Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Yazarlar


Kerem Görkem

1994'te Karabük'te doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Şehir ve Bölge Planlama eğitimi aldı. 23. Ali Teoman Öykü Ödülleri kapsamında “Bisiklet” başlıklı öyküsü ödüle layık görüldü. İlk kitabı Aile Fotoğrafı, Mayıs 2016'da Sel Yayıncılık etiketiyle çıktı. Çeşitli dijital ve matbu yayınlarda ekseriyetle kitaplar hakkında yazmaya devam ediyor.

Tüm Yazıları

Kişilerin, fikirlerin ve nesnelerin ‘zaman’ ile çözümü belki de imkânsız, sımsıkı bir bağı olduğunu düşünmüşümdür hep. Zamanın kendi boyutları içerisinde var ettiği pek çok şey gibi edebiyat eserleri de o bağdan nasibini alıyor; hem iyi hem kötü etkiler görebiliyor. Kimi öyle iyi seçiyor ki doğacağı günü, ederinden çok kıymet görüyor.

Latife Tekin ile 2013 sonlarında, sanki göğün delindiği bir pazar sabahı Arnavutköy’deki evinde tanıştım. Kuvvetle ihtimal kendisi hatırlamakta zorlanacaktır, lakin bende, o günün anısı hayli büyük.

“Sonunda ortadaki hâkim, mahkeme başkanı, mikrofona birkaç kez iki parmağıyla vuruyor, ses salonda yankılanıyor. Boğazını temizledikten sonra ilk kez kafasını kaldırıp etrafa bakıyor: “Sessizlik,” diyor, “duruşmayı başlatıyorum.” Sesinin inceliği, neredeyse kadınsılığı beni şaşırtıyor.”Edebiyatın büyülü bir şey olup olmadığı konusunda çok düşündüm.

Hiç seyahatname okumamış birine bunun keyfini anlatmak zor. Gediklisinin, zaten rastladığı kitaba bir göz atmadan geçip gitmesi ihtimal dışı. Zira, sanki özünde, okurunu kendine çeken bir zıt kutbu taşır seyahatnameler. Hele de, zihne kentleri adamakıllı kurma imkanı verebilenler.

 

Pek çoklarından duymuş, hikâyelerden okumuşuzdur: Hayatımı yazsam roman olur! Ne ki, kurmacanın içine bir ömrü, hadi diyelim bir ömrün parçalarını sığdırmak sanıldığı kadar kolay değildir. Evet, sahiden de, her insan anlatıcısını bekleyen bir hikâyedir; ama o anlatıcının “kendi” olması işi iyiden iyiye çetrefil hale sokar.

Richard Brautigan ile ölümünden otuz yıl sonra, 2013’te tanıştım. Altıkırkbeş’in bastığı Karpuz Şekerinde, Kürtaj, Talihsiz Kadın, Babil’i Düşlemek, Çimlerin İntikamı, Japonya Günlükleri ve Big Sur’un Güneyli Generali kitaplarını yayınlanma tarihlerinin üzerinden çok zaman geçmeden edinip bir çırpıda okuduğumu anımsıyorum.

Tanıl Bora ve Mustafa Çiftci’nin derlediği Yengeler Cumhuriyeti, 2017’de yayınlandığında epey konuşulmuştu. Epey konuşulmuştu dediğim, altıncı ayında ikinci baskısını yapmıştı o kadar... Öyle iyi romanlar, kıymetli derlemeler, sessiz şiirler güme gidiyor ki, iki baskı yapanı işte böyle muzaffer görüyoruz.

Turkuvaz Kitap, geçtiğimiz yılın son aylarında hem içeriği hem kurgusu bakımından oldukça nitelikli bir romanı Türkçede yayınladı. Kanadalı yazar David Chariandy’nin ödüllü romanı Kardeş, Trinidadlı göçmen bir ailenin iki erkek çocuğundan küçüğü Michael’in gözünden hayatta kalma mücadelelerini anlatıyor.

Fatih Balkış’ın adı okura yabancı gelmeyecektir. Fars, Yerçekimi ve Baht Dönüşü kitapları Can Yayınları tarafından basılan romancı, dört yıllık bir aradan sonra dördüncü romanını da çıkardı. Bugüne dek hep iyi işlerle karşımıza çıkan Kafka Kitap’ın, ilk Türkçe edebiyat örneklerinden biri olarak sunuldu Karaçam Ormanı’nda.

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.