Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Yazarlar


Deniz Durukan

1966 yılında İstanbul’da doğdu. Şiirlerini Varlık, E, Hişt, Budala, Yasakmeyve, Başka, Öteki- Siz, Kitaplık, Özgür Edebiyat, No, Kırkaltı Karakalem gibi dergilerde yayınlayan Deniz Durukan, edebiyatçılarla yaptığı söyleşilerle ve yazılarıyla Radikal ve Cumhuriyet gazetelerinin kitap eklerinde yer aldı.

Aynı zamanda rock müzikle ve alternatif seslerle yoğun olarak ilgilenen Durukan’ın müzikle ilgili ilk yazısı Roll dergisinde yayınlandı. Ardından Öküz Dergisinde Longplay adlı sayfayı hazırlamaya başladı. Müzik eleştirilerini ve müzisyenlerle yaptığı söyleşileri Hayvan, Shaft, Picus, K. Karakalem ve Yüksekses dergilerinde, Radikal, Cumhuriyet ve Yarın gazetelerinde yayınlayan Durukan, şu sıralar Varlık dergisinde Tozlu Raf adlı bölümü hazırlıyor.

Müzik alanındaki çalışmalarını Türk Rock 2000 ve Türk Rock 2001 adıyla kitaplaştıran Durukan, 2004 yılında İyiler Siyah Giyer’i yayınladı. Ayrıca Stüdyo İmge Yayınları’nca hazırlanan Eminem Show ve Okuyanus Yayınları’nca hazırlanan Çocuk ve Sanat adlı kitaplara da katkıda bulundu. 2005 yılında Şakağına Daya Beni adlı ilk şiir kitabı yayınlandı.

Tüm Yazıları


Beden; ruhun kaportası! Kimine göre de ev sahibi. Ve gün gelir, beden atlar aşağıya o pencereden (Ya da itilir ruh tarafından aşağıya). Tıpkı Anne Sexton’ın ölüme atlaması gibi. “Ama intiharın özel bir dili var. Marangozlar gibi; onlar hangi aletin iyi çalıştığını bilmek isterler. Neden yaptıklarını hiç sormazlar,” der Sexton, Ölmeyi İstemek adlı şiirinde.

“Baharların birbirine değmesi kıyamet alametidir; bilmiyorlar…” Belki de cinnet. Toplumsal cinnet dedikleri, bir şehrin, bir ülkenin, daha da ileriye gideyim; dünyanın kontrolden çıkması mıdır? Ya da kıyamet önce böyle mi başlıyor? İnsanın vahşileşmesi, rayından çıkması, her fenalığa, kötülüğe yaklaşması, şuurunu kaybedercesine insanlığını unutmasıyla mı başlıyor? Bilemem.

Kitaba sondan başlamak! Ya da şöyle söyleyeyim; kitabın ilk cümlesinin yarım bir cümleyle başlaması ve romanın sonunun ilk cümleyle tamamlanması farklı bir yazma tekniğini gündeme getirirken okuyucuya da farklı bir okuma yöntemi öneriyor.

“Dünya bulanık bir yerdi. Bütün insanlar için...” Böyle diyor Müjde, Gizli Aşk Bu adlı romanında. Müjde kuşkusuz kendi hastalığından dolayı bulanık görmüyor dünyayı. Bugüne kadar geçirdiği tüm evreleri düşündüğünde ya da genel anlamda insanlık için baktığında dünyaya, sanki herkesin gözlerinde, hayata bakışlarındaki ifadede o bulanıklığı görüyor.

Auster, tam da böyle yapıyor işte. Demokrasiyle yakından uzaktan alakası olmayan, totaliter rejimlerin varlığıyla beslenen ülkesinden bizlere sesleniyor.

Daha geçen cumartesi Zizek İstanbul’dayken söylemişti, kapitalizmin demokrasiyle bağı kalmadı diye. Kapitalizmin burjuva demokrasisi getirdiği fikrinin/hayalinin artık gözle görülür bir şekilde çöktüğünü, kapitalizmin totaliter rejimlerden beslendiğinin altını çizmişti.

Söyleşi

30 Eylül 1969'da Şili Komünist Parti'den başkan adayı olan Pablo Neruda,  o tarihlerde yaptığı bir konuşmasında “Hayatımı şiir ve politika diye ayırmayı hiç düşünmemiştim,” demişti.

 

 

ŞahaneBirKitap

Latife Tekin bir gün bir sohbetimiz sırasında her kitabın yazarından bağımsız bir kaderi olduğunu söylemişti bana; her kitabın kendi kaderi vardır, demişti… Tayep Salih’in “Kuzeye Göç Mevsimi”ni okurken ister istemez bu sözler geldi aklıma.  1966 yılında yazmıştı Sudanlı Taye

Anket

Paulo Coelho'nun internet üzerinden yayılan korsan yayınları desteklediğini söylemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun