Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Podcast // Kırlangıç Çığlığı'ndan tadımlık bir bölüm

"Acıyı gördüm. Gözlerinin ortasında bir çiçek gibi büyüyen irisin önce ağır ağır büzülmesini, ardından çığlık gibi ansızın patlamasını gördüm. Titreyen dudaklar, bal mumuna dönüşen yüzleri, çöken yanakları, irileşen elmacık kemiklerini, birer mağara gibi derinleşen göz çukurlarını, kurumuş ağızların içinde pelteleşen dilleri gördüm."

 


Vitrindekiler // Nisan 2018: Son ayların kitapları hakkında kısa kısa...

Son aylarda yayımlanan, "yeni çıkan" raflarının kalabalığı içinde gözden kaçabilecek metinlere dair izlenimlerimizi artık bu yeni köşemizde topluyoruz.

 

Vitrindekiler; son ayların kitapları hakkında kısa kısa...

 

 


Ursula Le Guin’in bir albüme imza attığını biliyor muydunuz?

Yakın zamanda kaybettiğimiz Ursula K. Le Guin arkasında öylesine bir külliyat bıraktı ki, onun metinleri arasında gezindikçe sürekli daha derinlere inmeye başlıyoruz. Le Guin’in Hep Yuvaya Dönmek adlı kitabını okuyanlar bilir, Kesh adlı hayalî bir topluluğun detaylı bir tarihçesidir bu.


Podcast // Leyla ile Mecnun'dan tadımlık bir bölüm

Televizyonda yayımlandığı dönemde, hem edebiyata hem de popüler kültüre verdiği sonsuz referanslarla benzersiz bir dünya yaratan Leyla ile Mecnun dizisi, yayından kaldırıldıktan sonra da sosyal medya başta olmak üzere pek çok mecrada mizah anlayışımıza damga vurmayı sürdürdü.

 


Dünyadan // Tuğla kitapların dokusuna saklananlar

Yoğun, iddialı, kalın bir kitabı başından sonuna kat ederken bir okur ne hisseder? Kendisinden önce çevirmen ve editör rahat ilerleyebilmesi için elinden geleni yapmıştır muhtemelen. Yazar ve yazarın editörleri de labirenti kurarken tüm maharetlerini göstermiş, kâh okura tuzaklar kâh okurun takip edebileceği iplikler ya da kırıntıları itinayla yerleştirmiştir.


Dünyanın en sıra dışı yazar konaklama evleri

Bazen, yazdığınız metinle baş etmenin en iyi yolu, kafanızın içinden, evinizden, hatta ülkeden çıkıp gitmektir. Gideceğiniz yer, İtalya’nın göbeğindeki bir 15. yüzyıl şatosuysa ya da İzlanda'daki bir balıkçı köyüyse eğer, çoğumuzun buna bir itirazı olmaz!

 


Edebi hastalıklar ve tedavi yöntemleri

Henüz bu konuya kendini adamış tıp insanları ve klinikler yok, ancak onların varlığından hepimiz haberdarız. Eşimiz dostumuz, komşumuz, iş arkadaşımız ya da daha kötüsü, bizzat kendimiz!


BaşkaDünyalardan // Sınırları ihlal eden kahramanlar

Zombi nedir? Onu kapitalizm ve tüketim kültürüyle mi ilişkilendirmek doğrudur, yoksa sömürgecilik, ırkçılık, kölelik bağlamında ele alırsak mı anlam kazanır? Yerel inanışlarla, karabüyüyle, okültle, doğaüstüyle mi açıklanmalıdır, yoksa bilimin veya akılcılığın alanına da çekilebilir mi?


Hayvan dostlarımızla bu dünyayı daha adil paylaşmak için 20 kitap

Son yıllarda, hem hayvan hakları hem de ekoloji konusunda tüm dünyada belirgin bir hareketlenme var. Doğaya yönelik tahribat ve hayvanların yaşam alanlarının talan edilmesi artık gezegenin geleceğini tehdit eden bir boyuttayken, geç de olsa, insan dışındaki türlerle de duygudaşlık kurmak yaygın bir hal aldı.


Leyla ile Mecnun’un yolu edebiyatla kesişirse

Senaryosuyla, karakterleriyle, yönetmenliğiyle, hayranlarıyla kurduğu özel ilişkiyle tüm zamanların en ayrıksı yerli dizisi hangisi diye sorsak, Leyla ile Mecnun cevabının gür bir şekilde duyulacağını öngörebiliriz.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.