Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar



Mona Rosa'nın gerçek hikayesi

Henüz 17 yaşındaydım elime geçtiğinde. Üniversitenin ilk senesiydi. Milyonuncu fotokopisi çekilmiş sayfaları bir sırrı paylaşır gibi vermişti arkadaşım. Yazarının yayımlanmasını istemediğini söylemişti. Yasaklanmış bir siyasi bildiri gibiydi. Ama biliyordum ki siyasi bildirileri iktidarlar yasaklar. Bir şiiri yasaklayacak muktedir gelmemiştir henüz dünyaya...



Özdemir Asaf'ın kızından: "Ölümün ön anlatısı yoktur"

 

Özdemir Asaf’ın kızı Seda Arun, bugün yayımlanan Cumhuriyet Gazetesi'nde, ölümünün 30. yılında babasını anlattığı bir yazı ve şiir kaleme aldı.

 

"Ölümün ön anlatısı yoktur" başlıklı yazı şöyle:

 



Daha az internet, daha çok kitap

İnternet bağlantısı hemen hepimizin hayatının ayrılmaz bir parçası artık. Bir yandan sosyal medya kanalları gündelik iletişimimizin ayrılmaz bir parçası haline gelirken internete girme yaşı da gitgide düşüyor. Eskiden tuvalete girerken yanımıza alınan kitapların yerini bile hızla akıllı telefonlar alıyor! İnternette geçirdiğimiz zaman uzadıkça okumaya ayırdığımız zaman da kısalıyor.



Sinemada "başka" aşklar

Gezi Direnişi sağ olsun, gökkuşağı bayrağı ilk kez bu kadar özgür bir biçimde dalgalandı ülkenin semalarında. Direniş günlerinde ve sonrasında kimliklerin daha rahat ifade edildiği, meydanlarda ve parklarda herkesin birbirini dinleyebildiği bir ortama adım atmamız da azımsanacak gibi değildi. Bu gerçeküstü atmosfer bünyede bir sinema filmindeymişiz hissi yaratmadı değil yer yer.



Edebiyat pudrası: Lana Del Rey

Video Games şarkısının youtube’da keşfedilmesi üzerine yürü ya kulum popun yeni starı konumuna roket hızıyla ulaşan Lana Del Rey, şarkıcı olmasaydım, şair olurdum, diyor. Oh, diye iç çekiyorum ben de, iyi ki şair olmamışsın.



Bir rol modeli olarak Virginia Woolf

Virginia Woolf, günümüzde büyük bir yazar ve erken bir feminist olarak kabul edilse de ilk romanının yayımlanmasından 50 yıl sonraya kadar, eserleri kabul görmemişti aslında. James Joyce ve diğer çağdaşlarını eleştiriyor, edebiyatta modernizmin resmi olmayan sınırlarına hapsolmayı reddediyordu fakat günümüzde daha çok kadın sorunlarına dikkat çekmesiyle anılıyor.



Birbirinden eğlenceli ve merak uyandıran kütüphaneler!

Güzel kütüphaneleri seyretmeyi, incelemeyi, oturup saatlerce kitap okumayı kim sevmez? Hele bir de bu kütüphane sizin hayal gücünüzü çalıştıracak, eğlenceli ve merak uyandıracak bir şekilde tasarlanmışsa? Hem göze, hem ruha hitap eden bu mekanlara tek tek gidebilmek ne güzel olurdu!

 

 

 

 



Oblomov’un hırkasından çıkamadık

Rus edebiyatına ilgimiz, nedense, diğer ülke edebiyatlarına göre her zaman daha yakından olmuştur. Büyük bir çoğunluk en azından bu edebiyatın temsilcisi isimlerden birkaçını bir çırpıda sayabilir durumda: Dostoyevski, Tolstoy, Gorki, Çehov gibi...

 



Paulo Coelho Dosyası "Dünyayı romanlar değil, okurlar değiştirir..."

Bazı vakitler bir de bakmışız yaşam, içimizdeki sonsuz arayış gibi uzanıp gitmekte önümüzde, ikisi birbirinden ayrılmaz olmuş, en fenası, içinden çıkılamaz olmuş. Arayışın bir noktasında, geçmişten ve gelecekten azade bir “şimdi” de takılıp kalırız. Ama an gelir tüm tıkanıklıklar açılır, istediğimiz noktaya vardığımızda ne yapmak istediğimizi çok iyi bildiğimizi fark ederiz.



En "edebi" graffitiler

Edebiyatın kitapla ve kitap okumakla sınırlı olduğu günler çok gerilerde kaldı malum. Artık edebiyat sinemada, müzikte, sokakta ve hatta duvarlarda.

 

Biz de bu fikirden yola çıktık, en "edebi" graffitileri derledik:

 

Alice Harikalar Diyarında, Lewis Carroll (Londra, İngiltere)

 

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.