Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Arşivi

En çok okunanlar  


Bakmayı bilen gözler ya da iki tarih gezgini

Bu hafta Ekim ayından itibaren hararetini sürdüren edebiyat dünyamızdan başımı kaldırıyor, biraz da sanat ve tarih diyorum. Sebeb-i derdim iki özgün çalışma: Biri kültür sanat camiamızın önde gelen isimlerinden Faruk Şüyün’ün “Bir Arkeoloji Detektifinin Maceraları”, diğeri ise İtalyan sanat tarihçisi Giovanni Curatola’nın “Türkiye: Selçuklulardan Osmanlılara Sanat”ı.


Ye, dua et, sev ya da Tanrı’yla ne yapacağını bilemeyen kadının dramı

Ye, dua et,sev... Emir kipindeki fiilleri oldum olası sevmem; hele ki bir romanın adı olurlarsa. Ancak yemek, sevmek ve dua etmek gibi naif fiiller söz konusu olduğu için Elizabeth Gilbert’in romanını karıştırmaya karar verdim. Kararımın altında yatan bir diğer sebep ise yogaya karşı duyduğum naçizane ilgi.


Naipaul, entelektüel sefalet ve içimdeki edebiyat aşkı!

Son birkaç gündür V.S. Naipaul üzerine düşünüyordum ağırlıkla. E, Türkiye’de yediden yetmişe herkes bu yazarı düşünüp konuşurken benim neyim eksikti ki.


70’lerin Türk Sineması e-kitap olsa!

Türk sinemasını çeşitli açılardan tahlil eden araştırma kitapları, az olmakla birlikte, ne mutlu ki literatürümüzde mevcut.


Herkes kendi canavarını arar!

“Canavarların varlığı insanoğluna dair ne anlatıyor bizlere? Binlerce yıldan beri varlıklarını nasıl sürdürüyorlar ve niçin evrensel bir olgu gibi görünüyorlar? Japonya’da ve eski Yunan dünyasında aynı tek gözlü devler, Avrupa’da ve Çin’de aynı ejderhalar niçin karşımıza çıkıyor?”


Andersen ve Rowling: Tek masal, iki yazar!

Danimarka’da bu yıl ilk kez verilen Hans Christian Andersen Edebiyat Ödülü’nü alan Harry Potter serisinin yazar


Felaket senaryolarında barış arayışı

Dünya değişti… Bütünüyle hissediyoruz, bütünüyle kuşkuluyuz, bütünüyle huzursuzuz… Avcı-toplayıcıydık bir zamanlar, doğaydık, doğanın kendisiydik, sonra bir şeyler harekete geçti içimizde, toprağı keşfettik, ona bağlandık, bağlandıkça benlik bilincimiz de gelişti, ayrıştık sonra, çoğaldık, evrimleştik işte diğer bir deyişle… Doğadan, topraktan kopmak için nice savaşlar verdik, koskoca bir meden


Tanrısız din, umutsuz mutluluk!

Tanrısız din olur mu, ya umutsuz mutluluk? Cevap veriyorum: Pekala evet...

Kulis

Mİm Kemâl Öke: ''Engelin Hakikati ‘İçimiz’dekidir. Nefsimiz!''

ŞahaneBirKitap

Reenkarnasyon, tarih boyunca birçok coğrafyada bazı farklılaşmalarla olsa da kendisine yer buldu. Dilimize de ruh göçü adıyla aktarılan bu kavram, ruhun bir bedenden diğerine geçerek varlığını sürdürdüğüne dair bir inanç.

Editörden

“Ev ki ayrıntıdır. Susmalar, küçük sevinçler, küçük acılar, küçük konuşmalar, küçük yalnızlıklar...Hepsi hepsi.” Tüm dünyayı eve sığdırmaya çalıştığımız şu günlerde İlhan Berk’in evle ilgili metnine bile küçük şeyleri konu etmesi o kadar güzel ki. Siz nasıl düşünürsünüz bilmem ama bana göre de evle ilgili olan her şey “küçük”tür.