Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Arşivi

En çok okunanlar  


Okunmaması gereken romanlar listesi: 1. Cüce

Bahçede, kaktüs saksılarının arasında buldum, kargocu çocuklar niyeyse oraya bırakıp gitmişler, kim bilir kaç gündür duruyor, paket kağıdı yarı yarıya yırtılmış, kapağındaki kırmızılık yarı yarıya gözümü almakta. Daldırdım elimi, kaktüslerin dikenlerine çizdire çizdire çektim çıkardım oradan. “Adı Zenime'ydi." diye kulağıma pütürlü bir ses geldi.


Ateşin karanlık tarihi

Ateş yalancı bir ışık ve ısı yayar çevresine, karanlığa gebedir her kıvılcımı, tıpkı güç gibi, tıpkı iktidar gibi. Tutuşturanın eline öyle bir güç verir ki ateş, o elin her daim karanlıkta olduğunu, karanlıktan çıkıp geldiğini unutturur. Susulur hep ateşin karşısında , çıt çıkmaz kimseden, göz gözü görmez, göz bir tek ateşi görür.


“Yabancılar, tanrılar ve canavarlar” ya da muhafazakar aşındırma

Türkiye’de her ilde Kitapları İnceleme ve Değerlendirme Komisyonları kurulmuş. Bu cümleyi yazdıktan sonra uzun uzun düşünüyorum. Bu cümleyi yazmış olmanın verdiği sarsıntıyı atlatabilir miyim diye, bekliyorum, bekliyorum. Atlatamıyorum.


Karanlık çağırır, Lovecraft sinir sisteminde kalıcı hasar bırakır

 

“İnsanlığın güvenliği ve huzuru için, dünyanın bazı karanlık, ölü köşelerinin ve el değmemiş derinliklerinin olduğu gibi bırakılması mutlak bir zorunluluktur, uyuyan tuhaflıklar dirilmesin ya da kafirce yaşayan kabuslar kara inlerinden kıvrılarak dökülüp, yeni ve geniş fetihlerde bulunmasınlar.”

 

 

 

 


Yetişkinliğime çocukluğumdan yasak getirmişler…

Değil mi ki 2013, çocuk kitaplarını yasaklama talepleriyle geldi, ona kim hoş geldin diyebilir ki… En azından ben demem, diyemem… Benim çocukluğum, çocukluğumda okuduğum kitaplardır çünkü. Tesadüfen karşıma çıkmış ya da benim için alınmış, kütüphanenin kıyısında köşesinde unutulmuş ya da nice arkadaşın elinden geçe geçe bana ulaşmış kitaplardır.


Gün geçer, gece gelir yeniden

Bilge Karasu’yla ilk karşılaştığımda yaklaşık on beş- on altı yaşlarındaydım, Göçmüş Kediler Bahçesi… İlk duygum sonsuz bir şaşkınlık olmuştu.


Tepenin ardında ben varım!

Kötülük yabancılaşmadır, kötü de yabancı... Kutsal kitaplarda yazar bu hikaye, ama onların da ötesinden gelmiştir aslında. Ruh ışıklı olduğu kadar korkulu, gölgeli de bir şeydir ya, işte bu onun gölgelerde yarattığı ve içinden bir türlü çıkamadığı en eski hikayedir. Bilinçdışı korkularımızı başkalarına yansıttığımız malum.


Bir blog açtım, bütün hayatım değişti

Adı blogosfer, evet itiraf edeyim ki seviyorum ben bu atmosferi. Bir kere kelimenin tam anlamıyla karnavalesk bir ortam; rengarenk, kışkırtıcı, ilhamlarla dolu, hareketli, değişken. Üstelik rüyasal hafızayla işliyor; buraya nereden geldim, şimdi okuduğum, şimdi baktığım ne ki, diye düşünemiyorsunuz bile.


Edebiyatın çölüne hoş geldiniz ya da Gülten Dayıoğlu’nu nasıl bilirdiniz?

Hayat yoğun bir jöle kıvamında yine bu hafta; akmıyor da yapışıyor sanki. Yine bolca laf, değişen mevzular ve yine edebiyat ortalarda hiç gözükmüyor. Bir fuar geldi geçti, edebiyatın bu kadar az konuşulduğu bir hafta olmamıştır herhalde. Ters korelasyon dedikleri bu mudur acaba? Mimar-mühendis yazarlar cevaplar mı beni zorlasam, bilemiyorum.

Söyleşi

Sanat eleştirmeni Samed Karagöz, gazete ve dergilerde çağdaş sanat hakkında kaleme aldığı yazılarını Kamçatka (Profil Yayınları) adlı kitabında bir araya topladı. Karagöz, sanat üzerine yazarken, eleştirirken sanata karşı gösterdiği tutkulu bağlılığı ve sevgiyi hiç kaybetmeden, okuru için özel bir yol haritası da çiziyor.

ŞahaneBirKitap

Edebiyat eleştirmeni Adam Kirsch, Küresel Roman - 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak kitabında bir romanı küreselleştiren şey nedir sorusunun yanıtını arıyor.

Editörden

Kitaplarla ilgili internet sitelerini, dergileri karıştırdığınızda karşınıza çıkan en ilgi çekici içerik, “Hangi kitabı okumalıyım?” sorusuna verilen cevaplardır. Bu cevaplar genelde ortalama bir anlayışın yansımasıdır. Kitap okumak seçkin bir eylemdir ve kitap okuyacak kişi de, bu özel eylemi gerçekleştirmek için en “seçkin” kitabı bulmalıdır.