Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Arşivi

// En çok okunanlar



Hikaye yeniden başlıyor!

Bazı sanatçılar vardır, ölüp gider sır olurlar, bazılarıysa nasıl yaparlarsa yaparlar, hem yaşarken hem de öldükten sonra sırrın kendisi olurlar. Sanatın kalıcılığı belki de burada, "sırrın kendisi" olmakta yatar. Hayatı da sanatı anladığımız kadar anlıyoruz ne de olsa. Geriye hayattan çok sanat kalıyor ama... Bütün bunları İzzet Ziya Bey düşündürüyor bana.



Gerçek olan düşlerden başka şey değil…

Özelleşmiş bir insan pratiği olarak edebiyat daha geniş kitlelere hitap edebilir mi? Verimliliği, işi ve fikirlerin pratik uygulamalarını yücelten bir toplumda ‘faydasız’ bir söylemin rolü nedir? Bu sorular, edebiyatın günümüzde işgal ettiği en sorunlu, en sallantılı konuma işaret ediyorlar.



Kara kapaklardan fal tutan!

Sizi bilmem ama ben resimli kitabı oldum olası severim. Hikaye arasında soluklanmak, hikaye içinde başka bir hikayeye, başka bir tahayyüle dalmak, resmi yapanın metni yazanın imgeleminden süzülüp gelen yeni imgelemine uzanmak garip, heyecan verici bir deneyimdir. Resimli kitap bulamazsam da tabii doğru kitap kapağına.



Aydınlıkta fuar bilmeceleri

Evet sevgili okurlar, bir kitap fuarı dönemine daha girmiş bulunuyoruz. Bu defa bir değişiklik yapayım, her şey olup bittikten sonra söylenmek yerine, kitap fuarları bağlamında sorularımı, gönlümden geçenleri önceden bildireyim dedim yayın alemine.



Edebiyatın bize bir diyeceği var!

Edebiyat eseri nedir? Bir kitabın edebi değeri nasıl, hangi ölçütlere göre anlaşılır, yaratıcısıyla arasında ne tür bir bağ vardır? Ve bir nesne olarak “kitap”la okurun ilişkisi hangi düzlemlerde gelişir? Edebi eserlere karşı çoğunlukla unuttuğumuz ya da özümlediğimizi sandığımız sorular bunlar.



70’lerin Türk Sineması e-kitap olsa!

Türk sinemasını çeşitli açılardan tahlil eden araştırma kitapları, az olmakla birlikte, ne mutlu ki literatürümüzde mevcut.



Kılavuzu dünya olanın...

Biz yeryüzü acemileri… Küreselleşmeyi dilimizden düşürmeden, her yere, herkese yabancı; farklı kültürler, kıtalar, onların kültürü ve siyaseti bir yana, bahçemizdeki ağaca bile kör… İçinde yaşadığımız ve bir öncekinden çok daha farklı olacağını iddia eden yüzyılımızın da acemileriyiz…

 



İhanetle buz kesmiş, entrikalarla kavrulmuş bir dünyanın gündemi

Bu haftanın gündemi bir hayli karışık, İstanbul Kitap Fuarı oldu mu zaten hep böyle olur, fuar tam olarak gündeme oturmaz, biraz kaynar, okur kitap ayraçlarına takılır, kitaplara pek ulaşamaz… Neyse… Fuar, savaş, oralardan yükselen edebi, protest sesler var gündemde.



Gün geçer, gece gelir yeniden

Bilge Karasu’yla ilk karşılaştığımda yaklaşık on beş- on altı yaşlarındaydım, Göçmüş Kediler Bahçesi… İlk duygum sonsuz bir şaşkınlık olmuştu.



Felsefeyle saadet olur mu?

Sokrates M.S. 399’da öldüğünde Platon henüz 28 yaşındadır. Sokrates Platon’u hiç tanımasaydı ne olurdu bilemiyoruz ancak bu tanışıklığın Platon’un tüm hayatını değiştirdiğinden, hatta onu büyük bir felsefeci yaptığından haberimiz var.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Yirminci yüzyıl ne çağıydı? Soğuk Savaş’ın mı çağıydı, aşırılıkların mı? Keşiflerin mi çağıydı; casusların, ajanların, bilmecelerin mi… 18. yüzyılın doğa bilimlerinin, 19. yüzyılın ise biyolojinin çağı olduğunu söyleyenler çoğunlukta. Albert Camus, 20. yüzyılı korku çağı olarak nitelendiriyor. Doğrusu çok da haklı. Yirminci yüzyıldan miras kalan korkuyla her birimiz yüzleştik.