Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Söyleşi Arşivi

En çok okunanlar  

Söyleşi


Olga Selin Hünler ile söyleşi: Bir meta olarak erkek bedeni

Olga Selin Hünler ile söyleşi: Bir meta olarak erkek bedeni

 

Ayşe ÇAVDAR

 


Bunge ile söyleşi: Duvara yazmanın siyaseti

Bunge ile söyleşi: Duvara yazmanın siyaseti

 

Ayşe ÇAVDAR

 


Irving ile söyleşi: "Politika ile edebiyatı ayırmak kolay değil"

Sarah Irving ile söyleşi: "Politika ile edebiyatı ayırmak hiç kolay değil"

 

Gökçe GÜNDÜÇ

 


Karataş Kardeşler ile söyleşi: Bir harikalar diyarı olarak taşra

Tamer ve Caner Karataş ile söyleşi: Bir harikalar diyarı olarak taşra

 

Ayşe ÇAVDAR

 


Mehmet İnhan ile söyleşi: Kendin yaz, kendin yayınla!

Mehmet İnhan ile söyleşi: Kendin yaz, kendin yayınla! 

 

Elif BEREKETLİ

 


Glowacki ile söyleşi: "Kosinski, Dostoyevski karakteri gibiydi"

Glowacki ile söyleşi: "Kosinski, bir Dostoyevski karakteri gibiydi"

 

Gökçe GÜNDÜÇ

 


Ezgi Öz ve Efe Baysal ile söyleşi: Havalar her türlü ısınıyor

Ezgi Öz ve Efe Baysal ile söyleşi: Havalar her türlü ısınıyor

 

Ayşe ÇAVDAR

 


Cüneyt Cebenoyan ile söyleşi: "Sinema eleştirisi de edebiyat sayılabilir"

Cüneyt Cebenoyan ile söyleşi: "Sinema eleştirisi de edebiyat sayılabilir"

 

Ayşe ÇAVDAR

 


Bebekler çiğneyemiyor diye bifteği yasaklamak

Alper Ozan Marakoğlu ile söyleşi: Bebekler çiğneyemiyor diye bifteği yasaklamak

 

Elif BEREKETLİ

 


"Okurun Modiano'yu tanımasına aracı olmak heyecan verici"

Çevirmen Sibil Çekmen ile söyleşi: "Okurun Patrick Modiano'yu tanımasına aracı olmak heyecan verici"

 

Emre BAYIN

 

Kulis

Ercan Kesal: ''Edebiyat, Dünyaya Tahammül Gücü Verir''

İnsan yaşadığı yere benzer, doğru ama sanki eksik, yaşadığı yeri de kendine benzetir. İki taraflı bir ilişki. Değiş ...

ŞahaneBirKitap

Uzun bir tren yolculuğunun ardından Weimar’a ulaştığımda sadece yirmi bir yaşımdaydım. Genç yaşımda yapmak istediğim, Goethe’nin hayatının bir kısmını geçirdiği şehre gitmek ve kendime belki bir parça “ışık” bulmaktı. Tam olarak ne aradığımı bilmez halde şehre indiğimde 21 yıl önceydi ve internet yaygın değildi. İstasyon görevlisine en yakın gençlik evinin nerede olduğunu sordum.

Editörden

Bugün “lüzumsuz”, “aylak” ya da Benjamin’in tabiriyle “flaneur” (boşta gezen, dolaşan) diye tarif ettiğimiz adam, bizzat şehrin insanıdır aslında. Bir şeyi “yapmamayı” tercih eder bu adam. Modernlikle yaralanmıştır ama yarasının neresinde olduğunu göstermekten acizdir. Çalışmayı da iş düzenini de reddeder. Uzun bir baygınlık hali yaşamaktadır. Her ilgisi gelgeçtir. Tutunamaz bir türlü.