Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Söyleşi Arşivi

En çok okunanlar  

Söyleşi


İstanbul Okurken ekibi ile söyleşi: İki durak arası kitap

İstanbul Okurken ekibi ile söyleşi: İki durak arası kitap

 

Elif BEREKETLİ

 


Yay-Lab ile söyleşi: Yeni yazarlar için yayıncılık laboratuvarı

Yay-Lab ile söyleşi: Yeni yazarlar için yayıncılık laboratuvarı

 

Adalet ÇAVDAR

 


Ömer Madra ile söyleşi: "Sözün uçtuğu aslında bir şakadan ibaret"

Ömer Madra ile söyleşi: "Sözün uçtuğu aslında bir şakadan ibaret"

 

Emre BAYIN

 


Ferhat Uludere ile söyleşi: "Yazmayı öğrenmenin en iyi yolu yazmaktır"

Ferhat Uludere ile söyleşi: "Yazmayı öğrenmenin en iyi yolu yazmaktır"

 

Emre BAYIN

 


Tanıl Bora ile söyleşi: "Spor izleyicisi okumaya pek düşkün değil"

Tanıl Bora ile söyleşi: "Spor izleyicisi okumaya pek düşkün değil"

 

Emre BAYIN

 


Sezin Romi ile söyleşi: "Kütüphane değil, araştırma mekanıyız"

Sezin Romi ile söyleşi: "Kütüphane değil, araştırma mekanıyız"

 

Ayşe ÇAVDAR

 


Söyleşi // "Çizim yapmak da öykü yazmak kadar emek istiyor"

Cordoba ile söyleşi: "Çizim yapmak da öykü yazmak kadar emek istiyor"

 

Gökçe GÜNDÜÇ

 


Masalcı Nazlı Çevik Azazi ile söyleşi: "Aslolan sen değilsin, hikaye..."

Masalcı Nazlı Çevik Azazi ile söyleşi: "Aslolan sen değilsin, hikaye..."

 

Adalet ÇAVDAR

 


Hovhannisyan ile söyleşi: Sanat eğitimi ve toplumsal barış

Armine Hovhannisyan ile söyleşi: Sanat eğitimi ve toplumsal barış

 

AYŞE ÇAVDAR

 


Hürrem Sönmez ile söyleşi: "Dilekçe hayat ile hukuk arasındaki köprüdür"

Hürrem Sönmez ile söyleşi: "Dilekçe hayat ile hukuk arasındaki köprüdür"

 

Ayşe ÇAVDAR

 

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.