyografi... İnsanlığın bireyleşme sürecinin önemli bir parçası otobiyografiler. Benlik bilincimiz geliştikçe otobiyografiler kaleme almaya başlamışız, yaşamöykülerimizi yazdıkça bireyselleşme sürecini tamamlamışız. 19.yüzyıldan itibaren romanla atbaşı gitmiş kişisel yaşamöyküleri.



Edebiyat pudrası: Lana Del Rey

Video Games şarkısının youtube’da keşfedilmesi üzerine yürü ya kulum popun yeni starı konumuna roket hızıyla ulaşan Lana Del Rey, şarkıcı olmasaydım, şair olurdum, diyor. Oh, diye iç çekiyorum ben de, iyi ki şair olmamışsın.



Bir rol modeli olarak Virginia Woolf

Virginia Woolf, günümüzde büyük bir yazar ve erken bir feminist olarak kabul edilse de ilk romanının yayımlanmasından 50 yıl sonraya kadar, eserleri kabul görmemişti aslında. James Joyce ve diğer çağdaşlarını eleştiriyor, edebiyatta modernizmin resmi olmayan sınırlarına hapsolmayı reddediyordu fakat günümüzde daha çok kadın sorunlarına dikkat çekmesiyle anılıyor.

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.