Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar



Behzat Ç. efsanesi neydi?

Her Temas İz Bırakır ve Son Hafriyat'ı Erdal Beşikçioğlu'nun performansını unutarak ya da Pilli Bebek'in müzikleri olmadan düşünmek imkansız neredeyse. Kolay değil, fenomen olmuş bir uyarlamadan bahsediyoruz. Hem de Türkiye televizyonlarının alışık olmadığı bir şekilde, “kirli” hikaye anlatan bir diziden.



Vonnegut'tan geleceğe mektup: "Aptal gibi davranmayın!"

Volkswagen 1988’de Time dergisinde yayımlanacak bir reklam dizisi için pek çok saygın düşünürden yüz yıl sonrasına birer mektup yazmalarını istedi. Projeye katılanlar arasında yazar Kurt Vonnegut da vardı.

 

İşte, Vonnegut'un mektubu:

 



Kadın bedeni kime ait? Uterusun histerisi

Kadın dedikleri acayip organlar, duygular ve düşünceler muamması, tedavi edilmesi gereken ontolojik bir hastalık haline geldi, geçmiş olsun.

 



Kadıköy edebiyattır!

Ben eski bir Kadıköylü değilim. Son on yılım geçti sadece. Son iki yıldır da tam göbeğinde oturuyorum; evimin altı, yanı bar, bütün sokak bar ve meyhane, ama çok az oturmuşluğum vardır o bar ve meyhanelerde. Gürültü de oluyor çok, ama yine de ayrılmıyorum buradan. Ayrılsam da, daha az gürültülü olan bir yan sokağa geçerim en fazla. Niye mi?



Ahlaki ve dini inançlara karşı bir tehlike olarak Ulysses

Yedi yılda tek bir günü, 16 Haziran 1904’ü yazdı. Bir gün içinde gerçekleşen ve yüzlerce sayfadan oluşan bu epik yolculuk dünya edebiyatının tarihine anlaşılması en zor eseri olarak geçti. Evet, o gerçek bir eserdi, başyapıttı. Üstüne makaleler, tezler, kitaplar yazıldı. Anlayanlar, anlamayanlar oldu. Kimi eline aldığı bu başyapıtı son sayfasına dek sindirerek okudu, kimi yarıda bıraktı.



Borges futboldan neden nefret ediyordu?

Jorge Luis Borges "Futbol popülerdir; çünkü aptallık popüler," demişti. Arjantinli yazarın bu "muazzam oyun"a karşı sergilediği tavır ilk bakışta günümüz futbol düşmanlarının ağızlarından düşürmediği laflara benziyor gibi. "Futbol sıkıcıdır. Çok fazla maç beraberlikle bitiyor. Sakatlanma numarası yapanlara da tahammülüm yok."

 



Novella: Kısa roman mı, uzun öykü mü?

Bugün dünya edebiyat klasikleri arasına girmiş romanlara baktığımızda yüzde 80’inden fazlasının 400 bin kelime sayısını aştığını görürüz. 400 bin! Kulakta çılgınca çınlayan bir rakam! Sözgelimi, Marcel Proust’un efsane romanı Kayıp Zamanın İzinde 3 bin 16 sayfadır.



Esin kaynağı bilim kurgu olan 10 icat

Cep telefonu ve helikopter gibi icatların arkasında, Star Trek ve Dünyalar Savaşı’ndan ilham alan mucitler var. Bu durumda gerçek mucit, bilim kurguyu yaratan mı olur yoksa ondan ilham alan mı orası tartışılır.

 

Bilim kurgudan ilham alan mucitlerin icatları bugün bile neredeyse her an yanımızda! Bakalım hayal gücü yüksek mucitler neler icat etmişler:



Okumanın anksiyeteyle baş etmekteki beş etkisi

Anksiyete, görülme sıklığı son yıllarda hızla artan bir problem. Özellikle şehir hayatının stresiyle baş etmek zorunda olanlar için anksiyete daha da ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Kalp sağlığından mide sağlığına, birçok hayati organı doğrudan etkileyen anksiyete kimi zaman öyle boyutlara ulaşıyor ki hayatı kişi için çekilmez kılabiliyor. Anksiyetenin, ne yazık ki, doğrudan bir tedavisi yok.

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.