Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Auteur sineması, uyarlamaları yendi

Cannes deyince akla auteur sineması gelir. Yani senaryolarını bir edebi kaynağa dayandırmadan kendisi yazan, tamamen biricik, kendine özgü bir dünyası ya da vizyonu olan yönetmenler yarışır Cannes’da. Terrence Malick, Apichatpong Weerasethakul, Michael Haneke, Yılmaz Güney ve Michelangelo Antonioni gibi auteurler hep bu ilkeye uyar.


On paralık romanlara fantastik bir bakış

Ülkemizde “Dime Novel”lar, yani Erol Üyepazarcı’nın çevirisi ile “On Paralık Romanlar”, çoğunlukla hafiye, casusluk ve polisiye konularını işlemiş olsalar da fantastik ve korku ögelerine de yer vermişlerdir. Salt spekülatif türlere dahil edilebilecek on paralık romanlar olduğu gibi pek çok polisiye roman da doğaüstü unsurları ya da korku edebiyatının arketiplerini kullanmıştır.


Karne: Salı, Aşka Veda, Şamanlar Diyarı

Üç kitabı baskısı, kapağı ve iç sayfaları yönünden değerlendirdiğimiz Karne'nin baskı kritikleri Libris Lipum, tasarım kritikleri Bila Perve tarafından yapılmıştır.

 

 

 

Salı, Cihat Taşçıoğlu, April Yayıncılık




Baskı


Masumiyetin üç katı

Yazar Orhan Pamuk’un son romanıyla aynı adı taşıyan ve 10 yılı aşan hayalini görünür kılan Masumiyet Müzesi, İstanbul Çukurcuma’daki 1897 tarihli eski bir Rum yapısı olan tarihi, üç katlı ‘Bruckner Apartımanı’nda (romandaki namı diğer, Merhamet Apt.) kültür ve sanat dünyasının ilgisine sunuldu.


‘Çok Bi Şair’: Can Yücel

Can Yücel’i yazmaya Attila İlhan’la başlamak. Nokta. Aynı yarım cümleyi iki kez daha kurabilir, ikisinde de iki ‘korkulu usta’nın adını anabilirim. Herkesin bildiğini yazıdan niye saklamalı: Biri Edip Cansever,  biri Turgut Uyar.


Oblomov’un hırkasından çıkamadık

Rus edebiyatına ilgimiz, nedense, diğer ülke edebiyatlarına göre her zaman daha yakından olmuştur. Büyük bir çoğunluk en azından bu edebiyatın temsilcisi isimlerden birkaçını bir çırpıda sayabilir durumda: Dostoyevski, Tolstoy, Gorki, Çehov gibi...

 


Haziranı hazana çevirenler

Biz biliriz ki ilkbahar doğanın doğumu, sonbahar ölümüdür. Ama şunu da biliriz ki doğa her zaman oyuncudur. Sonbaharda kuru yapraklar arasında bize aşkı sunabileceği gibi ilkbaharın yeşil dallarında ölümü açtırırken bir şaire şu dizeleri fısıldayabilir: Ne anlar acılardan güzel haziran / Ne anlar bahar?


Ne okusam yarıyor

Göbeğiniz, basenleriniz, gıdığınız ve siz... Farkındasınız değil mi, nisan-mayıs aylarında gevşeyen gönül yaylarınıza inat vücudunuzun sıkılaşması gerektiğini... Malum önümüz yaz, göbekler fora! Ee tamam erkekler için pek geçerli değil bu durum ama onlar da sıkı bir vücuda kısa zamanda ulaşmanın yollarını arayacak. Olabilir, insanlık hali.


Kağıt kesikleriyle canlanan figürler

Thomas Allen, kağıtları keserek kitapları hayata döndürüyor. Eski kitap sayfalarını keserek renkli, canlı figürler yaratan sanatçının eserleri kurnaz bir mizah içeriyor. Kesilmiş kitap sayfalarından yapılan bu eserler görülmeye değer!

 

 


Keşfet: Kader

Keşfet'in bu ayki konuğu Berkun Oya, Kader'i neden seçtiğini kendi el yazısıyla yazdı!

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.