Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Söyleşi Arşivi

En çok okunanlar  

Söyleşi


İstanbul Okurken ekibi ile söyleşi: İki durak arası kitap

İstanbul Okurken ekibi ile söyleşi: İki durak arası kitap

 

Elif BEREKETLİ

 


Yay-Lab ile söyleşi: Yeni yazarlar için yayıncılık laboratuvarı

Yay-Lab ile söyleşi: Yeni yazarlar için yayıncılık laboratuvarı

 

Adalet ÇAVDAR

 


Ömer Madra ile söyleşi: "Sözün uçtuğu aslında bir şakadan ibaret"

Ömer Madra ile söyleşi: "Sözün uçtuğu aslında bir şakadan ibaret"

 

Emre BAYIN

 


Ferhat Uludere ile söyleşi: "Yazmayı öğrenmenin en iyi yolu yazmaktır"

Ferhat Uludere ile söyleşi: "Yazmayı öğrenmenin en iyi yolu yazmaktır"

 

Emre BAYIN

 


Tanıl Bora ile söyleşi: "Spor izleyicisi okumaya pek düşkün değil"

Tanıl Bora ile söyleşi: "Spor izleyicisi okumaya pek düşkün değil"

 

Emre BAYIN

 


Sezin Romi ile söyleşi: "Kütüphane değil, araştırma mekanıyız"

Sezin Romi ile söyleşi: "Kütüphane değil, araştırma mekanıyız"

 

Ayşe ÇAVDAR

 


Söyleşi // "Çizim yapmak da öykü yazmak kadar emek istiyor"

Cordoba ile söyleşi: "Çizim yapmak da öykü yazmak kadar emek istiyor"

 

Gökçe GÜNDÜÇ

 


Masalcı Nazlı Çevik Azazi ile söyleşi: "Aslolan sen değilsin, hikaye..."

Masalcı Nazlı Çevik Azazi ile söyleşi: "Aslolan sen değilsin, hikaye..."

 

Adalet ÇAVDAR

 


Hovhannisyan ile söyleşi: Sanat eğitimi ve toplumsal barış

Armine Hovhannisyan ile söyleşi: Sanat eğitimi ve toplumsal barış

 

AYŞE ÇAVDAR

 


Hürrem Sönmez ile söyleşi: "Dilekçe hayat ile hukuk arasındaki köprüdür"

Hürrem Sönmez ile söyleşi: "Dilekçe hayat ile hukuk arasındaki köprüdür"

 

Ayşe ÇAVDAR

 

Kulis

Ercan Kesal: ''Edebiyat, Dünyaya Tahammül Gücü Verir''

İnsan yaşadığı yere benzer, doğru ama sanki eksik, yaşadığı yeri de kendine benzetir. İki taraflı bir ilişki. Değiş ...

ŞahaneBirKitap

Uzun bir tren yolculuğunun ardından Weimar’a ulaştığımda sadece yirmi bir yaşımdaydım. Genç yaşımda yapmak istediğim, Goethe’nin hayatının bir kısmını geçirdiği şehre gitmek ve kendime belki bir parça “ışık” bulmaktı. Tam olarak ne aradığımı bilmez halde şehre indiğimde 21 yıl önceydi ve internet yaygın değildi. İstasyon görevlisine en yakın gençlik evinin nerede olduğunu sordum.

Editörden

Bugün “lüzumsuz”, “aylak” ya da Benjamin’in tabiriyle “flaneur” (boşta gezen, dolaşan) diye tarif ettiğimiz adam, bizzat şehrin insanıdır aslında. Bir şeyi “yapmamayı” tercih eder bu adam. Modernlikle yaralanmıştır ama yarasının neresinde olduğunu göstermekten acizdir. Çalışmayı da iş düzenini de reddeder. Uzun bir baygınlık hali yaşamaktadır. Her ilgisi gelgeçtir. Tutunamaz bir türlü.