Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Arşivi

En çok okunanlar  


“Yazmak çevirmektir!”

“Yazmaya başladığımdan beri, açığa çıkan her kelimenin, dipten vuran duyguların birer tercümesi olarak oluştuğunu, kelimenin ontolojik açıdan bir tercüme olduğunu içten içe seziyor, içine doğduğum Türkçe imgelemin başka dillerdeki yansımalarla yeryuvarlağını dolaşabileceğini derinden biliyordum.”


Son İstanbullulara bir buruk İstanbul Hatırası...

Adettendir, İstanbul’da yaşayan orta yaşını geçmiş her duyarlı insan kendisini son İstanbullu sayar. Osmanlı’nın son yıllarından Cumhuriyet’e devredilmiş bir hüzünlü hayıflanma halidir sanki bu.


Popüler tarih bize ne verir?

Popüler tarihin bizi götürdüğü yer neresidir? Daha doğrusu bir takım kalıplaşmış, hatta resmileşmiş tarihi yanılgıları irdelemek, tarih içinde onların izini sürmek bugüne ne verir?


Edebiyatın bize bir diyeceği var!

Edebiyat eseri nedir? Bir kitabın edebi değeri nasıl, hangi ölçütlere göre anlaşılır, yaratıcısıyla arasında ne tür bir bağ vardır? Ve bir nesne olarak “kitap”la okurun ilişkisi hangi düzlemlerde gelişir? Edebi eserlere karşı çoğunlukla unuttuğumuz ya da özümlediğimizi sandığımız sorular bunlar.


Merkezin dışında kalan edebiyat ve teknolojinin sonsuza dek kaydırdığı merkez!

“Bir tarafta siyasi, toplumsal, ekonomik, ideolojik olguların bolluğuyla dünya; diğer taraftaysa yalnız görünen, aynı anda pek çok anlama geldiği için her daim müphem olan eser(...) bir kıtadan diğerine karşılıklı sinyaller gönderilir, bazı suç ortaklarının altı çizilir. Fakat esas olarak her iki kıta özerk bir şekilde ele alınır: İki coğrafya birbiriyle pek çakışmaz”. Edebiyat ve dünya...


İnce şeyler manifestosu...

Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya // Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar / Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya...


İstanbul sokakları, yerli polisiyelerin başkahramanı...

Türkiye’den iki yazar dünyanın en önemli polisiye yazarlarını çatısı altında toplayan Uluslararası Polisiye Yazarlar Birliği’nin yabancı dillerden İngilizceye çevrilen nitelikli polisiye romanlar listesine girmeyi başardı.


En kahpe, hep Bizans mıydı?

Çalıştığı üniversiteye onarım işleri için gelmiş iki usta, küçük tabelada yazan “Bizans Tarihi Profesörü” yazısını görünce, “Bizans tarihi de nedir, olsa olsa Türklerle ilgili bir şeydir herhalde” diye düşünüp kapısını çalmışlar Judith Herrin’ın.


20. yüzyıl felsefe tarihi dersleri 2 - Aklın sorgulanmasına bağlanan insan hayatı...

Geçtiğimiz hafta, Christian Delacampagne’nin “20. Yüzyıl Felsefe Tarihi” adlı çalışması ekseninde felsefe tarihini İkinci Dünya Savaşı’na kadar getirmiştik. Bu hafta ise felsefe derslerimizi Auschwitz ve Soğuk Savaş etkisinde, sorgulanan aklın ışığında işlemeye devam ediyoruz. 


20. yüzyıl felsefe tarihi dersleri 1 – Bilimin emin yolunda, insanlığın sonuna dair...

Tarih de, felsefe sözü de sizi yıldırıp gözünüzü korkutmasın, içinde bulunduğumuz zamanı bir nebze de olsa anlamlandırabilme yolunda önümüzde açılan aydınlık kapılardan birine adım atmışçasına okuyorum “20.Yüzyıl Felsefe Tarihi”ni.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Kadın kahramanlar içinde bazıları var ki, yıllar önce okumuş olmama rağmen halen onların hayatlarını merak ederim. Her okuyuşta farklı bir keşif, yeni bir detay, daha önce hiç fark etmediğim bir ayrıntı dikkatimi çeker ve buna şaşırır dururum. Eskiden okuduğum bir romana dönmek, eski bir arkadaşıma merhaba demeye benzer.