Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Kampa giderken yanınıza alabileceğiniz 10 kitap

Kamp yapmanın son yıllarda giderek daha çok insan için cazip hale geldiğini söyleyebiliriz. Hem “kurgulanmış” şablon tatillerden kaçıp daha esnek bir deneyim yaşamak, hem doğaya daha yakından temas etmek, hem de masrafları kısmak adına, çadırı ve gerekli malzemeleri ayarlayıp yollara düşmek pek çok insan için günlük rutinden ideal kaçışı temsil ediyor.


Yönetmenlerin zihnine açılan kitaplar

Metis Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılan Nuri Bilge Ceylan Sineması: Türkiyeli Bir Sinemacının Küresel Hayal Gücü adlı kitabın edebiyat ile sinema arasında mekik dokuyanlara hatırlattığı bir şey var.


Margaret Atwood Damızlık Kızın Öyküsü’nü yazma sürecini anlatıyor

Bazı kitaplar okurun zihnini uzun süre meşgul eder, bazıları da yazarını. Damızlık Kızın Öyküsü her ikisini de başaran romanlardan.


Marvel karakterleri kağıt sanatıyla hayat bulursa...

Süper kahraman odaklı çizgi romanlar son yıllarda popüler kültürün her alanını hükmü altına aldı. Çizgi roman devi Marvel, 10 yıl önce “Marvel sinemasal evreni”ni hayata geçirdi ve kahramanlarının aynı evrenin içinde ortak bir kaderi paylaştığı filmlere imza atmaya başladı.


Sesli kitap dinlerken yapabileceğiniz 20 şey

Kulaklıklar da cep telefonları gibi bedenimizin bir uzantısı olma yolunda hızla ilerliyor. Çeşit çeşit, renk renk kulaklıklar şehir hayatının vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Onları yanımıza almadığımızda, neredeyse temel bir işlevimizi yitirmişçesine rahatsız hissediyoruz kendimizi artık.


Agatha Christie’nin yaşamına dair 13 şaşırtıcı bilgi

Okumayı 5 yaşında kendi başına öğrendi
Agatha Christie’nin annesi, her ne kadar kendisi bir edebiyat düşkünü olsa da, kızının okumayı erken öğrenmesini istemiyordu. Babasından evde eğitim alan Agatha, ders aralarında hayli sıkılıyordu ve 5 yaşını doldurmadan, okumayı kendi başına öğrendi. Geleceğin kitapkurdunun ayak sesleri...


Yıprandıkça güzelleşen kitaplar

Fotoğraf sanatçısı Kerry Mansfield’ın kütüphanelere özel bir ilgisi var. Kütüphanelerdeki eski kitaplar ve “ödünç alma kartları” Mansfield’ın fotoğraflarında ayrı bir anlam kazanıyor. Mansfield, yılların kitaplar üzerinde bıraktığı tahribatla ve kitapların geçirdiği dönüşümle ilgileniyor.


Dosya // Kurmaca trenler ve gelecek hayali

Tren, insanın her çağda yeniden icat ettiği, her yeni icadına hayran olduğu kadar kendine rakip gördüğü bir makine. İnsanüstü hızı ve gücü olsun ama insana baş eğsin. İnsanın hayal gücünden çıktığı için kurmaca var trenin özünde. Siyah beyaz kovboy filminin bildik sahnesidir: Demiryolu, uçsuz bucaksız Vahşi Batı’nın boynuna takılmış demirden tasma gibi uzanır.


KararsızOkur // Modernizmin taşıyıcısı ve sembolü trenler

Modernizm sadece biz doğuluların “başına gelmedi”. İngiltere’de taşra hoyratça sökülüp kirli şehirlere taşındı; Batı’dan (Fransa’dan) gelen Modernizm’in yarattığı doğa özlemi Alman Romantiklerini doğurdu… Batılı toplumlarda mavi yakalı uzmanlaşma, yaptığı işe yabancılaşan ve mekanikleşen yığınlar yarattı.


Barış Bıçakçı’nın Mavi Treni

Tren, ikili bir yolculuğun mekanı olmaya müsait. Camdan görünen genişlik, sıra sıra evler, hızla geçerken flu bir fotoğrafa dönen yüzler; öte tarafta da yolcunun yüzü, yüzün cama düşen yansıması. Zamanla kurulan ilişki anlamında da ikili bir yolculuk bu: Dışarıya doğru bakmanın hızıyla, içe doğru yönelmenin ağırlığı...

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.