Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar



Kısa ama etkili: Twitter'da edebiyat mümkün mü?

"What is happening" (Ne/Neler oluyor) sorusuna cevap vermek için tasarlanan Twitter’da neden 100, 150, 200 değil de en fazla 140 karakter yazılabiliyor? Bilen biliyordur ve çok da anlam yüklemeye gerek yok aslında.

 



Mona Rosa'nın gerçek hikayesi

Henüz 17 yaşındaydım elime geçtiğinde. Üniversitenin ilk senesiydi. Milyonuncu fotokopisi çekilmiş sayfaları bir sırrı paylaşır gibi vermişti arkadaşım. Yazarının yayımlanmasını istemediğini söylemişti. Yasaklanmış bir siyasi bildiri gibiydi. Ama biliyordum ki siyasi bildirileri iktidarlar yasaklar. Bir şiiri yasaklayacak muktedir gelmemiştir henüz dünyaya...



Daha az internet, daha çok kitap

İnternet bağlantısı hemen hepimizin hayatının ayrılmaz bir parçası artık. Bir yandan sosyal medya kanalları gündelik iletişimimizin ayrılmaz bir parçası haline gelirken internete girme yaşı da gitgide düşüyor. Eskiden tuvalete girerken yanımıza alınan kitapların yerini bile hızla akıllı telefonlar alıyor! İnternette geçirdiğimiz zaman uzadıkça okumaya ayırdığımız zaman da kısalıyor.



Sinemada "başka" aşklar

Gezi Direnişi sağ olsun, gökkuşağı bayrağı ilk kez bu kadar özgür bir biçimde dalgalandı ülkenin semalarında. Direniş günlerinde ve sonrasında kimliklerin daha rahat ifade edildiği, meydanlarda ve parklarda herkesin birbirini dinleyebildiği bir ortama adım atmamız da azımsanacak gibi değildi. Bu gerçeküstü atmosfer bünyede bir sinema filmindeymişiz hissi yaratmadı değil yer yer.



Bir rol modeli olarak Virginia Woolf

Virginia Woolf, günümüzde büyük bir yazar ve erken bir feminist olarak kabul edilse de ilk romanının yayımlanmasından 50 yıl sonraya kadar, eserleri kabul görmemişti aslında. James Joyce ve diğer çağdaşlarını eleştiriyor, edebiyatta modernizmin resmi olmayan sınırlarına hapsolmayı reddediyordu fakat günümüzde daha çok kadın sorunlarına dikkat çekmesiyle anılıyor.



Edebiyat pudrası: Lana Del Rey

Video Games şarkısının youtube’da keşfedilmesi üzerine yürü ya kulum popun yeni starı konumuna roket hızıyla ulaşan Lana Del Rey, şarkıcı olmasaydım, şair olurdum, diyor. Oh, diye iç çekiyorum ben de, iyi ki şair olmamışsın.



Paulo Coelho Dosyası "Dünyayı romanlar değil, okurlar değiştirir..."

Bazı vakitler bir de bakmışız yaşam, içimizdeki sonsuz arayış gibi uzanıp gitmekte önümüzde, ikisi birbirinden ayrılmaz olmuş, en fenası, içinden çıkılamaz olmuş. Arayışın bir noktasında, geçmişten ve gelecekten azade bir “şimdi” de takılıp kalırız. Ama an gelir tüm tıkanıklıklar açılır, istediğimiz noktaya vardığımızda ne yapmak istediğimizi çok iyi bildiğimizi fark ederiz.



Oblomov’un hırkasından çıkamadık

Rus edebiyatına ilgimiz, nedense, diğer ülke edebiyatlarına göre her zaman daha yakından olmuştur. Büyük bir çoğunluk en azından bu edebiyatın temsilcisi isimlerden birkaçını bir çırpıda sayabilir durumda: Dostoyevski, Tolstoy, Gorki, Çehov gibi...

 



En "edebi" graffitiler

Edebiyatın kitapla ve kitap okumakla sınırlı olduğu günler çok gerilerde kaldı malum. Artık edebiyat sinemada, müzikte, sokakta ve hatta duvarlarda.

 

Biz de bu fikirden yola çıktık, en "edebi" graffitileri derledik:

 

Alice Harikalar Diyarında, Lewis Carroll (Londra, İngiltere)

 



Yazarların ve şairleri konu alan filmler

Ünlü bir romanın yazarı ya da dilden dile dolaşan dizelerin sahibi olan bir şair zaman içinde (çoğunlukla da ölümünün ardından) yavaş yavaş kendi bir hikayenin kahramanına dönüşmeye başlar çoğu kere. Öyle ki git gide gerçeklikle bağları kopabiliyor, çoğu artık hayatta olmayan bu isimlere türlü türlü efsaneler atfedilebiliyor kimi zaman.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.